10 Ekim 2017

Arizona'nın Doğası

YAZI: ZEYNEP AKDOĞAN

FOTOĞRAF: YANİV EDRY

MODA EDİTÖRÜ: NAZ BİLEYDİ

Balık ağlarıyla süslenmiş salaş bir restoran, ahşap masa ve sandalyeler, yemyeşil bahçeler… En az bu mekan kadar doğal, samimi ve mütevazı bir süpermodel Arizona Muse ile İstanbul, Kilyos’tayız. Muse, çiçek desenli asimetrik elbiselerle tabiata yakın; örme trikolar ve yamalarla dekore edilmiş parçalarla sıcak ve bohem.

arizona muse

Fotoğraf: Yaniv Edry, Vogue Türkiye Eylül 2017 

Duru ve insanı mıknatıs gibi çeken bir güzelliği var. Ayrık gözleri ve derin bakışları ona gizemli bir hava katıyor. Tavırları, genç yaşına rağmen olgun, ağırbaşlı. Sabahtan bu yana yeşiller, çiçekler arasında poz veren Arizona Muse ile akşamüstüne doğru denize nazır bir restoranda karşılıklı oturuyoruz. Çevresindeki herkesi rahatlatan sükuneti, bu röportaj için duyduğum heyecanı da anında yatıştırıyor. “Kendimi bildim bileli sakin biri oldum,” diyor. “Hiçbir şeyi abartmayı sevmiyorum.”

Bu özelliği sadece işine değil, özel hayatına da yansıyor. Arizona Muse, osteopat Boniface Verney-Carron ile geçtiğimiz aylarda Londra’da şaşaasız bir kutlamayla evlendi. Yalnızca yakın ailesinden oluşan davetli listesi bir yana, Muse’un sadelik anlayışının en belirgin göstergesi, arkadaşı Alice Temperley ile birlikte tasarladığı gelinliğiydi. Aslında, gelinlik kategorisine bile giremeyecek yalınlıkta, ince askılı, derin yırtmaçlı, beyaz bir slip elbiseden bahsediyorum. Üzerine giydiği aynı kumaştan uzun kollu ceket, önden birkaç düğmeyle birleştirilmiş. Pırlantalı Chopard kolyesi ise sade stilini bir öteye taşıyan tek unsur. Temperley London’ın yaratıcı ekibiyle birlikte tasarım yapmak çok özel bir deneyimdi” diyor Muse.

Bir model olarak işin mutfağına girip örneğin bir markayla tasarım işbirliği yapma konusunda hevesi var mı, merak ediyorum. “Giyinmeyi seven biriyim ve giysilerin kadınlara özgüven veren gücüne inancım sonsuz” diyor. “İlerde tasarım adına bir şeyler yapmayı çok isterim. Fakat ne olursa olsun, mutlaka sürdürülebilir olmalı.” Günlük hayatında uzun yıllarca giyebileceği, kaliteli, el emeği parçaları tercih eden Muse, hızla değişen moda trendlerinin ve kısa ömürlü giysilerin çevreye zararlı olduğunu hatırlatıyor. “Henüz bir çevreci denecek kadar aktif değilim. Ama söz konusu işçi hakları ve doğaya zarar veren malzemeler olduğunda bilinçli bir tüketici olmaya gayret ediyorum. Şarkı söyleyemem, dans edemem, yemek de yapamam ben. Ama kullanılmayan ışıkları kapatmakta çok iyiyimdir.”

Arizona Muse’un doğaya karşı bu hassas yaklaşımı, anne olduktan sonra artmış. Oğlu Nikko doğduğunda genç model henüz yirmi yaşındaymış. Onu tek başına yetiştirirken karşılaştığı güçlüklerden bahsederken, sakin ama neşeli ruh hali değişiyor biraz; duygusallaşıyor. Modelliğe on dokuz yaşındayken başlayan Muse, Nikko’yu dünyaya getirdikten hemen sonra mesleğine yaklaşık iki yıl ara vermiş. “Hem onun, hem de benim mutluluğum için hayatımı dengelemek çok önemliydi” diyor. “Her şeyden önce, neyi ne zaman yapacağıma karar vermem ve bu kararların arkasında durmam gerekiyordu.” Oturduğu ahşap sandalyede hafifçe doğrularak, genç ve bekar annelere, “Bazı şeyleri yapmak için acele etmeyin, doğru zamanı bekleyin” diyor. “En basit kararlar bile büyük farklar yaratıyor. Örneğin ‘haftasonları çalışmayacağım’ dediğim gün, hayatım değişti.” Tavsiye verirken, kıymet verdiği bir başka tavsiyeyi de paylaşıyor: “Şükret. Bugüne kadar bana verilen en değerli öğüt bu.”

Arizona Muse’un yıldızı, anne olduktan sonra podyumlara geri döndüğü 2011 yılında parladı. Moda haftalarında Chanel, Yves Saint Laurent ve Prada gibi birçok modaevinin defilesinde açılış ve kapanışı o yaptı. 2012’de Modern Muse parfümünün yüzü olarak Estee Lauder ile yaptığı milyon dolarlık sözleşme, bu yükselişe önayak oldu. Aynı dönem, başta Vogue Amerika olmak üzere, Avustralya’dan Çin’e, birçok Vogue edisyonunun kapağı için poz verdi. Arizona Muse, 2013 yılı Şubat sayısında, Vogue Türkiye’nin de kapağındaydı. Kendisine, bu gelişinde Türkiye’yi nasıl bulduğunu soruyorum, zira ülkemizi defalarca ziyaret ettiğini sohbetimiz sırasında öğreniyorum. Meğer, Bodrum başta olmak üzere sahil kıyılarımızı boydan boya gezmiş. “Hem Türk mutfağını, hem de yardımsever Türk insanını çok seviyorum. Ziyaretlerimin, Türk tarihi ve sanatıyla küçükken ailem sayesinde tanışmamdan kaynaklanan bir yakınlık, bir merak duygusuyla da alakası var.”

Öğlen güneşi ağaç altı gölgelerini bile ısıtırken, Arizona Muse ayağında sivri burunlu, peluş kadifeden yapılmış, petrol mavisi Aquazzura terliklerle kamera karşısına geçiyor. “Yeni Aquazzura sezonundan favorim, terlikler; yürürken ayağımdan asla çıkmıyor, düz olmasına rağmen davetlere giyilebilecek derecede şık ve çarpıcılar.” Yirmi sekiz yaşındaki süpermodelin İstanbul’a gelme sebebi de Aquazzura’nın Türk doku ve desenlerinden esinlenen yeni koleksiyonunu tanıtmak; Arizona Muse, 2016 yılından bu yana Aquazzura’nın marka elçisi. Ünlü İtalyan ayakkabı markasının kurucu ve tasarımcısı Edgardo Osorio, “Onun hayat enerjisine hayranım,” diyor. “Arizona her yönüyle tam bir Aquazzura kadını. Doğal güzelliği ve karizmasının yanı sıra, çalışan bir anne; güçlü bir kadın.” Osorio, Muse’la işbirliği yapmaya onunla ilk yüz yüze geldiğinde karar vermiş olsa da, marka elçiliği teklifi, Arizona Muse için sürpriz olmuş. “Edgardo, beni görüşmeye çağırdığında neyle karşılaşacağımı bilmiyordum doğrusu, çok gururlandım ve hiç düşünmeden teklifini kabul ettim,” diyor. Bu kararında, Aquazzura ayakkabılarının abartıdan uzak, zarif stilinin yanı sıra rahatlığının da payı büyük. “Ne kadar güzel olursa olsunlar, giydiğim ayakkabılarla rahat yürüyemiyorsam, özgüvenim yerle bir oluyor” diyor. “Aquazzura’ya hayranlığım buradan geliyor, Edgardo, kadınların gün boyunca acı çekmeden giyebileceği seksi ayakkabılar yapan dahiyane bir tasarımcı.”

Kilyos’ta güneş batıyor. Arizona’nın, bu çekim sırasında Vogue Türkiye hesabından paylaştığı karelerin aldığı beğenilerin ardı arkası kesilmiyor. Instagram için, “Bir nevi toplumsal çılgınlık” diyor. Mesleği adına gerekli olduğunu kabul etse de, modellerin aldığı iş talebinde sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayısının görünüm ve tecrübe kadar önemli bir faktöre dönüşmüş olmasına şaşırdığını söylüyor. Özel hayatını en ince ayrıntısına kadar teşhir etmek de ona göre değil. “Sosyal medya zararsız bir fenomen olsaydı, insanlar ‘buna bir ara vermeliyim’ diye düşünüp kendilerini frenlemeye çalışmazlardı. Her sabah mutlaka ailecek kahvaltı ederiz ve kahvaltı masasına telefonla oturmak yasaktır.” Arizona, yüzeysel bulduğu bu dünyaya karşı kendi formülünü geliştirmiş: Bmusing.com. “Kendi hikayemi paylaşmak için yarattığım bir online platform bu. Amacım daha derin bağlar kurmak, kendimi daha net ifade edebilmek.”

Ondan ayrıldığım günün akşamı, internet sitesinde yazdıklarına göz gezdiriyorum ve dolu dolu bir gün geçirdiğim bu genç kadının samimiyetinden daha da emin oluyorum. O, yalnız Aquazzura gibi alanına yön veren bir markanın elçisi değil, Women for Women gibi bir sivil toplum kuruluşunun da elçisi. “Çatışma bölgelerinde mağdur olan kadınlara ve mültecilere eğitim veren bir kuruluş. Bireysel baktığınızda, bir su damlasının koca bir okyanusa faydası dokunmayacağını düşünebilirsiniz. Ama inanın ki, çok faydası var. Her yardım hayat kurtarıyor.” Arizona Muse, prensip sahibi, alçakgönüllü, bir yeni nesil aktivist. Tıpkı soyadı gibi, bir ilham kaynağı. Anna Wintour’a hak veriyorum: “Bu isimde birine kim karşı koyabilir ki...”

ETİKETLER: ARİZONA MUSE , VOGUE TÜRKİYE EYLÜL , #YENİDENYARAT