23 Mart 2015

O Kız: Tuğba Kuzdere

YAZI: BUĞU MELİS ÇAĞLAYAN

Stil doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir? Söz konusu Tuğba Kuzdere’yse bu soruya net bir cevap verebiliriz. O, stiliyle doğanlardan. Üniversiteyi Ankara’da okuyan Tuğba, Milano'da moda pazarlama ve yönetimi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlamasının ardından Ugo Cacciatori'ten Costume National'e uzanan prestijli markalarda hızlandırılmış bir sektör deneyimi kazanıp Türkiye'ye dönüş yapmış. Modaya dair her şey onun radarında. Stil ve tasarım danışmalığı hizmeti verdiği şirketi Lamodaist ve ünü Türkiye sınırlarını aşmış eşarp markası Tukutukum'u birlikte yürütmesinin sırrı, belki de bu. Yalın ve maskülen bir stili olsa da, detaylardaki feminenlik vurgusunu fark etmemek elde değil. Bu vurgu, Tuğba'nın stilini farklı kılan şeyin ta kendisi. Vintage parçaların modern trikolarla, American Apparel disko pantolonların onun rengarenk eşarplarıyla buluştuğu bu eklektik dünya, hem şimdinin tam içinde, hem bu zamana ait değil. Bu tespiti doğrularcasına stil ikonun kim sorusuna tek nefeste Linda Rodin cevabını veriyor Tuğba. 67 yaşındaki Rodin, neredeyse yarım asıra yayılmış kariyeriyle onun ilham kaynaklarından.

 

 

İşi kıyafet ve aksesuarlarla alakalı olunca, Tuğba'nın rutin alışveriş durakları da haliyle alışılmışın biraz dışına çıkıyor. Alışveriş merkezlerinden hoşlanmıyor, Souq Karaköy ve Nişantaşı butikleri onun için çok daha cezbedici. Hazırgiyim söz konusu olduğunda çok seçici değil, neredeyse tek kriteri sentetik olmayan kumaşları tercih etmek. Zaten kumaş alışverişleri Tuğba için önemli bir ritüel. Dekorasyon ve ev malzemeleri için Kapalıçarşı, antika parçalar için Tiflis, ikinci el hazineler için ise New York'un Williamsburg bölgesi favori alışveriş adresleri arasında. Marka takıntısı yok, ancak Ricardo Tisci ve Ulyana Sergeenko’nun onun için ayrı bir yeri olduğunu belirtmeden geçemiyor. Bir tasarımcı olarak yaşamındaki her an ve anı ona ilham veriyor. “Soyut veya somut, rüya veya gerçek, aklımda kalan bir kare benim için yeterli” diyor, nelerden beslendiğini anlatırken. 

 

 

Makyajı adeta onun imzası gibi, incecik bir eyeliner ve farklı tonlarda bordo ruj Tuğba için yeter de artar bile. Babasının doğumgünü hediyesi olan bilezik ise üzerinden asla çıkarmadığı tek aksesuarı. Özgün, yaratıcı ve her haliyle cazibeli. Tuğba’nın dünyası, tek bir sayfaya sığamayacak kadar dolu ve renkli.

 

 

 

 

ETİKETLER: DERGİDE BU AY , ARŞİVDEN , O KIZ , TUĞBA KUZDERE