26 Ocak 2015

Mekan Algısı

YAZI: SUZY MENKES

CLOAKROOM
 
"Cloakroom", bir Olivier Saillard ve Tilda Swinton performansı.
Fotoğraf: Pitti 
 
Tiyatronun yıldızlı tavanına büyülenmiş bir şekilde bakarken Tilda Swinton ile Fransız tarihçi ve küratör Olivier Saillard'ın iki kişilik moda gösterisini izlemek üzere yerime oturuyorum. 
 
"Cloakroom",bir Olivier Saillard ve Tilda Swinton performansı.
Fotoğraf: Pitti 
 
Gösteri, vestiyerlerde ceketleri almakla görevli bir kadının gizli dünyasına dairdi, eğilerek bir ceketi alışı, elleriyle şöyle bir silkeleyip katlayışı, bir diğerini omuz silkerek farkında olmadan kabul edişi...Tilda, ahşap bir masanın üzerinde mutlulukla dönerken ceket onu sarıp sarmalamış haldeydi. Bir diğer hareket, aşka davet kokuyordu, ceketlerin boş ceplerini parfümle, çiçeklerle, şairane bir mesajla ve hatta bozuk paralarla doldururken keyiften büyülenmeye kadar birçok duygu yaşıyordu. 
 
"Cloakroom", bir Olivier Saillard ve Tilda Swinton performansı 
Fotoğraf: Pitti 
 
Cloakroom'un sergilendiği Teatro della Pergola'nın süslü tavanı. 
 
Bu performansta ceketleri askılara asmakla görevli olan ancak normalde Palais Galliera'daki sergileriyle bilinen Saillard "Ceketler genelde dışarı çıkmakla ilişkilendirilir, bu sefer içeri girmekle alakalı olsunlar istedik" diyor. Kıyafetler rastgele seyicilerden alınmıştı, yani aslında Tilda'nın tepkileri önceden planlanmamıştı.  
 
Tilda ve Olivier gösteri sonunda selam veriyor.  
 
Eğer acı verecek kadar yavaş olan ama etkileyici bir hikayeye sahip bu gösteriyi, Paris'te ikilinin genel mekanı Palais de Tokyo'da, kaba ve modern bir mimariye sahip o binada izleseydim yine aynı şeyleri hisseder miydim diye merak ettim.  Orada Tilda'nın Napolyon ve Coco Chanel gibi isimlere ait tarihi eşyaları tek tek gözler önüne serdiği gösteri "An Impossible Wardrobe"u izlemiştim.  
 
Bu defile, belki de sergilendiği yerden dolayı daha çok performans sanatına benziyordu. 
 
Tilda, "Bu fikir ilk kez "Impossible Wardrobe'u hazırlarken ortaya çıktı. Neticede, Napolyon'un kıyafetlerine dokunmak ne kadar etkileyici olursa olsun, o da sadece bir erkek ceketi." diyor. Vestiyer çalışanı karakterinin Mars'tan geldiğini, bu yüzden de kıyafetlerin amacını anlamadan, onlara içgüdüyle yaklaştığını hayal etmiş.  
 
Tilda, "Bana ilham veren başka bir şey de son üç senedir annemden kalan eşyaları ayıklıyor olmamdı; üzerinde delikler açılmış olan bazı kıyafetler de dahil tek tek hangisi atılacak hangisi kalacak diye düşünmek bana ilham verdi." diyor.  
 
Tiyatroyu, gösterinin hissettirdiği duygularla ve bu duyguların performansın sergilendiği yere ne kadar da bağlı olduğunu düşünerek terk ettim. Floransa'da her Pitti Uomo sezonunda defile mekanı olarak, ortaya olağandışı tarihi veya modern binalar çıkıyor.  
 
MARNI: HEYKELDEN DOKU 
 
Museo Marino Marini'de mankenler heykellerin etrafında yürüyorlar. 
 
Pitti Uomo 87'nin konuk tasarımcısı Marni'nin  Museo Marino Marini'de düzenlenen erkek giyimi defilesinden bir görünüm. 
 
Marni'nin mekan olarak seçimi Museo Marino Marini'ydi. İtalyan çağdaş sanatçısı tarafından, ham taşlardan yapılan bu heykellerin Rönesans dönemi yumuşak mermer heykelleriyle alakası yok. Marino Marini'nin belirsiz şekilleri ve formlardaki sadeliği Marni'nin koleksiyonunun çocuksu masumiyetine mükemmel bir şekilde uyum sağlamış.  
 
Pitti Uomo 87'nin konuk tasarımcısı Marni'nin  Museo Marino Marini'de düzenlenen erkek giyimi defilesinden bir görünüm. 
Fotoğraf: Pitti Immagine 
 
Erkek giyim defilesi podyumunda, dokunsal ve kaba yüzeyler bir arada güzel bir kombinasyon oluşturmuşlar. Marni'nin 2015 Kış erkek giyim koleksiyonunda, hem şekiller hem de dokular önemli bir yere sahip. Terzilikte kumaşların yüzeyine dikkat edilmişti, bazen küçük damalar, bazen deri bazen de koyun yünü kullanılmıştı. Örgü kıyafetler en dokunulası olanlardı, yumuşak ve tüylülerdi; ancak her zaman erkeksi ve sanatsal gözüküyorlardı. Floransa, Marni'nin vizyonuyla bu kadar uyumlu bir defile mekanı vererek kreatif direktör Consuelo Castiglioni'ye bir iyilik yapmış oldu. 
 
Pitti Uomo 87'nin konuk tasarımcısı Marni'nin Museo Marino Marini'de düzenlenen erkek giyimi defilesinden bir görünüm. 
Fotoğraf: Pitti Immagine 
 
Museo Marino Marini'de mankenler heykellerin etrafında yürüyorlar. 
 
GROTTO VE FRESK
 
Andrea Incontri defilesinin düzenlendiği Palazzo Corsini'nin tavanı.
 
Andrea Incontri defilesinin düzenlendiği Palazzo Corsini'deki grotto.  
Fotoğraf: Giovanni Giannoni 
 
Floransa'da Palazzo Corsini'deki şaşaalı grotto ve tarihi freskler Andrea Incontri'nin sade çizgilere sahip defilesini gölgede bırakmak üzereydi, ancak zaten amaç da buydu: şık moderniteyle barok karmaşasının bir arada zıtlık oluşturması.  
 
Palazzo Corsini'deki The Aquazurra mağazasının tavanı.
 
Mankenler, fonksiyonel kıyafetlerin ve şık ayakkabıların içinde hızla yürümüş olsalar bile, şiddetli müziğin altında, yine de sofistike bir çalışmanın olduğunu düşündüm. Belki de tasarımcının kumaşların dokusuna karşı bu kadar duyarlı olmasının, ham ve işlenmiş kumaşları yanyana getirmesinin sebebi kökeninin Mantova'dan geliyor olmasıydı. Geçmişin ihtişamıyla, 21. yüzyılın aşırılığını bir araya getirmenin zekice bir yolunu bulmuş.  
 
Palazzo Corsin'deki Pitti Uomo 87'de Andrea Incontri tasarım projesi.  
 
MÜKEMMEL AYAKLAR
 
Aquazurra tasarımcısı Eduardo Osorio ve Suzy.
 
Palazzo Corsini'nin öbür tarafındaki Aquazurra ayakkabı mağazası ve genel merkezi, Pompeii fresklerinden esinlenilmiş Floransa mimarisine sahip tavanlarından tutun da canlı renklere ve el yapımı süslemelere sahip ayakkabılarına kadar bir İtalyan palazzo'sunun bütün ihtişamına sahip. 
 
Palazzo Corsini'deki Aquazurra mağazası.  
Fotoğraf: Aquazurra 
 
Mağazada sergilenen bir Aquazurra ayakkabısı.
 
Kolombiya doğumlu tasarımcı Eduardo Osoria İtalya'ya Miami ve Central Saint Martins aracılığıyla gelmiş. Moda hayatında, René Caovilla ve Ferragamo gibi isimlerle çalışmış.
 
Arno nehrine bakan mağaza , ziyaretçilerini Floransa'nın sanatsal geçmişine taşırken hem kompleks ve renkli, hem de şık ve giyilebilir ayakkabılar sunuyor. 
 
MÜZİK ARASI 
 
Floransa'nın üst tarafında kalan tepelik bölge Fiesole'deki Villa di Maiano, New York'un kült markası Hood by Air'in defilesi için ideal yer miydi? 
 
Hood by Air Pitti Special 
Fotoğraf: Pitti Immagine 
 
Hood by Air 
 
Cevap: Evet, eğer tasarımcı Shayne Oliver'ın amacı tıpkı binanın Gotik ve Neo-Rönesans karışımı olması gibi zıtlıklarla oynamaksa.  
 
Ziyaretçiler, Floransa Müzik Akademisi'nden bir koronun tatlı şarkılarıyla karşılandı, ta ki DJ'in bangırdayan müziğiyle susturulana kadar. Defile, Floransa'ya tepeden bakan bir balkonda orkestra operasıyla sona erdi.  
 
Ve kıyafetler? Zemine yansıtılan beyaz halüsinojenik ışığın ve sağır edici müziğin beni, kaliteli ve şık dış giyim kıyafetlerine, 70'lerin havasını taşıyan bol pantolonlara ve platfrom ayakkabılara pek de iyi hazırladığından emin değilim.  
 
Ama ne de olsa herkes bir fuara gidip kıyafetleri raflarda görebilir. Öte yandan mekan seçimi işe macera ve sürpriz katıyor.
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: MARNİ , SUZY MENKES , TİLDA SWİNTON , AQUAZURRA , HOOD BY AİR , AYAKKABI , MODELLER , MODA