04 Ağustos 2014

Ağustos'ta birlikteyiz

YAZI: USLA & DORUK GÜÇLÜ

 
Günümüz dünyasında birçok insan duygusal açlığını rafine şeker seviyesi yüksek yiyecek ve/veya içecekler ile doyurmaya çalışıyor. Söz konusu durum sorunu çözmediği gibi, başta fazla kilo problemi olmak üzere, sağlıksız beslenmeye bağlı olarak oluşabilecek birçok sağlık sorununu beraberinde getirebiliyor. İnsanların stresli ve/veya mutsuz, huzursuz olduklarında soluğu rafine şeker seviyesi yüksek yiyecek ve içeceklerde almasının en büyük nedenlerinden biri, bu tür yiyecek ve içeceklerin, bizim mutlu, huzurlu ve enerji dolu hissetmemizi sağlayan serotonin, dopamin ve endorfin nörotransmitterlerini salgılamamıza neden olması ve kan şekerimizi bir anda tepeye çıkarması. 
 
21. yüzyıl insanının kimi zaman yaşadığı duygusal açlığa, mutsuzluğa, huzursuzluğa, strese... birçok neden gösterebiliriz. Bu nedenlerden bir tanesi de, değişen tarım ve hayvancılığa bağlı olarak, tükettiğimiz gıdaların çoğunun (rafine olmayanların bile) besin değerlerinin geçmiş zamanlara kıyasla daha düşük olması ve bu duruma bağlı olarak vücudumuzun ihtiyaçlarını yerine getirebilmesi için besinlerden beklediği miktarda desteği alamaması. 
 
Vücudumuzun serotonin üretebilmesi için triptofan amino asidine ihtiyacı vardır. Doğada triptofan amino asidi sağlayabileceğimiz birçok kaynak vardır, bunlardan bir tanesi dana etidir fakat dananın bize doğanın öngördüğü miktarda triptofan amino asidi verebilmesi için ot ile beslenmesi gerekir- mısır veya benzeri ürünler ile beslenen danadan elde edilmiş etin triptofan seviyesi düşük olur. Az miktarda triptofan amino asidi almak, yeterli miktarda serotonin üretemememize neden olabilir. 
 
Besin değerlerinin kaybolması neden olan faktörlerden bir diğeri de yüksek ısıdır. Yüksek ısıda yemek pişirmek, vücudumuzun bizden talep ettiği birçok besin değerinin ölmesine, tabiri caizse boş kilokalori almamıza neden olabilir. Halbuki vücudumuzun zorunlu işlerini ve taleplerimizi optimum düzeyde yerine getirebilmesi için sağlıklı beslenmemiz esastır. Sağlıklı beslenebilmemiz için, bireysel özellik ve ihtiyaçlarımıza bağlı olarak, yeterli miktarda makro ve mikro besin almamız büyük önem taşır.
 
Biz de bugün sizlere, USLA ekibi olarak, yukarıda belirtmiş olduğumuz faktörleri göz önünde bulundurarak bir menü hazırladık: Sous Vide Bonfile- Mercimek ve Semizotu Salatası ile. Doğal koşullarda yetiştirilmiş danadan elde edilmiş etimizi ‘sous vide’ pişirme metodu ile hazırladık. "Vakum altında" anlamına gelen ‘sous vide’ tekniği, ilk olarak 1974'de George Pralus tarafından Fransa'da kullanılmıştır. Bu teknik ile gıda ürünü, vakumlanmış ve ağzı mühürlenmiş olan vakum poşeti içerisinde düşük ısıda ve uzun sürede pişirilmektedir. Bu pişirme işlemi özel olarak tasarlanmış ve ondalık düzeyde ısı ayarına imkan veren sous vide cihazlarının yerleştirilmiş olduğu su dolu gastronomlarda yapılmaktadır. Sous vide pişirilen gıda ürünleri, renk, besin değeri ve dokusundan bir şey kaybetmeden istenilen pişme seviyesine gelmektedir. Bir diğer avantaj ise pişen ürünün tamamının aynı düzeyde eşit olarak pişmesidir. Besin değerlerini mümkün olduğunca kaybetmemesi için mercimeğimizi ise buharda pişirdik. Size şimdiden afiyet olsun...

İlgili Başlıklar