LIVING
LIVING

04 Ocak 2021

#Vogue2021Trends: Yaşam Alanlarının Geleceği

RÖPORTAJ: DİLRUBA KARAKÖSE

Evlerde geçirilen zaman ne kadar artış gösterdiyse, ofis ya da mekanlara ayırdığımız vakit ise bir o kadar azaldı. Peki pandeminin yarattığı bu durum, dekorasyon dünyasında neleri değiştirmiş olabilir? Ayrıca umutlarla ve yine de temkinli olarak başlagıcını yaptığımız 2021 yılında karşımıza ne gibi yenilikler çıkacak? Tüm bu soruların cevabını alanında uzman olan isimlerden dinliyoruz.

Kitchen-ist
Canan Tulca ve Nihal Akarsu

Kitchen-ist

Zaman içinde değişen trendler dekorasyon alanında da kendisini gösteriyor. Sizce 2021 yılında bu alanda karşımıza çıkacak yenilikler neler?

Pandemi sebebiyle enteresan dönemlerden geçiyoruz. Doğaya ne kadar bağımlı olduğumuzu anladığımız, silkelenip önem sıralarımızın değişmesine yol açan bir dönem bu. Bu nedenle tasarımın her alanında doğal olandan faydalanarak, fakat doğaya saygılı, geri dönüşümlü çözümlerin gündemde olacağını düşünüyoruz. Ayrıca bizi canlandıracak, içimizi kıpır kıpır yapacak, rengarenk bir görsel dünyanın trend olacağından şüphemiz yok. Teknolojik gelişmelerin hızlanması ve hayatımıza daha da adapte olmasıyla akıllı tasarımlar da her alanda önümüze çıkacak gibi gözüküyor. Yani bize göre 2021 doğal, rengarenk ve akıllı!

Pandemi kavramı yaşadığımız, çalıştığımız mekanları yeniden tanımlamamıza yol açtı. Sizin mimari ve dekorasyon anlamında gözlemlediğiniz değişimler neler?

Mekanlarla aramıza mesafeler girse de bu dönemin geçici olduğunu düşünüyoruz. Şimdilik kapasitenin altında kişi ağırlama üzerine çözümler üreterek, açık alanların efektif kullanımını arttırmaya önem gösteriyoruz. Kısıtlamalarla birlikte paket servisler önem kazandığından, tasarımlarımızda marka-tüketici iletişimi kuran paket ve ambalaj tasarımlarına yöneldik. Örneğin siparişinizle kutu veya etiket üstündeki bir kodu okutup dinleyebileceğiniz, yemek yerken size eşlik edecek müzik listeniz de paketinizle geliyor. Aradaki mesafeyi bu gibi çözümlerle azaltmayı amaçlıyoruz.

Kitchen-ist’ in nasıl bir mottosu var? Bir restorandan otel tasarımına kadar uzanan yolculuğunuzda sizin kimliğinizi yansıtan detaylar neler oluyor?

Mottomuz “Deliciously Brand Building”... Kitchen-ist bir tasarım mutfağı, biz burada tasarladığımız marka kimliğiyle, mekan kimliği örtüşen, özgün, ruhu olan marka mekanlar yaratıyoruz. Marka mekan diyoruz çünkü tasarımlarımızı yaparken iki disiplini, grafik tasarım ve iç mimariyi birlikte yoğuruyoruz. Hikayesiyle, yönlendirme tasarımlarından üniformalarına, aydınlatmalardan mobilya tasarımlarına, A’dan Z’ye, tek bir konsept doğrultusunda tüm tasarımlar bizim mutfağımızdan çıkıyor. Aslında bizim mutfağımızda ana araçlarımız grafik tasarım ve iç mimari olsa da, bir çok disiplinle birlikte çalışıyoruz ve her fırsatta sanatı ve sanatçıları projelerimize dahil etmeye gayret gösteriyoruz.

Yalın Tan + Partners
Yalın Tan

Kitchen-ist

Zaman içinde değişen trendler dekorasyon alanında da kendisini gösteriyor. Sizce 2021 yılında bu alanda karşımıza çıkacak yenilikler neler?

Bu yıl hayat, büyük ölçüde evlerde geçirildi. Bu nedenle alanlarımızın olabildiğince rahat hissetmesini istememiz son derece önem kazandı.  Aynı zamanda, spor salonu, eğlence alanı, çalışma alanı ve daha fazlasını üstlendikleri için evlerimizin sadece dinlenecek yerlerden daha fazlası olması gerektiği anlamına geliyor. Öngörümüz, salgın dolayısıyla temizlik ve hijyen görünümü yüksek yemek alanlarının ve özellikle mutfakta düzenli bir hissiyat yaratacak çözümlerin artması yönünde. Bu nedenle daha açık renklerin, özellikle doğayı içeri taşıma hissinin vurgulanacağı adaçayı yapraklarını andıran gri-yeşil tonlarının 2021 trendlerinin başında olduğu çok net. Bununla birlikte bakır ağırlıklı metal banyo/mutfak bataryaları ve aksesuarlarının, metal alaşımlı malzemelerle birlikte temasın mümkün olduğu kadar az olduğu ve temiz çizgilere sahip mutfak tiplerinin revaçta olacağını ve temassız akıllı teknolojilerin artış göstereceğini söyleyebiliriz. Ayrıca evden çalışırken fonksiyonel ve dönüşebilir mobilya ve mekan sistemlerine kayacağımız da son derece aşikar. 

Pandemi kavramı yaşadığımız, çalıştığımız mekanları yeniden tanımlamamıza yol açtı. Sizin mimari ve dekorasyon anlamında gözlemlediğiniz değişimler neler? 

Covid-19 belirsizliği sebebiyle tek ön görümüz, yaşama biçimimizin artık pek de eskisi gibi olmayacağı. Bunun uzantısı olarak da içinde çalıştığımız mekanlar, bu değişimden en fazla etkilenecek alanlar olarak gözüküyor. Bu açıdan baktığımızda ofis ortamı hiçbir zaman yok olmayacak elbette, sadece başka bir yöne doğru evrim geçirecek. En önemli konulardan biri sosyal mesafe ki ben buna fiziksel mesafe demeyi daha insancıl buluyorum. Tanımladığımız aramızdaki 2 mt. mesafeyi ofiste de koruyacağız. Bu nedenle şu anda alışık olduğumuz yakın düzendeki açık ofis mantığından nispeten uzaklaşılacak. Belki 50’lerdeki gibi herkesin ayrı bir odasının olduğu bir sistem değil ama, 80’lerde ki gibi hücresel workstation düzeni ağırlık kazanabilir. Toplantı ve sosyal alanlar daha tekil özellikli biçimlenecek. “Remote working” dediğimiz uzaktan çalışma sistemlerinin daha fazla devreye girmesiyle toplantı, tekil ve alternatif çalışma alanlarına da ihtiyaç daha fazla olacak. Diğer yandan Covid-19 sebebiyle ofis binalarında çok daha etkin bir şekilde otomasyon sistemlerini devreye girecek. Asansörü cep telefonundan çağırmaktan, yüz tanıma sistemleri ile kapıların otomatik açılmasına kadar geniş bir alandan bahsediyor olacağız. Tüm mekan tasarımlarında, üzerinde virüsü fazla barındırmayan, kısa sürede atabilen, kolay dezenfekte edilebilen malzemelerin kullanımı ağırlık kazanacak. Her kültür kendi içinde farklılık gösterecek olsa da harmanlanmış çalışma sisteminin kaçınılmaz olduğu ancak buna paralel ofis mekanlarının da değişkenlik gösterdiği yepyeni bir dünya bizi bekliyor.  

İç mekan tasarımı söz konusu olduğunda dekorasyon için nasıl bir yaklaşım belirlemek gerek? Nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

Nasıl yaşamlarımız ve alışkanlıklarımız değişecek ise evlerimiz de bu etki altında değişecek. Artan çoklu kullanım ihtiyacını (çalışma, dinlenme ve oyun) karşılayan alanlar yaratma şeklimiz ön plana çıkacak. Açıkçası bugüne kadar ele alınmadığı kadar sağlık ve hijyen konusu ele alınacak. Artık kendimizi hırsız ve böceklerden korumaktan çok virüsten koruma çabası içine girdik. Bu sebeple artık şehir dışı yaşamın daha önem kazandığı, bitkilerin yaşam mekanlarımızın içine gireceği, çok katlı binalarda da artık sadece temiz hava değil, balkon ve terasa ek olarak ara kat bahçelerinin de olacağı, temiz havaya ulaşma çabalarının daha da yükseleceği bir dönem olacağı kanısındayım. Ama bir yandan da giriş, oturma odası, yemek alanı ve mutfağın birleştiği açık plan alanlardan uzaklaşılıp, ayakkabı, kıyafet ve eşyalarımızı dışarda bırakabileceğimiz alanlara ihtiyaç doğacak. Doğa ve doğal olana dönme eğiliminin yükselmesi kadar, teknolojiye yapılan yatırımın da artacağı bir dönem bizleri bekliyor. Hijyenik yapı malzemeleri de bu süreçte önem kazanacak bir konu başlığı olacaktır. Bu arada tabii ki home office düzenine iç mekanlarda daha fazla dikkat edilecektir.  Mekânsal organizasyon değişerek tatmin edici akustik değerlere sahip, aydınlatma donanımı olan, ergonomik ofis mobilyaları ile desteklenmiş ayrı odalar söz konusu olacak.  

Studio Mada
Zeynep Tümertekin ve Ceren Özşahin

Kitchen-ist

Zaman içinde değişen trendler dekorasyon alanında da kendisini gösteriyor. Sizce 2021 yılında bu alanda karşımıza çıkacak yenilikler neler?

10 yıllık döngüler halinde akım ve eğilimleri dikkate aldığımızda, aslında 2021 ile birlikte yeni bir döneme giriyoruz. Bizim için bu akımlar işverenlerimizin özellikleri, projenin amacı ve mekanın kullanılma biçimi ile anlam kazanıyor. Gün ışığı, doku, renk ve ölçek, tasarladığımız duygu ve mekanı yaratmada en dikkat ettiğimiz noktalar. Geride bırakmayı istediğimiz 2020 yılının etkileri hiç şüphesiz üzerimizde oldukça güçlü. Vaktimizin çoğunu birden çok mekanda geçirirken tek bir alanı en verimli halde kullanmaya çabalıyoruz artık. Büfeler içerisinde misafirleri bekleyen 84 parçalı yemek takımları, kapalı kapılar ardında minderleri hiç çökmemiş kanepeler tam da geride kaldı diye düşünürken, önümüzdeki 10 yıl içerisinde günümüze uyarlanacakları aşikar.

Pandemi kavramı yaşadığımız, çalıştığımız mekanları yeniden tanımlamamıza yol açtı. Sizin mimari ve dekorasyon anlamında gözlemlediğiniz değişimler neler?

Pandemi sebebi ile ofis kullanımının azaldığı bu dönemde, yaşam alanlarına sığdırılmaya çalışılan üretim ve düşünce süreci her ne kadar belirli yönlerden verimli olsa da olumsuz yönleri bizce çoğunlukta. 2000’lerden bu yana çalışma alanlarını yeni yaşam alanlarına çevirmeye çalışan ve çalışanını birçok yönden beslemeyi ve mutlu etmeyi hedefleyen ofis tasarımları oldukça gündemdeydi. Şimdi ise ofislerdeki masalarımız gibi ekrandan göründüğümüz dikdörtgen kadrajı tasarlıyor, dekore ediyoruz.

Mamut Art Project’in eski sanatçıları olarak bu disiplin sizi nasıl değiştirdi? Söz konusu sergi tasarımı olduğunda diğer iç tasarım ve mimari projelerinden hangi noktalarda ayrılıyor?

Sergiler çok uzun zaman geçirdiğimiz yerler değiller aslında. Bir başlangıç ve bitiş noktası, kendi içinde bir zamanı var. İzleyici tarafından deneyimlenen sergiler, çoğunluğa hitap eden, izleyicinin hap bilgilerle donatıldığı bir ekspozisyon aslına bakılırsa. Mimari ve iç mimari ile ortak değerlerden faydalanarak algıyı katmanlaştırıp, izleyiciyi hikayenin bir parçası haline getiren bir kurgu sergi tasarımı. 

I-AM
Emre Kuzlu

Kitchen-ist

Zaman içinde değişen trendler dekorasyon alanında da kendisini gösteriyor. Sizce 2021 yılında bu alanda karşımıza çıkacak yenilikler neler?

2020’de hayatımıza bir anda yeni kişisel hijyen önlemleri girdi. Antibakteriyel sabunlardan yanımızda taşıdığımız kolonyalara, maskelere kadar… Panik tüketimi kavramı ile karşılaştık. Stoklama yapanlarımız oldu. Zorunlu olarak bazı alışkanlıklar edindik. Farklılaşan müşteri deneyimleri ile karşılaştık. Şu an durduğumuz yerde görüyoruz ki, bu dönem bittiğinde hayatlarımızda birçok değişiklik olacak. Daha yaşanılır bir dünya istiyorsak, olmalı da. Biz değişmeli ve dönüşmeliyiz. 2021’de her alanda üç temel konunun çok önemli olacağını düşünüyorum: sürdürülebilirlik, birliktelik ve sosyallik… Moda, tasarım, çalışma, ev yaşamı ve birçok alanda ekosistemimizi düşünmek zorundayız artık. Doğa dostu, etik ve ahlaklı iş modellerine daha fazla yatırım yapmalıyız. Neyi, nasıl, neden ürettiğimizi ya da tükettiğimizi sorgulamalıyız. Bu önemli üç konunun, her sektörde olması gerektiği gibi, hem tasarımda hem de mimaride öne çıkması, konuşulması, üzerine aksiyon alınması gerektiğini düşünüyorum.

Pandemi kavramı yaşadığımız, çalıştığımız mekanları yeniden tanımlamamıza yol açtı. Sizin mimari ve dekorasyon anlamında gözlemlediğiniz değişimler neler?

2021’de mimari ve tasarımda, en çok yaşanılan alanlarda öne çıkan konular konfor, bakım ve sağlıklı yaşam... Bunun peşinden minimal mekanlar, hem beden hem ruh sağlığını destekleyecek ortamlar geliyor. Pastel tonların hakim olduğu, dışarıdaki yeşil doğanın içeriye taşındığı ortamların öne çıkacağını düşünüyorum. Çalışma alanı konusuna baktığımızda, pandemi ile birlikte mimari yapılar, mekanlar sorgulanmaya başladı, evet. Bu dönemde birçok insan evden çalışmaya başladı, alıştı ve bu durumdan memnun olanlar da çoğunlukta; çünkü evden çalışmanın avantajları çok. Yaşadığımız bu sürecin tasarıma da ilerleyen dönemde etkisi olacak. Bu konuda çok fazla fikir var. Daha geniş koridorlardan daha temassız yerleşimlere gibi. Daha minimalist bir yaşam ve buna eşlik edecek mimari yaklaşımlar... Ama bu süreç bize aslında bambaşka bir ortaklığın da yapılması gerektiğini gösteriyor bence. O da biyolojinin, mimarinin ve tasarımın ortak çalışması. İlerleyen günlerde bu konunun önem kazanacağını düşünüyorum. Tek başına tasarım, virüslerle ve bakterilerle savaştığımız dünyada yeterli olmayacak. Birçok bilim dalının ortak çalışmaları sonrası yeni yerleşimlerimizi, yeni AVM’lerimizi, yeni marketlerimizi ve yeni çalışma alanlarımızı tasarlamamız gerektiğini düşünüyorum. Özetle hem açık kapalı alan dengesini yakalayabilen, doğal materyaller kullanılan, doğadan renkleri içeren, sakinleştirici mekanlar ile insanlara güvende oldukları hissini verebilen, hem de farklı teknolojileri kullanarak kaliteli bir iç mekan kurgusu yaratabilen mekanlar öne çıkacak diye düşünüyorum. Çünkü iyi kurgulanmış mimari projeler meditasyon kadar değerli olabilir.

I-AM’in nasıl bir dünyası var biraz bahsedebilir misiniz? Ayrıca iç mimaride olduğu gibi dijitalde de farklı tasarımlar geliştiriyorsunuz. Peki, sizinle iletişime geçildiği takdirde nasıl bir süreç izliyorsunuz?

I-AM; Londra, İstanbul, Dubai ve Mumbai stüdyolarındaki 120 yaratıcı çalışanı ile dünyanın birçok ülkesinde, markaların müşteri deneyimi alanındaki fiziksel ve dijital ihtiyaçlarını karşılamak için insan odaklı tasarımlar geliştiren ve yenilikçi projelere imza atan bir danışmanlık şirketi. İlhamını insandan alan deneyimler tasarlıyoruz. Her projede markalar ve müşterileri arasında güçlü ve sürdürülebilir bağlar kurmayı amaçlıyoruz. Perakendeden eğlenceye, bankacılıktan yeme-içmeye birçok sektörde birçok farklı müşteri grubunu hedefleyen uluslararası ve ulusal birçok marka ile çalışıyoruz. Her projede aslında insanların her gün kullandıkları ürün ve hizmetlere fiziksel ve dijital tüm temas noktalarını kapsayan kendi geliştirdiğimiz yöntemlerle, bütüncül bir anlayış ile yaklaşıyoruz, markaların kullanıcıları için hedefledikleri deneyimleri incelikle kurguluyor ve markalarla insanlar arasında güçlü ve sürekli bağların kurulması için ilhamını yine insanlardan alıyoruz.

ETİKETLER: #VOGUE2021TRENDS , DEKORASYON