19 Nisan 2010

Yiğit Turhan

Hedefinin peşinden azimle giden, kıvrak zekalı, heyecanlı bir genç, Yiğit Turhan. Genç evet, ama adımları nasıl atacağını biliyor. Hızlı ve sağlam. Turhan'ın henüz yeni başlayan maratonu, Frankie Morello markasını yönetenlerin şimdiden nefesini kesmiş. O'nu kafasında kesekağıtlarıyla defile izleyen blogger ve arkadaşları projesinden hatırlayabilirsiniz. Bu çocuğa çok dikkat! Eylemleri sürecek.

 

Son marifetlerini duyduk, okuduk. Hadi bize bilmediğimiz öyle bir şey söyle ki bu süreçle ilgili, daha çok şaşıralım?

Tüm proje hemen hemen sıfıra yakın bir bütçeyle yapıldı. Bu projeyi kabul ettirmeden önce daha kışkırtıcı, çok daha sivri iki projeyle çıktım pazarlama bölümünün karşısına. Fakat fazla riskli bulundu.

 

Kimdi peki o kesekağıdının altındakiler?

Kesekağıtlarının içindeki kişilerden biri gerçekten çok ünlü bir isimdi; çok yakın arkadaşımız olduğu için kabul etti. Ama kimlerin olduğu hala bir sır. Yakın zamanda www.frankiemorello.it/blog'da daha detaylı bilgiler paylaşacağız.

 

Neden peki başka bir marka değil de, Frankie Morello?

Pierfrancesco Gigliotti ve Maurizio Modica o kadar yeniliğe açık insanlar ki; ağzınızdan her çıkanı ilgiyle dinliyorlar. “Acaba nasıl geliştirebiliriz?” diye fikir yürütüyorlar. O kadar büyük bir firmanın başında olmalarına rağmen, çok alçakgönüllüler ve kendinizi ailenin bir parçası gibi hissetmeniz için ellerinden geleni yapıyorlar. Frankie Morello birinci sınıf bir marka. Diğer şirketlere oranla yeni; bu yüzden yapabileceğim daha çok iş olduğunu düşünerek seçtim. 

 

Şimdi ne yapıyorsun?

Ahtapot misali kolum birçok yere yetsin istiyorum. En son ne zaman uyudum pek hatırlamıyorum açıkçası. Bocconi Üniversitesi'nde Pazarlama Yönetimi yüksek lisansına devam ediyorum. Frankie Morello'da web pazarlamayla uğraşıyorum; blogun geliştirilmesi, sosyal medya ağlarının güncellenmesi, markanın web üzerinde güçlü bir pozisyona getirilmesi gibi görevlerim var. Bir yandan Fransızca derslerine devam ediyorum. Zaman buldukça da yeni romanım üzerinde çalışıyorum.  

 

Moda nedir senin için?

Moda fark yaratma üzerine oynanan bir oyun. Abartmaktansa detaylarda şaşırtmanın daha eğlenceli olduğunu düşünüyorum. İnsanın en büyük projesi yine kendisi. Bu yüzden sürekli kendini yenileyen birinin, çevresini de yenileyebileceği kaçınılmaz bir gerçek bence. 

 

Bryanboy'u da ikna etmişsin defileye gelmesi için. İIginç bir diyalog geçti mi?

Uzun süredir peşindeydim. Fakat istek listesini, şirkette de yeni olduğum için, karşılamak çok zordu. Sürekli irtibat halindeydim, olur ya belki şansım döner, “Tamam geliyorum,” der diye ümit ediyordum. Sonunda ikna ederek gelmesini sağladım. Kendisini karşılamaya gittiğimizde, bizi Louis Vuitton'un vintage çantası, iki kocaman Prada valizi ve vazgeçilmez Zara kürkü ile bekliyordu. Bavullarına yardım etmek istedigimizde, "Sorun yok, sorun yok. Ben taşırım; o büyük valizlerin içinde sadece kürklerim var, çok ağır değiller!" dedi. Margiela güneş gözlüklerini New York'ta unuttuğu icin benim güneş gözlüklerime davranmak istedi. Çünkü defilelerde flaşların yüzüne patlamasını istemiyordu. Durumdan istifade edip hemen Frankie Morello güneş gozluklerini hediye ettik. Böylece tum defilelerde bizim gözlüklerimizle boy gösterdi. Bizim gösteriye showroom'da bulduğu jokey kaskını giyerek geldi. Eline kırbaç da almak istedi, fakat abartmamasını rica ettim! Ben ve iş arkadaşlarımın hayatı reality show'a döndü çünkü. 10 saniyede bir (abartı yok, 5 saniye bile olabilir!) twitter'ına ne yaptığını giriyordu. Ve defile öncesi, sabahın 8'inde kalkıp, outfit'ini tamamlamak için koşa koşa Duomo'ya gitti. Saatlerce ayakkabı aradı. Her şey bir kenara, "Ben insanlara iyi davranır, güler yüz gösteririm ki onlar da bana iyi davransın," diyen gerçekten iyi bir insan. 

 

Bir de yayınlanmayı bekleyen ödüllendirilmiş korku romanın var. Biraz ondan bahseder misin?

Koç Lisesi'nde uzun süre Leslie Moore ve Barış Sayber'le yaratıcı yazı teknikleri üzerine çalıştım. Bu deneyimlerin sonucu olarak Nuh Tufanı'nda lanetlenmiş bir ırkın bizim dünyaya geçisini anlatan kanı, korkusu, dehşeti bol 300-400 sayfalık bir roman yazdım. Gecenin Çocukları adıyla Xasiork Geleneksel Roman Yarışması'na yolladım ve 2007'de birincilik ödülü aldım. Basılması bekleniyor, umarım kısa sürede o da olacak. Şimdi sırada Hacivat - Karagöz oynatıcısı Hayali'nin İstanbul'u birbirine kattığı bir roman yazıyorum.

 

Hem mühendislik hem edebiyat hem pazarlama hem moda. Yaratıcı bir şeyler yapmak istediğini söylüyorsun. Nereye gitmesini istiyorsun bu yolun?

Ben başarının fark yarattığımız sürece var olduğuna inanıyorum. Kendimi zorlamayı, sürekli sınamayı cok severim. Çok alakasız şeyleri bir arada yapmış gibi geliyor. Fakat blog yazarken Barış Sayber ve Leslie Moore'dan aldığım yaratıcı yazım derslerini kullanıyorum; web pazarlamada Bilkent'ten gelen programlama becerilerim çok işime yarıyor. Yolun nereye gideceğini zaman gösterecek. Umarım çok daha yaratıcı yerlere çeker götürür beni.

 

Yakın gelecek için hain, viral, kışkırtıcı bir planın var mı?

Tabii ki; bir işe başlayıp da yarıda bırakmak olmaz. Yakında www.frankiemorello.it/blog adresinde çok çılgın sürprizlerle karşınızda olacağız.

-Barış Çakmakçı

İlgili Başlıklar