10 Ocak 2017

Sevgili Otel... Otellere Yazılan Aşk Mektupları

YAZI: CAN REMZİ ERGEN

''Eşim Hannah ile ilk defa Le Sirenuse’de kaldığımızda beynimizden vurulmuşa döndük. İnsanların Le Sirenuse’dan bahsederken nefeslerinin kesildiğini fark edersiniz. Positano’nun tepesinde bir kayaya yapışmış bir midye düşünün. Otel en müthiş restorana sahip. Hannah ve ben otele geldiğimizde çok basit yemeklerin hayalini kuruyorduk: makarna, Caprese salata ve de birer kadeh soğuk beyaz şarap. Menüde olmayan bu seçkiyi bizim için hazırladılar. Masaya işte tam olarak bu geldi: Sadeliğin rüyası. Hiçbir şey o güzel terasta harika kıyıya bakarak yediğimiz yemekten daha lezzetli olamazdı''.

condé nast traveller

Fotoğraf: Richard Powers

Oyuncu Eddie Redmayne’nin Le Sirenuse’e yazdığı aşk mektubu tabii ki buradan devam ediyor. Oteller çok enteresan yerler. Size evinize gelmişsiniz gibi davranıldığı ama oradan kolayca çıkıp gidebildiğiniz bir mekandan bahsediyoruz aslına bakılırsa. Özellikle Conde Nast Traveller’ın otellerinden bahsediyorsak size en az evinizdeki kadar iyi bakılacağı kesin. Belki de bütün bu insanlara bu mektupları yazdıran şeylerden biri de budur. Kapıdan girdiğiniz anda oluşan ev hissi. Sadece bunu neden göstermek haksızlık olacaktır. Livia Firth’ün favorisi Song Saa oteldeki ambiansı düşününce orada bana dünyanın en kötü insanıymışım gibi davranılsa da oraya giderdim.

condé nast traveller

Fotoğraf: James Bedford

Aklımda bir başka soru var: Oteller aslında gerçekten var mıdır? Yani evet oteller yer aldıkları yerlerden esinlenebilir, bulunduğu yerde tamamen bulunduğu coğrafyadan farklı bir atmosfer yaratabilir, ya da ikisini bir arada da yapabilirler. Diğer yandan belki de otelleri bu kadar çekici kılan şeylerden biri de bize aslında olmayan bir yeri sunuyor olmalarıdır. Bir sanat eseri gibi çok disiplinli kurmaca yerleşkeler: mimarisi, dekorasyonu, içindeki sanat eserleri, bulunduğu yerden aldığı özellikler, kültürü. Yani gerçek ile kurmaca arasında bir yerde bulunan mekanlar aslında oteller. Hem de, hem olup hem olmayan yerler sanki. Tabii bir de sizin kaldığınız odada kalan başka bir sürü insan ve aynı oda ve o mahremiyette yaşanan farklı hikayeler var.

Chateau Marmont’un sahibi eğlence sektörünün parmakla gösterilen adamlarından Andre Balazs: ''Dünyada yetişkinlere ait zevklerin en çok yaşandığı yer otellerden başka bir yer olamaz'' diyor ama konumuz bu değil. Sonuç olarak kısa ya da daha uzun bir süre size ait bir mekânmışçasına yaşadıktan sonra odanın anahtarını teslim edip orayı terk eden de biz değil miyiz? Tamam Chic Stays’e bakılırsa bazı insanlar gerçekten pek geride bırakamıyor bazı otelleri. Ve burada konu tam da bununla alakalı.

condé nast traveller
Chic Stays Conde Nast Traveller İngiltere'nin editörü Melinda Stevens editörlüğünde okurlarla buluşuyor

Siz de günümüzün oyuncu, modacı, yazar ve önde gelen isimlerinin otellere yazdığı aşk mektuplarını okumak ve kendilerine aşk mektupları yazılan otellere gitmeden bir ön ziyaret yapmak isterseniz Assouline’in İstanbul Bebek’teki üzerine aşk mektupları yazılan otellerden aşağı kalmayan mağazasını ziyaret edin. Chic Stays kitabı sizi bir yerlere götürmek için orada hazırolda bekliyor.

ETİKETLER: CHİC STAYS , KATE MOSS , ASSOULİNE , BEBEK , KATE WİNSLET