16 Ocak 2015

#hergunbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

 

 

232. GROUNDHOG DAY (Yön: HAROLD RAMIS, 1993)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

232. GROUNDHOG DAY (Yön: HAROLD RAMIS, 1993)

Bir film ne kadar güldürebilir, ne kadar eğlendirebilir sizi? Ne kadar unutturabilir her şeyi? En fazla ne kadar çok şey hissettirebilir, düşündürebilir zamana dair? Hayatı daha iyi anlamanızı sağlayıp, daha çok sevdirebilir? Bir mucize bu film. Sinemanın yapabileceği her şeyi yapan, hepinize hitap edebilecek olan, yüzlerce kez yaşamak isteyeceğiniz… Bill Murray’nin Peter Sellers seviyesine ulaştığı bu eşsiz komedi, henüz kaybettiğimiz yaratıcısı Harold Ramis’in anısına tabii…

 

 
 

233. ALL ABOUT EVE (Yön: JOSEPH L. MANKIEWICZ, 1950)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

233. ALL ABOUT EVE (Yön: JOSEPH L. MANKIEWICZ, 1950)

Oyuncuların, oyuncu olmak isteyenlerin, oyunculuk mesleğine ilgi duyanların illa görmesi gereken bir film. İki kadın arasındaki rekabeti anlatmak da değil adeta yaşatmasından kelli bütün kadınların da keza. Dev oyuncular, dev roller, dev performanslar ve hem oyunculuğun doğasını hem oyunculuk dünyasını en karanlık yanıyla sergileyen büyük bir klasik. Kimi kaynaklara göre En İyi Film Oscar’ı almış tüm filmler içerisinde en iyisi. Bette Davis ve Anne Baxter’ı karşılıklı döktürürken izlemek hayatta başınıza gelebilecek en güzel şeylerden biri.

 

 

 

234. AKIRA (Yön: KATSUHIRO OHTOMO, 1988)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

234. AKIRA (Yön: KATSUHIRO OHTOMO, 1988)

Milyonlarca tutkunu olan aynı isimli Manga’dan uyarlanmış, Japon anime sinemasının en büyük klasiği. Tıpkı Blade Runner gibi 2019 yılında, lakin Los Angeles yerine Tokyo’da geçen bu siberpunk destanı sayesinde endüstri bugünlere geldi. Önce seslerin kaydedildiği, anime karakterlerin bunlara uygun konuşturulduğu bu epik film teknik açıdan da büyük bir devrim. Bir parça karmaşık hikayesini tam manasıyla çözebilmek için birden fazla kez görmek gerektiğini ekleyelim.

 

 
 

235. LÁSKY JEDNÉ PLAVOVLÁSKY (Yön: MILOS FORMAN, 1965)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

235. LÁSKY JEDNÉ PLAVOVLÁSKY (Yön: MILOS FORMAN, 1965)

Kız çocuğunun kadına dönüşmesi, tırtılın kelebeğe dönüşmesinden daha dramatik bir hikaye. İşte tam da bunu anlatan harikulade bir büyüme filmi. Guguk Kuşu’nun yönetmeni Milos Forman’ı dünya sinema haritasına yazdıran bu çıkış filmi bir paket haribo gibi. Öyle tatlı, öyle eğlenceli. Siz ne olduğunu anlamadan, tadına doyamadan bitiveriyor yani.

 

 

 

236. FERRIS BUELLER’S DAY OFF (Yön: JOHN HUGHES, 1986)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

236. FERRIS BUELLER’S DAY OFF (Yön: JOHN HUGHES, 1986)

Ferris Bueller yalnızca bir film kahramanı değil, aynı zamanda benim tartışmasız çocukluk kahramanım. Aile, okul, toplum baskısından yaka silken tüm çocukların da keza. Filmi görmüş bir kuşak için ilah gibi bir şey yani. Lise filmlerinin dahi yönetmeni John Hughes’un perspektifinden, ergenlere sonsuz cesaret aşılayan, dünyanın en eğlenceli macerası bu film. Geç de olsa tanışın efendim.

 

 

 

237. PROVIDENCE (Yön: ALAIN RESNAIS, 1977)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

237. PROVIDENCE (Yön: ALAIN RESNAIS, 1977)

Gerçekle kurgu arasına sıkışıp kalmış, ölümü bekleyen bir yazar. Ve bellek üzerine bir nevi meditasyon. Henüz kaybettiğimiz, sinemanın en büyük yaratıcılarından Alain Resnais’nin klasik film gramerini altüst ettiği gizli şaheseri. John Gielgud, Ellen Burstyn ve Dirk Bogarde gibi üst düzey oyuncuları Resnais’nin kanatları altında izlemek de ayrı keyif.

 

 

238. DARK CITY (Yön: ALEX PROYAS, 1998)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

238. DARK CITY (Yön: ALEX PROYAS, 1998)

Gerek estetik açıdan, gerekse fikir açısından Matrix kadar yaratıcı, kıymeti bilinmemiş bir bilimkurgu harikası. Temelde uzaylı istilasını anlatan Dark City, amnezi yani hafıza kaybı üzerine yapılmış en düşündürücü filmlerden biri. Noir soslu bu kusursuz yapım, 90’lı yıllarda sinemada izlerken en çok heyecanlandığım film belki. O kadar söyleyeyim.  

ETİKETLER: SİNEMA , #HERGUN1FİLM , VOGUE SİNEMA , SANAT