27 Aralık 2010

Selim Baklacı

1986'da İsviçre'de doğdu. Ama 21 yaşında keşfedilecek kadar tutkulu, hevesli ve başarılıydı. Tüm bunların yanı sıra Selim Baklacı'yı -kendi jenerasyonu da dahil olmak üzere- pek çok moda tasarımcısından ayıran özelliği, tasarladığı her şeyi hayata geçirebilecek kadar iyi bir teknik bilgiye sahip olması. Genç tasarımcının son hamlesi ise kendi online alışveriş butiği.

 

Nereden çıktı bu moda?

Çok küçük yaştan beri kalıp hazırlayıp prova yapabiliyorum. Kendimi bildiğim ilk günden beri çamura şekil verip, resim yapıp, kumaşları şekillendirip dikiş dikiyorum. Ben lise eğitimimi hazır giyim üzerine aldım. Üniversitede de tekstil okudum. En klasik deyimle moda bir şekilde hep hayatımın içindeydi.

 

Peki bugün nerede, neler yapıyorsun?

Ofisim ve showroom'um başından beri Galata'da. Kişiye özel tasarımlar yapıyorum. Belirli markalara dönemsel koleksiyonlar ya da firmaların etkinlikleri için özel parçalar hazırlıyorum. Aslında sabah-akşam kendime yapacak bir iş çıkarabiliyorum. Yaptıklarımı kendi showroom'umun yanı sıra daha çok yeni açtığım online alışveriş butiğimde ve Galata'da La Mariquita'da görebilirsiniz.

 

Sadece kıyafet yapmıyorsun?

Hayır. Son dönemde silikonları eriterek yeni bir şeyler denedim. Korsaj, yüzük, küpe gibi aksesuarlar, maskeler ve daha önce yapmış olduğum şapkalar var. İleride bu konuda da farklı şeyler söylemek istiyorum. Ama zamanı var.

 

Bugün her tasarımcının teknik bilgisinin mükemmel olması gerekmiyor. Onu destekleyecek iyi bir ekip de bu işi üstlenebilir. Sen aldığın eğitimle kendi yaratıcılığını nasıl destekliyorsun?

Tasarladığım her şeyi dikebiliyorum.

 

Amerika'da büyük ilgi gören ve sektöre birçok yetenekli ismin kazandırılmasına önayak olan Project Runaway yarışmasının 2007'deki Türkiye versiyonunda birinci oldun. Ne değişti hayatında?

İsmimi daha geniş bir kitleye duyurdu tabii. Yeni mezun biri olarak, aldığım para ödülünün de hiç kuşkusuz faydası oldu. Bugün bu koşullarda kendi modaevime sahipsem o katkıları unutamam. Bir de tabii 2007'de İstanbul Moda Fuarı'nda kapanış defilesi yapma fırsatım olmuştu. 21 yaşında bir tasarımcı için, tasarladığı kıyafetleri Ece Sükan, Didem Soydan, Pınar Tezcan gibi isimlerin taşımış olması büyük bir mevzu.

 

Sahne kostümleri için çalıştığın ünlü isimler de oldu mu?

Evet, başladığım günden beri Hande Yener, Nil Karaibrahimgil, Göksel, Atiye ve Mercan gibi isimlerle çalıştım. Hepsi de kendince belli bir çizgiye sahip ve benim duruşumla örtüşen isimler.

 

Hollanda'da ve Almanya'da Türk tasarımcıları ile yapılan sergilere de katıldın.

Evet. 2008'de Ümit Ünal, Hatice Gökçe, Gamze Saraçoğlu, Dilek Hanif, Filiz Akçakal, Özlem Süer, Arzu Kaprol ve Sibel Aygün ile birlikte Rotterdam Tarih Müzesi'nde düzenlenen bir sergiye katıldım. Ayrıca geçtiğimiz ay Köln'de Köln Uygulamalı Sanatlar Müzesi'nde düzenlenen İstanbul Fashion sergisinde de 11 tasarımcıyla birlikte yer alıyor ürünlerim.

 

Nelerden besleniyorsun?

Türk sinemasından, özellikle Atıf Yılmaz'dan. Sıkı bir Müjde Ar hayranıyım. Koleksiyonlarımdan birinin adı Asiye Nasıl Kurtulur. Deliler gibi müzik dinliyorum. Çünkü müzik dinlerken boş duramıyorum.

 

Çalışmalarını beğendiğin yabancı tasarımcılar kimler?

Alexander McQueen ve Alexander Wang.

 

Hedefin ne?

Giydirmek istediğim isimler var. Aslında bütün kadınları giydirebilmek.

 

-Işık Cansu Canayak

ETİKETLER: ALEXANDER WANG , SELİM BAKLACI , MÜJDE AR