09 Eylül 2014

Suyz Menkes: Apple Watch Görücüye Çıktı

YAZI: SUZY MENKES

Kaliforniya’da yeni Apple Watch’ı elimde tutuyorum. Ekranını kaplayan rengarenk noktalar kelebekten çiçeklere yüzlerce şekle giriyorlar.

 

 

 

Saatin kayışında parmaklarımı gezdiriyorum, gül kurusundan altın sarısına ve parlak renklere kadar envai çeşitlilik içeren plastik kayış, alüminyum çerçeveyi tutuyor.

Kişiselleştirme ayarları ile fonksiyon  çeşitliliğinin devasa boyutlarını kavramaya çalışıyorum.

Hala moda dünyasının, dünyanın bu en akıllı saatini benimseyeceğine emin değilim ya da artık cep telefonlarını saat niyetine kullanmaya alışmış bir neslin bilek saatini anlamlı bulup bulmayacağını bilmiyorum.

Apple’ın merak ve heyecanla beklenen sunumu, otuz yıl önce 1984’te Macintosh’un tanıtımının yapıldığı Cupertine, Kaliforniya’daki Flint Center of Performing Arts’da gerçekleştiriliyor ve bunun Apple tasarım bölümünün başı Jony Ive için ne denli duygusal ve sembolik bir durum olduğu  belli.

2011 de ölen, dijital çağın sihirli çocuğu Steve Jobs’un hayaleti ortada geziniyor gibi. Ive için bu an, Apple web sitesindeki geriye sayımı izleyen yaklaşık 60 milyon insanın, dijital eleştirilere başlayacağı, 17 ayrı güçlü ekiple, üç yıldır sürdürülen ve sır gibi saklanan çalışmaların netice vereceği an.

Tabii ki Jony ve ekibi, titizlikle oynadıkları bu kumarın onlara ne kazandıracağını, akıllı telefon ile senkronize fonksiyonlu  saatin asıl satışa çıkacağı 2015 ilk aylarında görecekler.

Şimdiden rakipleri var zaten. Samsung, kendi markasının çok fonksiyonlu saati Galaxy Gear S’i Ağustos’un 28inde piyasaya çıkarmıştı. Bu hafta New York’ta, Galaxy Gear S saatimi taktım ve Samsung’un, Mobil İletişim  Global Pazarlama Başkan Yardımcısı Younghee Lee’nin, moda gurularına verdiği seminere katıldım. Bu teknolojik bilekliğin form ve işlevini değerlendirecek konuklar, Harper’s Bazaar’dan Carine Roitfeld, V Magazine ve Harper’s Bazaar’dan Stephen Gan ve  Dİesel’in lisans direktörü Andrea Rosso idi.   Teknik özelliklerini beğenmekle birlikte, Roitfeld, bu saatlerin estetik anlayışına uymadığını, bu nedenle takmayı düşünmeyeceğini söyledi.

Tory Burch de dijital bir adım atarak Fitbit’le ortak bir egzersiz bilekliği tasarlamıştı.

Apple’ın akıllı telefonlarını piyasaya sürdüğünden beri en büyük avantajı, teknolojiyi kişiselleştirilebilir kılması.

Jony Ive’in ekibi için saatin önemi yalnızca fonksiyonellik değil kullanan her insanın kişiliğinin parçası haline gelebilmesi. Otuz yaşın altındaki, bilek saatlerini çoktandır terk eden bir kuşağın, bu akıllı bilekliklere yoğun ilgi göstermesini umuyorlar.

 

 

İki farklı ebatta piyasaya sunulacak olan Apple Watch’ın ekranı iki emitör, iki sensör içeren dört lensten oluşuyor ve tabii sınırsız seçenekten.

Önce, paslanmaz çelik, plastik ve deri malzemelerden oluşan yedi farklı kayıştan size uygun olanını seçiyorsunuz.

Ardından, saat kurma düğmesine benzeyen düğmeden tıpkı akıllı telefonlarda olduğu gibi uygulamalar indiriyorsunuz.

Saat ekran arka planını kişiselleştirirken tamamen kendi tercihleriniz konuşuyor, fonksiyonel ya da estetik, Mickey Mouse ya da  daha derin anlamlar içeren semboller kullanabilirsiniz.

Ekranın saat fonksiyonu için de sayısız seçenek mevcut , İngiltere’deyseniz saatinizde güneş batımı Big Ben üzerindeyken, Bali’deyseniz masalsı bir plaj üzerinde oluyor.

Sporla ilgili fonksiyonları, sağlık uygulamaları, ses özellikleri ve teknolojik ürünler dünyasında ilk olan stil ve kişiselleştirme bu küçük aletin becerilerinden bazıları.

Temel özelliklerinden daha fazlasını kavrayacak kadar zaman geçiremedik Apple Watch ile, yalnızca Apple telefonlarla uyumlu olduğunu, kendi telefon özelliği bulunmadığını, fiyatının 349 $ dan başlayıp pembe altın kaplama olanların muhtemelen İsveç saatleri kadar pahalı olacağını öğrendim.

Güçlü teknolojik altyapı sayesinde, iki emitör ve iki sensörden oluşan dört lensli ekranda nasıl zoom in ve zoom out yapılabileceğini tecrübe ettim, haritalar, takvimler ve bana göre akıllı cep telefonlardaki özelliklerin aynısı olan diğer ayrıntıları inceledim.

Apple Watch, ben bu şekilde kurmasam da bana ayağa kalkıp vücudumu esnetmemi ve hareket etmemi söyleyebilecekmiş, umarım kan şekerimi ölçüp çikolata yememe karışmıyordur.

Yirmi birinci yüzyılın bu dijital harikasına saat koleksiyoncuları nasıl yaklaşacak acaba, klasik saatler gibi nesilden nesile aktarıldıkça değer kazanacak bir ürün olmayacak çünkü, tam tersine yeni versiyonu çıkar çıkmaz modası geçecek.

Moda açısından bakarsak ne öyle çok cazibeli ne de itici buldum tasarımı ancak estetik yanı ağır basanlara göre teknoloji tutkunlarının daha çok tercih edeceği muhakkak.

Akıllı cep telefonları moda dünyasını hiç tahmin edemeyeceğimiz şekilde değiştirdi, kulisleri dünyanın önüne açtı ve defileleri anında görüntü ve video paylaşımı yapılan olaylara dönüştürdü.

Özetle, telefon ve bilgisayar, modayı herkesin ayağına getirdi.

Dijital dünyaya mesafeli bir moda uzmanı olarak benim bu aracı tam kapasiteyle kullanmam sanırım mümkün değil ancak ruh halim ya da kıyafetime göre ekranını değiştirme fikri hoşuma gitti.

Mor kıyafetlerimle menekşeli bir ekran ne güzel giderdi, değil mi?

İlgili Başlıklar