17 Ağustos 2019

Aylin Doğan: Bilincinizi Performansla Özgürleştirin

YAZI: İNAN KIRDEMİR

yeni,bilinç

Fotoğraf: Getty Images Turkey

Gelin, hayatı bir senaryo olarak ele alalım. Oynadığımız rol ve karakterden memnun muyuz? Rolümüzle bütünleşebiliyor muyuz? Sergilediğimiz performans bizi yeterince tatmin ediyor mu? Etmiyorsa performansımızı hatta rolümüzü değiştirmenin tam zamanı. Zira performans araştırmaları doktoru ve yazar Aylin Doğan’a göre yeni düzende başarılı olabilmek, bizde var olan fakat belki de henüz keşfetmediğimiz yeteneğimizi öne çıkarmak ve bunda öncü olmakla alakalı. “Olmak istediğiniz role iyi çalışın” diyor Doğan ve ekliyor: “Unutmayın, sahne bir ömür boyu sizin!”

Dünyadaki çok satan kitaplar listelerine dikkat edin; listelerde yer alan kitapların çoğu kişisel gelişimi konu alıyor. Sundukları formüller benzer. Ne halihazırda bildiklerimizi unutturuyor ne de ezber bozduruyorlar. Himalayalar’da üç aylık yoga kampına katılmayı öneren de var, manastıra yerleşmeyi düşündüren de. Sanki kaçtıkça, uzaklaştıkça, kendimizi dünya telaşından soyutladıkça aradığımız huzuru bulacakmışız gibi. “Tası tarağı toplayıp gitmek çare değil! Sistemde kalacaksın! Bilgini ve ruhsal erdemini sistemin içine taşıyacaksın” diyor Aylin Doğan.

Kendisiyle Bebek’teki ofisinde buluşuyoruz. Bir yanımızda Bebek sahilinin büyüleyici Boğaz panoraması var, diğer yanımızda Doğan’ın duvarı kaplayan dev mandalası. Her iki manzaradan da gözümü alamıyorum. Doğan’a göre biri hayatın yoğun ve telaşlı akışında sürekli açık ve hareket halinde olması gereken farkındalığı temsil ediyor, diğeri de sezgisel gücü. Tıpkı kurucusu olduğu V Kadınları Platformu’nun hem analitik zekaya hem de sezgisel zekaya hitap etmesi gibi.

Doğan’ın özgün kişisel gelişim formülü performanstan geçiyor. Performansı, bireylerin bir topluluk karşısında 
yaptığı her türlü davranış ve tavır olarak özetliyor. Oturuş şeklimizden mimiğimize, konuşma tarzımızdan giydiğimiz kıyafete kadar. Nasıl ki bir oyuncu rolüne günlerce hazırlanıyorsa, ona göre hayattaki rolümüz için de benzer bir performans sergilemeliyiz. Sloganı etkileyici ve net: “Performansını değiştir, yaşamın değişsin!

Uzmanlığı bu yönde Aylin Doğan’ın; bireylerin performanslarını araştırıyor. “Performanstan bahsederken çakralardan bahsetmiyoruz tabii” diye uyarıyor gülerek. “Performans tekrarla, pratikle içselleştirilebilen bir davranış, anlayış biçimi. Her şey taklitle başlıyor. İnsanoğlu taklit ederek toplumda yerini buluyor. Taklitlerden sıyrılıp orijinal olabildiğin anda ortaya çıkarmak istediğin yaşam planını öngörebiliyorsun. Ona göre performans sergilemeye başlıyorsun. Çözümü basit: İyi bir sporcu olmak istiyorsan geceleri uykunu alacaksın, barlarda sabahlamayacaksın.

Sosyoloji eğitimi ardından Sinema ve TV yüksek lisansı yapan Doğan, New York’ta The New School ve School of Visual Arts’ta senaryo eğitimi almış. Bilgi, Boğaziçi ve Bahçeşehir üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalışmış, senaryo dersleri vermiş, birçok ünlü televizyon yapımının senaryo ekibinde kalemini konuşturmuş, Bram Stoker’ın Masası ve Murakami’nin Kedisi adlı iki romanı var. Bahçeşehir Üniversitesi Sinema
 ve Medya Araştırmaları bölümünde sürdürdüğü Performans Araştırmaları dalındaki doktora tezini tamamlayan teorisyen, aynı zamanda Usui reiki master, Quan Yin Magnified Healing 
ileri seviye uygulayıcısı, kristal şifacısı
 ve Kundalini yoga öğretmeni. Eğitim
 ve kariyer hayatını, sosyal bilimler ile ezoterik ilimleri bir araya getiren bir zemin üzerine inşa eden Doğan, kişisel gelişimi yalnızca tinsel bir yolculukla sınırlayanları eleştiriyor. “Analitik zekanı boşlamayacaksın. Okuyup araştıracaksın. Her şeye holistik bakmak gerekiyor. Kronik depresyondaysan tedaviyi reiki’de değil psikiyatride aramalısın.

Doğan’ın amacı, performans araştırmalarıyla kişilerin yeteneklerinin ortaya çıkarılması üzerine kurulu. Akademik bilgiyle spiritüel bilgiyi harmanlayıp yaratıcı bir sunuma dönüştürüyor. Farklı meditasyon teknikleri, kişilik analizleri ve performans ölçümleriyle de hayattaki öz ifadenizi keşfetmenize aracı oluyor. “Yeni çağ kadınının performansı ne olmalıdır?” sorusuna V Kadınları Platformu’yla cevaplar arayan Doğan’ın düzenlediği etkinliklerde alanlarında uzmanlaşmış global isimler öncülüğünde çeşitli mantralar öğreniyor, özel meditasyon derslerine katılıyor, hatta gong gibi
 şifa seanslarıyla ses banyosu bile deneyimleyebiliyorsunuz. Bu sayede katılımcıları yaratıcılık potansiyellerini geliştirmeye ve manyetik alan enerjilerini yükselterek daha özgün düşünebilmeye teşvik ettiğini anlatıyor Doğan.

Romanlarını yazarken yarattığı kadın karakterlerden ilhamla ortaya çıkmış V Kadınları. Büyülü gerçekçiliğin çağdaş örnekleri arasına giren Bram Stoker’ın Masası ve Murakami’nin Kedisindeki kadın karakterler, hikayelerin temelini oluşturuyor. Hepsinin adının V harfiyle başlaması da tesadüf değil.

“Kolektif bilincin değişmesiyle dünyada
 yeni bir bilinç oluştu. Büyük örgütlenmelere
 tanık oluyoruz. Özellikle kadın hareketleri, bu örgütlenmelerin başını çekiyor. Kadınların kendilerini keşfetmelerini, özgürleşmelerini amaçlıyoruz. Çünkü dünyayı nasıl algıladığımızı, çevremize nasıl bir yayın yaptığımızı doğru okumak ve yansıtmak lazım. V Kadınları işte bu yeni bilincin sembolleri.”

Her biri farklı bir dinamiği, özelliği temsil ediyor: Vitality canlılığı, Vogue duruşu, Victory zaferi, Virtue erdemi, Venüs ise feminen enerjiyi... “Romanlarımın isimlerinde erkek yazarlardan esinlensem de anlatıcı hep bir kadın. Kadın gözünden anlatıyorum her şeyi. Erkek olarak seçtiğim yazarlar yan rollerde kalıyor. Geride şahlanarak büyüyen karakterlerse kadınlar.” Kadınların mütemadiyen geride şahlanmalarının sorunlu olup olmadığını masaya yatırıyoruz sonra. “Arka planda veya er meydanında, kadınlar ancak kendi güçlerini ele aldığında erkek enerjisi dengelenecektir. Erkekler dengeden çıkmış durumda. Maskülen enerjinin üzerinde inanılmaz bir basınç var. Hem koruyacak hem para kaynağı sağlayacak hem de bunu kollayacak. Beklentinin karşılanmadığı bir durumla karşılaşıyor maskülen enerji. Denge sağlamak için kadınları rahat bırakmak zorundalar.

“Performans tekrarla, pratikle içselleştirilebilen bir davranış, anlayış biçimi. Her şey taklitle başlıyor. İnsanoğlu taklit ederek toplumda yerini buluyor. Taklitlerden sıyrılıp orijinal olabildiğin anda ortaya çıkarmak istediğin yaşam planını öngörebiliyorsun. Performansını değiştir, yaşamın değişsin!”

Aylin Doğan

O, ataerkil enerjinin baskısından uzak ve bağımsız büyümüş. “Annem ve babam son derece destekleyiciydi her konuda. Yasaklar yoktu. Bana sunulan bu özgürlük, bilinçaltımdaki başarı koduyla yetişmemi ve disiplinli olmamı sağladı. Her zaman çok çalıştım. Zorunda olduğum için değil inandığım şeyler için.

Kadın haklarını, kadın-erkek eşitliğini savunan erkeklerin dünyadaki artışından yola çıkarak V Erkekleri diye bir oluşumun kurulup kurulamayacağını sesli düşünüyoruz. V Kadınları, tarafsız bir platform. Yeni bilinci, yeni düzeni benimseyen herkes aramıza katılabilir.”

Dünyadaki değişen enerjiden, toplumsal örgütlenmelerden, yeni neslin adalet terazisinin eşitliğinden dem vururken İstanbul’un bu değişimden nasıl etkilendiğine de değiniyor Doğan. “Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini
kazanması bu yeni bilincin en yaratıcı örneği. Son hazırladığım akademik makalede, İmamoğlu’nun sergilediği performansı araştırıyorum. Yeni çağın ihtiyacı olan sevgi ve birleştiricilik enerjisi kendisinde ziyadesiyle var. Barışçıl,
 hiç kimseye dışarıdan bakmayan, 
herkesi kucaklayan bir enerji. Üstelik bunu kendi rasyonelliğiyle ve analitik zekasına yaratıcılığı ekleyerek yapıyor. Yaratıcılık spontan olmayı gerektirir. İmamoğlu’nun algıları fazlasıyla açık. Baktığımızda kenardan geçen küçük 
bir çocuğun çağrısını ilham olarak aldı, performansının mottosu haline getirdi. Günün sonunda rolüne çok iyi çalıştı
 ve ‘her şey çok güzel olacak’ mesajını performansının sesi olarak kolektif bilince yaydı.

Peki aşk ve sevgi, bu kolektif bilincin neresinde diye merak ediyorum. Günümüzde duygular da tüketim kültürünün bir parçası, bir ürünü oldu malum. İstanbul’da olduğu gibi kalplerde de bir farkındalık yaşayacak mıyız, diye soruyorum. “Umutsuzluğa mahal yok. Yaşam planına uygun, bu planı destekleyen birini bulduğun sürece mutluluk yakın” diyor. “Çoğu ilişki düşük bilinçten bir bağlantı kurulduğu için yitip gidiyor. Duygularımızı ve arzularımızı daha yukarı bir algıya yönlendirmek lazım. Ancak o zaman birlikte ilerlemeye başlıyorsun. Yanılgılardan uzak durmalı! Kimse kimseyi iyileştiremez, ancak öğreti veya bir disiplin sunabilir. Bu nedenle ilişki yaşayacağın kişiyi seçerken nefsini on adım geride tutman şart. Yakışıklılığını, güzelliğini boşver. Bilincinden bahset. Hiç ‘Ay bilinci çok açık!’ diye bir tarif duydun mu?” diye soruyor Doğan. Duymadım ama ilk ben söylemeyi umuyorum...

ETİKETLER: AYLİN DOĞAN , V KADINLARI PLATFORMU , YENİ BİLİNÇ