26 Nisan 2010

Vanessa Jackman

Moda, teknolojinin gelişimiyle yan pazarlarını da genişletiyor. Sokak stili fotoğrafçıları ve blogları zirve yapmış durumda. Aralarından sıyrılan isimlerden biri de Vanessa Jackman. O'nun modelleri ütopik değil, gerçekten hayatın içinden. İstanbul aşığı fotoğrafçıya neler yaptığını sorduk.

 

Blogun nasıl başladı?

Kasım 2008'in sonunda başladım bu blog işlerine. Ne yapacağımı başta bilmiyordum açıkçası. Kameramla, bana katlanabilen her şeyi çekiyordum. Mart 2009'da ise sokaktaki insanların stilini çekmeye yöneldim. Blogum bugüne geldi.

 

Seni stil blogunla tanıdık. Peki bu olmasaydı ne olarak devam ediyor olacaktın hayatına?

Fotoğrafçı olmadan once Avustralya'da avukattım. 2007 yılına kadar fotoğrafa ilgimin bu kadar yoğun olduğunun farkında değildim. İşime tapıyorum.

 

Fotoğraflarınızı ayarlamak ne kadar zaman alıyor?

Sokak stili fotoğraflarını çekme süreci çok kısa. Bazen 10 saniye kadar sürüyor. Ama ben görüntülediğim insanlarla vakit geçirmeyi, moda hakkında görüşlerini almayı, nerede ne iş yaptıklarını veya nereden geldiklerini öğrenmeyi de çok seviyorum. Bu yüzden çekim için daha fazla vakit ayırabildiğimde daha içime sinen kareler çıkıyor. Ama moda haftaları sırasında herkesin acelesi var. Bazen öyle bir an geliyor ki, bütün fotoğrafçıların beklediği tek bir isim bile olabiliyor. Bu yüzden her zaman insanlarla doya doya vakit geçirmek hayal oluyor.

 

Çalışmaktan keyif aldığın şehirler hangileri?

Paris ve New York. İnanılmaz bir titreşim ve stil var bu şehirlerde. Mayıs başı gibi Sydney'deyim. Bakalım neler çıkacak.

 

Hiç İstanbul'a geldin mi?

Evet, Mart 2009'da. Muhteşem bir şehir, aşık oldum. Yemekler harikaydı. İnsanlar çok sıcak ve samimiydi. Boğaz'ı Sydney kıyılarına çok benzettim. Beni davet etmeyi düşünmez misiniz?

 

Gizli zevklerin var mı?

Oldukça çok. Ama bu ara Pierre Hermé makaronlarıyla bozmuş durumdayım. Günahkar bir lezzeti var. L'artisan du Chocolat'nın tuzlu çikolataları da delirtiyor beni.

 

Bu aralar ne okuyorsun?

İkinci kere okuduğum bir kitap, Arundhati Roy'un Küçük Şeylerin Tanrısı (The God of Small Things). Okumadıysanız, mutlaka ama mutlaka tavsiye ediyorum. Özellikle modayla ilgiliyseniz.



-Barış Çakmakçı

İlgili Başlıklar