12 Aralık 2014

#hergunbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

 

204. THE SOUND OF MUSIC (Yön: ROBERT WISE, 1965)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

204. THE SOUND OF MUSIC (Yön: ROBERT WISE, 1965)

Oscar’lı film önermek de nereden çıktı diyeceksiniz. Artık böylesi ne çekiliyor, ne izleniyor efendim. Sinema sanatının çok ekmeğini yediği, neden sonra gönlünün geçtiği müzikal türünün hemen hemen en klasik örneği. Batı Yakası Hikayesi’nin üstüne daha ne yapılabilir denilirken bunu yapıyor Robert Wise ve türe resmen noktayı koyuyor. Julie Andrews kalbinizi fethederken çoğunu çok iyi bildiğiniz müziklerle süslü sahneler tüylerinizi diken diken ediyor.

 

 

 

205. UN HOMME ET UNE FEMME (Yön: CLAUDE LELOUCH, 1966)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

205. UN HOMME ET UNE FEMME (Yön: CLAUDE LELOUCH, 1966)

İki dulun hayatta yeniden sevme/aşık olma ihtimaline eğilen, sinema sanatının en büyük zaferlerinden biri. Diyalogdan ziyade aksiyona dayanan senaryosu ve Lelouch’un izleyenin ağzını açık bırakan yönetimiyle, sinema işte bu! Her izleyişte içimden “sanırım yapılmış en güzel aşk filmi” diye geçirdiğimi itiraf etmek isterim Aimee ve Trintignant’lı bu gündüz düşü için. Francis Lai’nin filme ruhunu veren güzelim müziklerini de unutmamak lazım tabii.

 

 

 

206. WADJDA (Yön: HAIFAA AL-MANSOUR, 2012)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

206. WADJDA (Yön: HAIFAA AL-MANSOUR, 2012)

Bugüne dek önerdiğim en yeni yapım; 2012 yapımı bir Suudi Arabistan filmi. İnsanın ruhunu ısıtan Vecide. Sinema yapmanın yasak olduğu bir ülkede bir kadın yönetmen tarafından gizlice çekilmiş bu film tek kelimeyle inanılmaz. Hayalindeki bisikleti alabilmek için ödüllü en iyi Kuran okuma yarışmasına katılan Vecide’nin güldürürken ağlatan hikayesi.

 

 

 

207. PEEPING TOM (Yön: MICHAEL POWELL, 1960)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

207. PEEPING TOM (Yön: MICHAEL POWELL, 1960)

Sinemanın röntgenci doğasına en dolaysız bakışlardan birini atan, olağanüstü bir Michael Powell gerilimi. Kadınları öldürürken yüzlerindeki korkuyu filme alan genç ve yakışıklı bir psikopat ve sinemanın psikanalizle teşrikimesaisi. Çıktığı dönemde nefretle karşılanan ama zaman içerisinde kült statüsü kazanan filmlerin başında gelir belki. Çok ama çok acayip bir filmdir.

 

 

 

208. DEAD MAN'S SHOES (Yön: SHANE MEADOWS, 2004)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

208. DEAD MAN’S SHOES (Yön: SHANE MEADOWS, 2004)

Zihinsel engelli kardeşine yapılan zulmün intikamını almak için evine geri dönen bir askerin hikayesi. Son dönem İngiliz sinemasının en heyecan verici isimlerinden biri olan Shane Meadows’tan hem akla hem duygulara hitap eden şaşırtıcı bir anlatı. Başrolde Paddy Considine harikalar yaratıyor. Müzikler de ayrı olay; kulağınızı dört açın efendim. 

 

 

 

209. VIVRE SA VIE (Yön: JEAN-LUC GODARD)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

209. VIVRE SA VIE (Yön: JEAN-LUC GODARD, 1962)

Nihayet bir Godard ekliyoruz listeye. Oyuncu olmayı hayal ederken kötü yola düşen Nana’nın hikayesi. Parisli bir genç kadının bir fahişeye dönüşmesini 12 kısımda adım adım anlatıyor Godard ve yüreğimize hançer saplıyor. Sinemayı belki herkesten çok değiştiren bir yaratıcı, bir nevi tanrı Godard ve Nana’yı oynayan Anna Karina da onun tanrıçası. Bu siyah beyaz film de sanat filmi; yok o da değil, görüp göreceğiniz en yüksek sanat eserlerinden biri. Baştan söylemesi.

 

 

 

210. IDI I SMOTRI (Yön: ELEM KLIMOV, 1985)

Ein von twitter.com/altinsaray (@hergunbirfilm) gepostetes Foto am

 

210. IDI I SMOTRI (Yön: ELEM KLIMOV, 1985)

Sinema bazen öyle yoğun bir deneyime dönüşür ki sinema olmaktan çıkar. Hayatın gerçekliğinde karşılaşmadığımız büyüklükte şeyler çıkarır karşımıza. Bir filmle başka bir insana dönüşebiliriz. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildir bizim için. İşte Idi I Smotri tam da böyle bir film. Elem Klimov imzalı bu savaş filmi, hiç yaşamadığımız ve yaşamak istemediğimiz bir şeyi adeta yaşatıyor. Bir silah bulup orduya katılan tertemiz bir çocuğun, II. Dünya Savaşı’yla masumiyetini yitirip, büyümesinin, büyümek ne kelime, yaşlanmasının hikayesi. Sinemanın bütün enstrümanlarını sonuna dek kullanan, boğaza yumruklar tıkayan, izleyeni tarumar eden bir deneyim. Bir sinema anıtı. Ve anmadan geçmek olmaz; Aleksey Kravchenko’nun tüm zamanların en iyisi denilebilecek çocuk oyuncu performansı!

ETİKETLER: FLİM , SANAT , THE SOUND OF MUSIC , UN HOMME ET UNE FEMME , WADJDA , PEEPING TOM , DEAD MAN’S SHOES , VIVRE SA VIE , IDI I SMOTRI , METROPOL