14 Ekim 2015

Ve Tanrı Erkeği Yarattı: Burak Özçivit

YAZI: EBRU ÇAPA

FOTOĞRAF: SERKAN ŞEDELE

MODA EDİTÖRÜ: KANER KIVANÇ

15-10/14/burak-ozcivit-153227-1444828324.png

Fotoğraf: Serkan Şedele

 Kilyos, Burç Beach’deyiz. Tesis henüz resmen açılmamış olmasına rağmen otopark ve deniz kenarı gittikçe kalabalıklaşıyor. Mayısın ortasında, temmuz sıcağı var neredeyse ve arada insanın kulağına kum kaçırmacasına, alev esiyor.

Özçivit, çekime anlam katmak adına belirlenen temaya göre, çöl ortamında yalnız bir vagabond’u canlandıracak. Ki öğle yemeği molasında, yemeğini karavanda tek başına yemesinden, ağzını mahkeme kararıyla açarmışçasına suskunluğuna kadar; temayla gayet ahenkli bir tutum içerisinde olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Bir fotoğrafçı için nimetten süje. Ne denirse, anında yapıyor. Tek bir komut üzerine, pür seksapel, ısırgan bir bakıştan, gözünün bebeği ışıldayan, dünyanın en mütebessim adamına geçişi salise meselesi. Kameranın işinin bittiği anda, ifadesiz bir ifadeye bürünüp kıyafetini değiştirmek üzere yine karavana yollanıyor.

15-10/14/burak-ozcivit-153257-1444828372.png

Fotoğraf: Serkan Şedele

Çekim bitip de röportaj için konuşlandığımızda kesin kanaat getiriyorum: Burak Özçivit’le bir dergi çekiminde bir araya gelecekseniz, işin sözeldense, görsel ayağında çalışıyor olmayı bin kere yeğlersiniz. Kimi konulara, girmesek olmaz mı; kimilerine ben bilmem bilen bilir, tonunda yaklaşıyor… Bu tutumlu sözlerinin arasına defne yaprağı misali, nasıl bir adam olduğunu söyleyen cümleler diziyor:

“Ben risk almayı seven, hırslı bir adamım.”

“Ben işini sette bırakan bir adamım.”

“Ben devamlı düşünen bir adamım.”

 

Karşının çocuğu

24 Aralık 84 doğumlu bir “karşının çocuğu” Burak Özçivit. Ev hanımı annesi Ceyhan, serbest meslek erbabı babası Bülent ve beş yaş küçük kız kardeşi Burçun’dan oluşan çekirdek ailesine olağanüstü düşkün bir şekilde, Kadıköy’de büyümüş. Annesi çağırana kadar sokakta top, çağırdıktan sonra evde oyuncaklarıyla oynamayı seven, söz dinleyen, “hiperaktif falan olmayan”, kendi halinde bir çocukmuş. Ha, bir de oturdu mu başından kaldırılamayan bir çizgi film hastasıymış. Öyle ki, büyüyünce ne olmak istediği sorulduğunda, Batman olmak istediğini söylüyormuş: “Uç noktalarım vardır; uç noktaları olan bir adamım ben” diyor. Nedir o uç noktalar, sormayacaksınız artık. Ya da dilerseniz siz buyrun sorun; o nasılsa cevap vermiyor.

Arabaları durduğu yerde seviyor

Trafik ve eğlence derken… Malum, bir eski araba merakı var; en azından ondan bahsederiz şeklinde umutlanacak gibi oluyorum: “Araba merakım da kalmadı; böyle bir şey olamaz. Benim kadar araba seven var mıdır acaba? Yani ben çok hastaydım arabalara ama bıktım biliyor musun… İstanbul trafiği yüzünden bıktım. Altındaki o araba olsa ne olur ki. Günümün beş saati yolda geçiyor. O trafiği hep çektiğim için, şu anda arabaya binmek istemiyorum resmen. Arabayı seviyorum da durduğu yerde seviyorum. Bakayım, tamam yani, binip nereye gideceksin? Gidemiyorsun. Motor kullanıyorum bu aralar.”

ETİKETLER: BURAK ÖZÇİVİT , VOGUE MEN , ARŞİV , TREND