16 Mayıs 2014

#hergünbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

92. A CHRISTMAS STORY (Yön: BOB CLARK, 1983)

 

Gelmiş geçmiş en iyi Noel filmlerinden biri. Çokça es geçilmiş bir sinema zaferi. Çocuk bakış açısından anlatıyor hikayesini ve bunu hayret verecek kadar iyi yapıyor. Işınlanmak isteyeceğiniz bir dünya, bir evren sunuyor. Maaile izleyin.

 

 

 

93. WAIT UNTIL DARK (Yön: TERENCE YOUNG, 1967)

 

Hitchcock’un “ah bu filmi ben çekecektim” dediğini tahmin ettiğim dev psikolojik gerilim. Audrey Hepburn’ü tanımasanız sahiden kör galiba dersiniz! Öyle mükemmel ki. Aklınız gidecek ona bir şey olacak diye yemin ederim. Üç namussuz haydutun musallat olduğu zavallı kör kadının hikayesini izlerken özdeşleşme işini abartacaksınız, şimdiden söyleyeyim.

 

 

 

94. MCCABE & MRS. MILLER (Yön: ROBERT ALTMAN, 1971)

 

Kişisel ilk 10’uma koyamadığım ama her daim hayatımın filmlerinden biri olan eser. Altman’ın bir kumarbaz ve bir fahişenin aşk ve iş ilişkisini anlattığı film, perdede yaratılmış en güçlü atmosferlerden. Tabiat ananın kamera oyunculuğunda Julie Christie ve Warren Beatty’yle yarıştığı filmin buğulu dokusu ve müziğiyle yüreğiniz yağ bağlar. Leonard Cohen’in de bu yeni ve görkemli western temsiline katkısı kelimelerle anlatılmaz. İlaveten, McCabe & Mrs. Miller kadar kamerayla oyuncuların arasında kalmışız hissi yaratan bir film daha yok şu dünyda.

 

 

 

95. CHASING AMY (Yön: KEVIN SMITH, 1997)

 

Zeka, mizah ve alt kültür tanrısı Kevin Smith’in tüm filmleri içerisinde dramı en güçlü olanı. Çizgi roman sanatçılarının aşkını çizgi roman gerçekliğinde anlatan film dev eğlencenin yanında dev duygu seçeneğiyle geliyor. Joey Lauren Adams’ın canlandırdığı lezbiyene aşık olan Ben Affleck, ilanıaşk ettiği sahneyle kariyerinin zirvesine çıkıyor… Diğer hususiyetler bir yana, Smith’in kültleşmiş karakteri SILENT BOB’un ilk kez sular seller gibi konuşmasıyla da çok önemli!

 

 

96. KILLER OF SHEEP (Yön: CHARLES BURNETT, 1979)

 

Günlük hayatın sıradanlığı, kasveti ve zorluğu belki daha iyi anlatılmadı. Afrikalı Amerikalı yönetmenler içerisinde en değerlisi Charles Burnett; siyahların çokça yabancısı olduğumuz dünyasını burnumuzun dibine dayıyor adeta. Gerçekten farklı bir şey izlemek istiyorsanız koyunları (!) neyin öldürdüğüne bir göz atın. Pişman olmayacaksınız.

 

 

97. IKIRU (Yön: AKIRA KUROSAWA, 1952)

 

Bütün ömrü masa başında geçmiş bir memur, yalnızca birkaç ay ömrü kaldığını öğrenirse ne olur? Kurosawa’nın Sabahattin Ali’nin Raif Efendi’sini aratmayan Kanji karakteriyle hayatın anlamını sorguladığı, yürek dağlayan, zamansız klasiği.

 

 

98. ROCCO E I SUOI FRATELLI (Yön: LUCHINA VISCONTI, 1960)

 

Visconti’den önerilecek ne çok film var. Lakin ortak duygu ve duyarlıklara en çok hitap edeni; Rocco E I Suoi Fratelli… Nino Rota, Alain Delon’un gözyaşlarını kuyruk takıp notalara dökecek, Rocco ve kardeşlerinin destansı hikayesi göğüs kafesinizi delip geçecek.

 

İlgili Başlıklar