18 Temmuz 2015

Antik Cennet

YAZI: MARİA SHOLLENBARGER

FOTOĞRAF: CHRİS COURT

Tanrılar Adası’nın ışıltılı tatil köylerinden yalnızca 400 mil batıdaki Yogyakarta, Endonezya kültürünün ruhu. Batik boyama ve gölge oyununun doğum yeri olan, UNESCO koruması altındaki tapınaklarıyla bu antik kent, sanat alanındaki atılımlarıyla, hak ettiği uluslararası üne nihayet kavuşuyor.

Endonezya’nın Yogyakarta kentinde bir müzede, parlak sarı, 1976 model bir Mitsubishi Galant GTO otomobil göreceksiniz, kuyruk yüzgeci adı verilen arka çıkıntıları zümrüt yeşili ve kırmızı desenlerle donanmış, otoparkta değil de müzenin ana galerisinde, Mona Lisa tablosu gibi kadife kordonlarla çevrilerek sergilenen bu araba Affandi’nin arabası. Yirminci yüzyılın tartışmasız en önemli Endonezyalı sanatçısı olan Affandi’nin şehrin sokaklarında dolaştığı bu araç, 1990’daki ölümünün ardından, kendi tasarımı olan ve Gajah Wong Nehri’nin kıyısında yer alan müzede, eserleriyle birlikte sergileniyor. El değmemiş tabiat manzaraları ve kışkırtıcı, neredeyse saykodelik portreleri hâlâ yüzbinlerce dolara alıcı bulan sanatçının bu çılgın “muscle car” tarzı spor arabası, öylesine kendine özgü ve öyle şaşırtıcı ki (kimse bir müzede böyle bir arabayla karşılaşmayı beklemiyor), etkisinden kendinizi uzun süre kurtaramıyorsunuz. Hoş, bu sürprizli durum yalnızca bu müze için değil, Yogyakarta kenti için de geçerli.

15-07/13/0215-tr-weyg01-01-1436778233.jpg

Manijiwo'daki havuz Yogyakarta'nın bir saat kadar dışında ve Borobudur Budist tapınaklarının yanında.

 

Endonezya’nın en büyük adası olan Java, aynı zamanda dünyanın en kalabalık beşinci adası. Yogyakarta, Java’nın doğusunda yer alıyor ve ülkenin geleneksel sanatlarını günümüze bağlayan bir köprü konumu üstleniyor. 17 bin adalık takımadaların Bali’den sonra en fazla ziyaretçi çekeni. Bunun nedeni Borobudur’daki olağanüstü Budist tapınaklarına olduğu kadar, görkemi onları aratmayan Pramnbanan Hindu mabetlerine yakın olması, her ikisi de en çok bir saat mesafede. Endonezya’nın meşhur Wayang Kulit gölge tiyatrosunun temelleri, bin yıldan fazla bir zaman önce burada atılmış. Onu birkaç yüzyılla batik sanatı izlemiş. Beyaz zemin üzerine zengin kahve tonları ve derin mavilerle çizilen karmaşık geometrik ve grafik desenli kumaşları, tekstil koleksiyoncuları, dünyanın en güzel kumaşları arasında sayıyor. (Bazı desenler, Java kraliyet ailesine özel, sıradan halkın belli anı-gömütler ve saraylarda bu kumaşları giymesi yasak.) Yogyakarta’nın eski şehir sayılan kısmı olan Kota Gede, 400 yıl önce, son derece varlıklı Mataram Sultanlığı tarafından kurulmuş. Sokakları öyle dar ki ya yürümek ya da tuk-tuk (insan gücüyle çekilen bir çeşit fayton) ile gezebilirsiniz, elinizi uzattığınızda her iki taraftaki duvarlara dokunmak mümkün.

Yerli halk arasındaki ismiyle Yogya ise, kültürün modern temsilcileri ve gelecek kuşak sanatçıların merkezi durumunda. Geçen sonbaharda, demokratik seçimle başa gelen ilk başkan Joko Widodo’nun koltuğa oturmasının ardından, sürekli olarak “yılın yeni bombası” arayışındaki koleksiyoncular buraya akın ettiler. Kısacası, Asya modern sanatlarına ilgi duyuyorsanız, gitmeniz gereken yer Endonezya. Yedi yıllık bir aranın ardından, Endonezya-Çin kökenli milyarder iş adamı Budi Tek’in sponsor olmasıyla 2013 teki Venedik Bienali’nde yer alan Endonezya Pavyonu’nda, ülkenin en büyük sanatçılarından Anselm Kiefer, Anish Kapoor, Agus Suwage, Eko Nugroho ve Puto Sutwijaya’nın eserlerinin sergilenmesi de çok mühim bir adımdı. Yogyakarta’nın bienali de 26 yılı aşan tarihiyle Asya’daki en uzun ömürlü sanat olayı durumunda ancak 2011 de açılan Art Fair Jogja, tematik sergileriyle uluslararası ilgiyi üzerine çekmiş durumda. Geçen yıl, Christie’s, Sotheby’s, Gagosian ve Tate Modern’den küratörler de fuarın ziyaretçileri arasındaydı, hepsi, bir sonraki Nyoman Masriadi’yi keşfetme peşinde. Masriadi’nin politik bir alegori olan The Man From Bantul (The Final Tound) isimli tablosu, ona özgün olan siyahi üç karakterin boks ringinde mücadelesini gösteriyordu ve 1 milyon dolardan fazlasına alıcı buldu. Şu anda New York’taki Paul Kasmin Galeri tarafından temsil ediliyor, galeri, Masriadi’nin eserlerini Aralık ayında Art Basel Miami Beach’te sergiledi, Nugroho da Berlin Arndt’ta, Hong Kong ‘ta Lehmann Maupin’de ve Kaliforniya Orange County Museum of Art’ta sergiler açtı. Gagosian müzayede evi, Endonezyalı sanatçılara olan ilgisinin ciddiyetini, Jakarta’ya tam zamanlı bir temsilci atayarak gösterdi zaten. Onun dışında, Londra Mayfair ve Hong Kong’taki Pedder Building’te galerileri olan İngiliz satıcı Ben Brown, 2012 de İngiltere’ye, belli başlı Endonezyalı sanatçıların eserlerinin sergilendiği önemli bir sergiyi getirdi. Brown, söz konusu etkinlikten bir yıl önce de Chealsea’de Saatchi Galerisinde “Indonesian Eye: Fantasies & Realities” isimli bir başka sergi sunmuştu. Endonezya’daki pazarın yalnızca Asya değil küresel olarak da çok potansiyele sahip olduğunu belirten Brown, “Bunun kökeninde Çin’in aşırı pahalı hale gelmesi ve Endonezya’lı koleksiyoncuların uluslararası alanda adlarını duyurmaları yatıyor,” diyor.

 

15-07/13/0215-tr-weyg02-01.jpg

UNESCO dünya mirası listesindeki 9.yüzyıl tapınak kompleksinden bir manzara 

Bu sanatçıların büyük kısmı Yogya’da yaşamış ya da yaşıyor olsa da kent, hareketli bii pazardan daha çok sessiz ve dingin bir yaratıcılığın yuvası havasında . Bu yüzyıllardır hep böyle. Yogya, Endonezya’nın en eski ve en prestijli güzel sanatlar akademisinin ev sahibi, aynı zamanda varlıklı Java Krallığının da önceki merkezi, dolayısıyla sanatçılar ve oyuncular hep buraya toplanmış. Kenti keşfettikçe, çılgın trafiğin arka planında şaşırtıcı bir sakinlik ve güzellikte yatan sanat yuvalarını farkediyorsunuz. 400 bin nüfusuyla Yogyakarta oldukça kaotik bir şehir, rehber ve şöför eşliğinde gezmeniz tavsiye olunur. Deddy Irianto’nun kurucusu ve direktörü olduğu Langgeng Art Foundation, sergiler, kente gelen sanatçıların ağırlanması ve yeni projeler oluşturulması gibi alanlarda hizmet veriyor. Yirmi dakikalık bir araba yolculuğuyla varacağınız Sarang Building ise yeni palazlanan genç yeteneklerin eserlerine yer veriyor, muhteşem galerilerini ve bahçe sergi pavyonunu görmek için bile gezmeye değer. Yogyakarta’yı 90’ların başında modern dünyanın haritasına kazandıran Cemeti Art Foundation, eski kentin hemen yakınındaki bir bungalovu merkez edinmiş. Vakfın Hollandalı kurucusu Mella Jaarsma, Jakarta’nın galeri dünyasına hakim olma çabalarına rağmen, meraklıların nezdinde Yogya’nın daha mühim olduğunun altını çiziyor. “Jakarta, paranın hakim olduğu bir mecra ancak gerçek sanat aşkı Yogya’da” diyor.

15-07/13/0215-tr-weyg05-01.jpg

Tipik Java cangılı içerisinde dağ eteklerindeki Amanijiwo

 

Zamansız klasiklerle günümüze ait olanın, tutucu ile ikonoklastın mutlu birleşimleri Yogya hayatının her kesitinde karşımıza çıkıyor. Mesela Dusun Jogja Village Inn, wabi-sabi bungalovlarla geniş köşk benzeri odaların birleşiminden oluşan bir otel. Kırk yaşlarındaki otel sahibi Amron “Paul” Yuwono, yıllarca Amerika’da yaşayıp Başkan Obama’nın kız kardeşinin kişisel stilisti olarak da çalıştıktan sonra kültürel merkez haline gelen Yogya’ya dönüp aile işletmesinin başına geçmiş. Burada kalırken ulusal çapta ünlü şairlerin sesinden wayang kulit dinlerken tuzlu su havuzunu n keyfini çıkarabilir ya da el yapımı batikler için Ardiyanto’yu ziyaret edebilirsiniz. Ardiyanto Pranata, muazzam büyüklükteki malikanesinin salonlarında 70’li ve 80’li yıllarda müzelere layık kalitede kumaşları uluslararası meraklılara sunuyordu. Pranata hastalanınca, malikanesi de bakımsız kalmış biraz. Ama yine de olağanüstü büyüklükteki bahçeden geçip yolunuz bulursanız, hala harıl harıl çalışan batik atölyelerini ve metrelerce uzanan rengarenk ipek ve pamuklu kumaşları görebilirsiniz. Akşam yemeği için Kesuma’yı tercih edecekseniz, bu altı masalık ahşap evde yerinizi ayırtmayı ihmal etmeyin. Hepsi akraba olan şefler, Yogya ve Solo geleneksel yemeklerinin modern versiyonlarını sunuyor, gudeg adı verilen jackfruit yahnisini denemelisiniz. Diğer restoran seçeneğiniz de nehir üzerinde teraslardan oluşan Gadjah Wong, hindistancevizinde pişirilmiş tavuk yemeği olan opor ayam gibi geleneksel lezzetleri burada tadabilirsiniz.

Şehrin etrafı, Endonezya’ya özgü o nefis yeşilliklerle kaplı, palmiye ağaçları, sivri çatılı evler, sabah sisindeki muhteşem manzaralar görülesi. Eğer sabah trafiğinden bunaldıysanız d’Omah Otele sürün arabanızı, Avustralyalı bir ihracatçı tarafından turizme açılan bu alçakgönüllü, karakteristik köy, palmiye ve begonvil bahçeleri, çeşmeleriyle nefis bir yer. Geniş verandada kahvaltı her duyu için ziyafet, göl balığı ızgaraları, baharatlar ve pirinç tarlalarının muhteşem manzarası ile cennetten bir köşe burası.

Java’dan ayrılmadan önce mutlaka görmeniz gereken bir yer daha var, Amanjiwo. Yogyakarta’nın estetik geçmişi ve geleceğinin bu denli şahane kaynaştığı ilk yapılardan biri burası. Mimar Ed Tuttle, 36 suitlik bu otel için ilhamı, Borobudur tapınaklarının vadideki görüntüsünden almış. Amanjiwo’nun kendi modern sanat uzmanı Oei Hong Dİjen, otel müşterilerinin ziyaretine açık OHD Müzesi’nin sahibi olan bir koleksiyoner. Eğer geçmişin izlerine meraklıysanız, Amanijiwo rehberleri sizi şafaktan önce Borobudur’a götüreceklerdir, daha o saatlerde başlayan kuyruklardan geçirip, tapınak kompleksinin 72 “stupa”sından (Budist türbesi) en yükseğine çıkarıp, Merapi ve Merbabu’nun volkanik tepelerinin arasından gündoğumunu seyrettireceklerdir. Bu masalsı deneyim, Endonezya’nın geçmişinin görkemi içinde oturup yeni doğan günü karşılamak, bölgenin ruhunun da en iyi özeti.

 

15-07/13/0215-tr-weyg06-02-1436779023.jpg

Dusun Jogya Village Inn'deki banyolardan biri.

 

 

Nerede kalınır?

Amanjiwo

Jalan Salaman- Mungkid, Majak-Singi, amanresorts.com, çift kişilik konaklama 1150 dolardan başlıyor

D’Omah Hotel Yogya

Duvarları el işi batikle kaplı, açık hava banyosu da bulunan Semar süitinde yer ayırtın Jalan Parangtri-tis, Km 8.5 Tembi, yogyakartaaccommodation.com, çift kişilik konaklama 90 dolardan başlıyor.

 

Nereleri görmeli?

Borobudur ve Prambanan Tapınak Kompleksleri

Biletler sabah 6 da satışa çıkıyor ancak Borobudur 5 te açılıyor, önceden biletleri, şöförü ve rehberi ayarlamakta fayda var ki gündoğumunu kaçırmayasınız, borobudurpark.co.id, turlar 18$dan başlıyor.

Museum Batik Yogyakarta

70’lerde takılıp kalmış gibi görünen bu müzedeki el yapımı ipek ve pamuklu kumaşlar muheşem. Jalan Dr Sutomo 13A

Sangkring Art Space

Bir çok sanatçının stüdyolarının olduğu Desa Nitripayan bölgesindeki küçük yerleşke. Balili küratör ve mekanın sahibi Güneydoğu Asya’dan yetenekleri keşfediyor. Nitipayan Rt 1 RW 20 88 Negesitharjo, sangkringartspace.net

 

İlgili Başlıklar