09 Ocak 2015

#hergunbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

 

225. LOOKING FOR ERIC (Yön: KEN LOACH, 2009)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

225. LOOKING FOR ERIC (Yön: KEN LOACH, 2009)

Sinemanın yanında futbol da sevenleri, ki az buz değiller, çıldırtacak bir film. Hele serde futbol dünyasında peygamber mertebesine erişmiş Eric Cantona hayranlığı varsa. Özünde küçük insanların hayatını anlatan bu filmi izlemek ve sevmek için futbol delisi olmanın gerekmediğini de belirtip, Ken Loach’u ellerinden öpelim.

 

 

 

226. SEUL CONTRE TOUS (Yön: GASPAR NOE, 1988)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

226. SEUL CONTRE TOUS (Yön: GASPAR NOE, 1988)

 

DİKKAT! DİKKAT! Bu bir Gaspar Noe filmi! Neredeyse kolumuzu bacağımızı kırıp bıraktığı ilk film! DİKKAT! DİKKAT! Başkahramanımız yaşaması için hiçbir sebep olmayan, nefes alıp vermekten başka bir işe yaramayan Allah’ın cezası bir faşist! Hayatta tiksinmediği, yok olsun istemediği tek bir canlı yok. Ki buna kendi de dahil! Boğazınızdan zor geçecek bu film, uyarmadı demeyin! Bugüne dek izlemediyseniz, hala izlememe şansınız var; benden söylemesi! DİKKAT! DİKKAT!

 

 

 

227. LE NOTTI BIANCHE (Yön: LUCHINO VISCONTI, 1957)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

227. LE NOTTI BIANCHE (Yön: LUCHINO VISCONTI, 1957)

Beyazperdenin gördüğü en iyi Dostoyevski uyarlaması ve hem içinize hem dışınıza akacak gözyaşları… Vuslata erememe dendi mi eline kimsenin su dökemeyeceği İtalyan devi Visconti, sevmek ve sevilmek üzerine sinemasal bir şiir yazıyor. O kadar çok duyguyu harmanlıyor ki saygı duymamak elde değil. Birbirinden muhteşem Marcello Mastroianni ve Maria Schell ikilisi, 60 yıl geriden, her şeyden çok sevilmek isteyen bugünün insanına selam gönderiyor. Siz siz olun; başkasını seven birini sevmeyin efendim!

 

 

 

228. RUMBLE FISH (Yön: FRANCIS FORD COPPOLA, 1983)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

228. RUMBLE FISH (Yön: FRANCIS FORD COPPOLA, 1983)

Abisinin her daim gölgesinde kalan ve bir gün onun gibi efsane olmak isteyen bir sokak serserisinin hikayesi. Coppola’nın en formda döneminden, kaç kez görseniz bıkmayacağınız, hep yeniden görmek isteyeceğiniz bir rüya gibi bu film. Dönemin en yakışıklı iki ismi Mickey Rourke, Matt Dillon ve Diane Lane’den Dennis Hopper’a, Nicolas Cage’den Tom Waits’e kalbinizi çalacak bir dizi oyuncuyla, duygudan duyguya koşacağınız bir üslup şahikası. Motosikletli Çocuk’a selam söyleyin.

 

 

 

229. CLÉO DE 5 À 7 (Yön: AGNÈS VARDA, 1962)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

229. CLÉO DE 5 À 7 (Yön: AGNÈS VARDA, 1962)

Paris sokaklarında aylak aylak dolaşan ve her şeyden çok güzelliğinin farkında olan bir genç kadın. Başta kendini sadece erkeklerin gözünden görüp, onlar için bir süs eşyası gibi salınırken bir aydınlanma yaşıyor ve artık yalnızca kendisi için yürümeye başlıyor! Akımın kraliçesinden; bir buçuk saat boyunca gerçekten de bir kahramanın bir buçuk saatini anlatan unutulmaz Yeni Dalga klasiği.

 

 

 

230. BLOOD SIMPLE. (Yön: JOEL COEN, ETHAN COEN, 1984)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

230. BLOOD SIMPLE. (Yön: JOEL COEN, ETHAN COEN, 1984)

Coen Kardeşler hep çok iyi filmler yaptılar. Ama hala bu kara film zaferinden daha iyisini yapmadılar! Eldeki malzemeyi bu kadar ciddiye alıp lakayıtlık derecesinde bir hafiflikte anlatabilmek… Gerçekten nefes kesici. Zekâ, gerilim ve humorla bezeli, benzersiz bir suç filmi izlemek istiyorsanız eliniz şapkanızda izleyin. Çıkaracaksınız çünkü.

 

 

 

231. THE CONVERSATION (Yön: FRANCIS FORD COPPOLA, 1974)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

231. THE CONVERSATION (Yön: FRANCIS FORD COPPOLA, 1974)

Özel hayatın gizliliği denince 40 yıl geriden bugünlere bakan ve insanın ağzını açık bırakan dev dram. Coppola, sinema tarihinin en iyilerinden kabul edilen iki efsane Baba filminin arasında, sinemanın röntgenci doğasına dair Hitchcock’u kıskandıracak bir gerilim çıkarıyor. Hackman’ın tarihin en büyük anti kahramanlarından birini yarattığı filmde suçluluk duygusu ve paranoya adeta cisimleşiyor. Günümüzde en çok hatırlanması gereken filmlerden biri. 

 

ETİKETLER: FİLM , #HERGUN1FİLM , VOGUE SİNEMA , SANAT , SİNEMA