22 Nisan 2014

#hergünbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

71. RED RIVER (Yön: HOWARD HAWKS, 1948)

 

The Big Sleep’i henüz yapmış, formunun zirvesinde bir Howard Hawks’tan destansı bir western. Sinemanın en büyük anlatıcılarından olan yönetmenimiz, binlerce sığırı Teksas’tan Missouri’ye götüren kahramanları vasıtasıyla müthiş bir aksiyon dersi veriyor. Gencecik Montgomery Clift ve türün bir numaralı yıldızı John Wayne’le unutulmaz bir baba-oğul çatışması anlatıyor… Benim için sinema tüm diğer türlerden önce ve çok western’dir. Western de en çok Red River’dır! Hepinize iyi seyirler.

 

 

72. THE HEIRESS (Yön: WILLIAM WYLER, 1949)

 

Yaşlı teyzeler gibi ‘cıkcık’layarak, sağ elinizin tersini sol elinize vurarak izleyeceğiniz boğucu bir dram. Klasik sinemanın en mahir anlatıcılarından William Wyler, sayısız kez taklit edilecek öyküsüyle romantik dram türünün reçetesini çıkarıyor adeta. Olivia de Havilland ve Montgomery Clift gelmiş geçmiş tüm aşk hikayelerinin belki en sinir bozucusuna özne oluyorlar. Henry James’in Washington Square romanından hareket eden film, enfes karakter çalışmasıyla aşkı bir metcezir olarak resmediyor. Şimdiden kolay gelsin. 

 

 

73. BIJITA Q (Yön: TAKASHI MIIKE, 2001)

 

Abartı konusunda kimsenin eline su dökemeyeceği Takashi Miike’den, iki sahnede bir “yok artık!” dedirten acayip bir film. Zıvanadan çıkmış, ensestin ve modern toplum tarafından sapıkça tabir edilen sayısız olgunun dibine vurmuş bir aile. Aileyi hizaya getirecek bir misafir. Miike’nin, toplumun yapı taşı aile kurumundan giderek Japon halkının ahlaki çöküşüne meşrebince attığı ekstrem bakış. Grafik olarak karşınıza gelecek bazı imajların şoke edici şeyler olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

 

 

74. LA PISCINE (Yön: JACQUES DERAY, 1969)

 

Dört fevkalbeşer varlık; Alain Delon, Romy Schneider, Maurice Ronet, Jane Birkin ve tarihin en erotik suç filmi! Delon, Schneider ve Ronet arasındaki aşk üçgeninin ve Birkin’in de katılmasıyla ortaya çıkan cinsel gerilimin tetiklediği olayla; felakete sürüklenen hayatlar. Of bahsetmesi bile nasıl zevkli!

 

 

75. BEAT STREET (Yön: STAN LATHAN, 1984)

 

Rap’in masumiyet çağından, break dance, mc ve graffiti filmleri furyasından ilk izlenecek film. Battle sahneleriyle, müzikleriyle, dönemin en önemli rap yıldızlarının resmi geçit yaptığı ‘all star’ kadrosuyla ve duygusuyla tüm zamanların en iyi break dance filmi!

 

 

 

76. LAURA (Yön: OTTO PREMINGER, 1944)

 

Noir klasikleri içinde değeri zaman içinde anlaşılan, daha da anlaşılacak olan bir çeşit zirve Laura. Bir polis dedektifinin cinayetini araştırdığı kadına aşık olmasının hikayesi! Gene Tierney’i tanımayanınız varsa Laura’yı izlerken güzelliği karşısında “yok artık” diyecek, benden söylemesi.

 

 

77. LOCAL HERO (Yön: BILL FORSYTH, 1983)

Komedi dram türündeki bu kendi halinde, küçücük film, iki saatliğine her şeyi unutturacak, başka dünyalara götürecek sizi. Peter Riegert ve Burt Lancaster’lı Local Hero, masalsı İskoçya dekoruyla bile ruhunuzda aurora borealis etkisi yaratacak.

 

İlgili Başlıklar