07 Eylül 2014

Suzy Menkes New York Moda Haftası’nda: İkinci Gün

YAZI: SUZY MENKES

ALEXANDER WANG’IN SPOR AYAKKABI FETİŞİ

Rihanna, kırmızı platform ayakkabılarıyla tempo tutarak defileyi  en ön sıradan izliyordu, üzerindeki mavi Alexander Wang kıyafeti öyle kısaydı ki şapkasıyla arasında fazla mesafe yoktu denebilir.

Şarkıcı, en sevdiği tasarımcı selam verirken ayağa ilk fırlayanlardandı.

Wang, kuliste, “Şovun ilhamı, neredeyse fetiş objesi haline gelen  spor ayakkabılar“ dedi koleksiyonundan bahsederken.   Modacı, sportif giyimi bir üst zarafet ve enerji düzeyine taşıyan, spor ayakkabı modellerinden esinlenilmiş dinamik  kreasyonlarını sergiledi.

 

 

Wang, “Bu ayakkabılar günümüzde herkesin takıntılı tutkusu haline geldi. Neden çocukluğum ve gençliğimin ikonik modellerinden ilham alıp kendi kuşağıma seslenmiyorum, diye düşündüm,” diyor.  Tabii ki o kaynağı, usta bir zanaatkar titizliğiyle yorumlamış.

Sonuçta ortaya Wang’ın yaratıcı karışımlarından biri çıkmış: Sportif enerji ,  vizyon ve Balenciaga’daki konumu sırasında edindiği tecrübe ile tasarlanmış, spor giyim kumaşlarından mamul olmakla birlikte couture zarafetinde kıyafetler.

Geçen sezon, Wang, vücut derecesine göre renk değiştiren kumaşlarla moda oyunları hazırlamıştı. 2015 yazı için canlı renkleri koleksiyonuna katmış, büstiyerlerde kullanılan kırmızı, beyaz ve mavi dalgalar da dahil buna. Ayrıca Nike’nin parlak renklerinden  sevimli, kısa, streç elbiseler hazırlamış.

Enteresan olan mankenlerin ayağında Chanel haute couture’ünü hareketlendiren spor ayakkabılardan uzak durulmuş, giyilenlerin hepsi, yürünebilecek yükseklikte topuklular.

Wang’ın en önemli gücü, koleksiyonlarına yansıyan hareketli enerji. Öyle ki, göbek bölgesindeki bağcıklar her an açılıverecek ya da göğüste yer alan lastikli bağlar gerilip ayrılacakmış gibi hissediyorsunuz.

Wang dokuz yıl önce adından söz ettirmeye başladığından beri moda hakkında çok şey öğrendi ve bir defilenin yoğunluğunu nasıl ayarlayabileceğini çok iyi kavradı. Yumuşak gri tonlarla canlı ve neşeli spor ayakkabısı tonlarının iç içe geçmesinden oluşan renkler, kıyafetlerini bir çok yaş kuşağı için cazip hale getiriyor.

Bu koleksiyonun bir önemi de hem kendisinin dinamik ve sportif tasarımlarının olgunluk dönemini yansıtması hem de kan kaybeden Amerikan spor giyim modasına taze kan olması.

Wang’ın New York, Paris ve Çin arası mekik dokurken nasıl çalışabildiği sorusu akla gelince insan mutlaka spor ayakkabılarla koşuşturuyor diye düşünüyor.

 

 

ALTUZARRA TARAFINDAN TERSYÜZ EDİLEN MASUM GÜZELLİK

Joseph Altuzarra, 1960’ların ciddi ve kadınsı görünümünü alıp adeta tersyüz ettiği güçlü koleksiyonunu özetlerken “Teryüz ve şuh,” diyor.

1968 lerin meşhur filmi Rosemary’s Baby müzikleri içinde podyuma çıkan modeller, kareli pamuklu kumaşlardan, pembe dar elbiseler ya da şortlar içinde salınırlarken çıplak göğüsleri gayet net görünüyordu.

Masumiyet ve şehvetin bu karışımı, son derece güzel kıyafetler eşliğinde, dejenerasyona dair kuvvetli mesajlar içeriyordu.

Tasarımcı, “Rosemary’nin bebeği, Barry London,  hep günahkar, romantizm ve masumiyetten uzak, lanetli ve uğursuz aşklara işaret ediyor,” dedi. Yine de bu etkileyici koleksiyonun karanlık bir havası olduğu söylenemez.

Şov, net bir terzilikle imal edilmiş, son derece ciddi Prenses Grace saç modelleriyle sunulan denim parçalarla açıldı, ince ipliklerden örülü kazaklar ile altlarında şort ya da etek ve basenlere dek açılan elbiseler gibi.

Kareli kumaşlara değişik açılarda kesilmiş şeritler eklenmiş ,yer yer kızıl deri bir kemer ya da yumuşak süet ceketlerle kombin yapılarak Kuzey Afrika tınılı bir cazibe katılmış.

Koleksiyonun iyice ciddi bölümleri de vardı,  yoğun fetişist bir havanın hakim olduğu bu parçalar arasında bedeni saran  şeritlerle kafes gibi örülmüş bir üst ya da incilerle bezeli siyah  dantel elbise

vardı. Hepsi yenilik ve romantizmin bileşkesi gibiydi.

 

 

Londra’da Christopher Kane, pamuklu dokumaların masumiyuet/cinsellik temalarıyla yorumlanmasını sağlarken Simone Rocha da inciyi tasarımlarının ayrılmaz parçası haline getirmişti daha önce.

 

Fakat Altuzarra koleksiyonunu tamamen özgün kılmayı başarmış, Barry London’ın tarihselciliğini romantik bir yorumla kullanmış. 2015 yazının spor giyimi yeniden canlandıran havasından epey uzak olmakla beraber modadaki çeşitliliğin sergilenmesi açısından çarpıcı bir defileydi.

 

PRABAL GURUNG

İkinci bir sezon için daha Prabal Gurung etnik kökenlerine dönmüş. Ancak bu kez, yaratıcılığını Nepal’deki kendi çocukluğundan, özellikle de karla kaplı zirveleriyle Himalayalar’dan almış.

 

 

Modacı, memleketinin dinginlik ve maneviyatını açıklarken “Yemyeşil tepeler ve üzerlerini kaplayan yabani güllerle orman gülleri,” tanımını kullanıyor.

Defile, bu ruha uygun olarak yumuşak şifon eşliğinde kullanılan denim parçalar ve uçuşan katlarla bezeli organze bluzla başladı. Yumuşak renklerde dağ çiçeklerinin havası sezilirken genel etki sportif bir güzellik şeklindeydi.

Ancak Prabal, erken dönem koleksiyonlarında başvurup son yıllarda vazgeçtiği komplike dizaynlara geri dönmüş görünüyor. Yakada kullanılan fırfırların, hali hazırda çiçekli olan elbiselerin eteklerinde de kullanılmasında bunu görüyoruz.

Bir çok tasarımcının koleksiyonunda olduğu gibi, bu tasarımlar da biraz düzenleme istiyor, sade sunumların güzelliğiyle sunulmanın yolu bulunurken Prabal’ın vizyonu olan Nepal kökleriyle Amerikan spor giyimin çakışması yakalanmalı.

RALPH RUCCI: AMERİKA’NIN MİLLİ MODA MÜCEVHERİ

Padma Lakshmi, olağanüstü koleksiyonunun sunumu sonrasında Ralph Rucci’yi kucaklarken “Hayran kaldım,” diyordu.

Cam kaplamalı, kitaplarla dolu stüdyosu, markasının tutkunu olan seçkin isimlerle dolan tasarımcı, Amerikan modasının milli hazinesi olarak tanımlanmayı hakkediyor, zira tasarımları New York’un, haute couture zarafetine en fazla yaklaşabildiği kreasyonlar.

 

 

Beyaz trapez bluzdan, saten, gösterişli İnfanta elbisesine dek tüm kıyafetler gövde gösterisi gibiydi.

Sunumun ilginç bir yanı da Ralph Rucci’nin defile broşüründe koleksiyonuyla ilgili görüşlerini detaylı olarak açıklaması. Kıyafetlerdeki dengeden bahsetmiş, dar pantolonların üzerinde kalçada genişleyen üçgen kalıplı trapez üstler gibi.

Bir de kendi haute couture’ünden bir teknik kullanarak tüller üzerine yerleştirilmiş tüp dokumalara yer vermiş. T.S Elliot’tan bir alıntıyla başlayan tanıtım broşürünü okuyunca nasıl komplike bir dizayn ile karşılaşacağımı beklemeye başladım .

Ne var ki sergilenen kıyafetler ustalıklı bir sadelikle biçilmiş, tübüler kumaşlar kol ağızlarında ya da siyah dar pantolonla sergilenen  beyaz bir ceketin eteğinde kullanılmış.

Eğer moda tasarımcılarını mimarlar ve dekoratörler olarak ikiye ayırmak gerekirse Rucci, her iki özelliği de taşıyan nadir isimlerden. Kendi, çizdiği desenleri kullanarak titizlikle dikilmiş ceketler bunun ispatı.

Koleksiyonun en modern parçası parlak transparan, pembe kiraz çiçeği desenli bir yağmurluktu ve siyah pantolon ile beyaz gömlek üzerinde sunuldu.

Biz moda editörleri bu kadar ince işçilik içeren tasarımların üzerinde Made in Italy ibaresini görmeye şartlanmışızdır, bu yüzden Rucci’den tüm kıyafetlerin New York yapımı olduğunu duymak sevindiriciydi.

Bununla ne kadar gurur duysa azdır. 

 

Çeviri: Kader Çekerek

İlgili Başlıklar