10 Şubat 2014

#hergünbirfilm

YAZI: CEM ALTINSARAY

15. THE GOONIES (Yön: RICHARD DONNER, 1985)

 

Çocukken görmediyseniz çok şey kaçırdınız, büyüyünce de görmezseniz kendi bacağınızdan asıldınız demektir. Colombus-Spielberg-Donner gibi sinema ehli bir üçlünün elinden çıkan bu harika film, içinizdeki çocuğu rüya gibi bir yolculuğa çıkaracak. Döndüğünüzde yüzünüzde güller açıyor olacak. Yüzüklerin Efendisi serisinin Sam’i Sean Astin’ı Mikey rolünde görünce gözleriniz yuvalarından uğrayabilir, benden söylemesi.

 

 

16. ACE IN THE HOLE (Yön: BILLY WILDER, 1951)

Görüp görebileceğiniz en sert insanlıktan çıkma hikayelerinden. 60 yıl öncesinden bugüne ışık tutuyor sanki. Klasik anlatının özdeşleşme prensibini çiğneyip atıyor Billy Wilder. Seyirciyi adeta imtihana çekiyor. Gerçek bir sinema oyuncusu olan Kirk Douglas yine harikalar yaratıyor. Hele filmin son 20 saniyesindeki performansı için kan dondurucu desek az kalır.

 

 

17. THE BIG CHILL (Yön: LAWRENCE KASDAN, 1983)

Bir cenaze ve yıllar sonra bir araya gelen bir grup arkadaş. Yüz kez izleseniz bıkmayacağınız bir film. Şüphesiz yıllar sonra bir araya gelme yani reunion temalı filmlerin en iyilerinden. Hollywood’un gizli kahramanlarından Lawrence Kasdan yönetmenlik koltuğunda ve formunun zirvesinde. O serap gibi oyuncu kadrosu mu daha iyi, geniş zamanlı hit’lerden oluşan enfes soundtrack mi, kendiniz karar verin.

 

 

18. WITHNAIL & I (Yön: BRUCE ROBINSON, 1987)

Karakterleri ve dünyası ile kanınıza karışacak, tadını ömrübillah unutamayacağınız bir gizli hazine. Halihazırda pek çok İngilizin hayatta en sevdiği film olarak sayacağı Withnail & I, iki işsiz aktörün akla ziyan macerası. Kafanızı açacak, beyninizin çalışan her noktasına kıvılcımlar gönderecek zeka dolu diyaloglarıyla bulunmaz bir deneyim. Kendi hesabıma hayatta en yürekten gülerek izlediğim filmlerden olduğunu söyleyeyim. 

 

 

19. AI NO MUKIDASHI (Yön: SHION SONO, 2008)

Gerçek aşkı ararken sapığa dönüşen bir oğlan. Erkek düşmanı bir kız. Ve dünyanın en acayip aşkı! Etek altı fotoğraf tutkusundan penis kesmeye, sıra dışı cinsellik tezahürleri (!) üzerine eğilen filmler arasında yakın dönemin en iyisi. 237 dakikalık süresine karşın bitsin istemeyeceğiniz bir festival, bir karnaval gibi. Anime izler gibi izleyeceksiniz.

 

 

20. DARBAREYE ELLY (Yön: ASGHAR FARHADI, 2009)

İran sinemasını tüm dünyanın gündemine taşıyan Bir Ayrılık’ın yönetmeni Farhadi’den, bir o kadar iyi, Darbareye Elly… Farhadi sizi bir kez daha, kahramanlarımın başına örülen çorabı gelin birlikte çıkaralım deyip müthiş bir oyuna dahil edecek. İki saat boyunca hem akıl yürütmek hem vicdan muhasebesi yapmak durumunda kalacaksınız. Adeta filmdeki karakterlerden biri olup çıkacaksınız. Bir süre önce memesi açık poz verdiği için İran’a girişi yasaklanan Golshifteh Farahani’yi dikkatle izlemenizi tavsiye ederim.

 

 

21. BRIEF ENCOUNTER (Yön: DAVID LEAN, 1945)

Bir kadını da, bir adamı da baştan çıkaracak bir adam/bir kadın her zaman vardır! Aaah, Brief Encounter… Büyük bir aşk filmi. Ama en büyüğünden. Aşkın imkansızlığını en iyi anlatan belki. Ömür vefa ettikçe hatırlayacaksınız o istasyonu, o treni. Celia Johnson metcezirli kadında o kadar iyi ki, Olivia de Havilland’ın kucakladığı Oscar, aslında onun olmalıydı hani. 

 

İlgili Başlıklar