25 Kasım 2010

Ricardo Martinez Paz

Arjantin asıllı moda danışmanı ve stilist Ricardo Martinez Paz çokyönlü ve renkli bir kişilik. Bugüne kadar Sophie Marceau'dan Jane Birkin'e, Emmanuelle Beart'dan Charlotte Gainsbourg'a, Catherine Deneuve'den Monica Bellucci'ye kadar pek çok ünlü isimle çalışmış. Carla Bruni'nin albümünden Pekin Olimpiyat Oyunları'na giden 35 Fransız sporcunun kostümlerine kadar elini değdirmediği isim kalmamış. Geçtiğimiz sezon Türkiye'de bir yarışma programı için Bülent Ersoy ve Gülben Ergen'le de çalışan Paz sorularımızı yanıtladı.

 

Styling yapmaya nasıl başladınız?

Galiba benim styling konusunda uzmanlaşacağım daha çocuk yaşlarımdan belliydi. Şimdi geriye dönüp baktığımda gözümün önüne 14 yaşındayken ilk Life dergisinin kapağında Audrey Hepburn'u gördüğümü ve ona nasıl hayranlık duyduğumu hatırlıyorum.

 

Bu işe gireceğinizi biliyor muydunuz ?

Gençken konservatuara gitmiştim ve amacım oyuncu olmaktı. Ama o dönemde bu seçimimi ailem hiç onaylamıyordu. Onlara aynı zamanda fotoğrafa olan düşkünlüğümü de anlatmaya çalışıyordum ve kafamda fotoğrafçı olmaktansa güzel bir kadrajın içinde fotoğrafın kendisi olmak vardı. O dönemden beri hayalimde bin bir çeşit imaj ve mizansen kurup fotoğraf kareleri yaratırdım. Paris'e gelip, Sigma Fotoğraf Ajansı'nda çalışmaya başladığım yıllardan beri de bunu bir meslek olarak yapmayı başardım. Şanslıyım ki 15 yıldır da kendi başıma çalışıyorum.

 

Bu işin en mücadele gerektiren tarafı ne oldu peki?

İşim gereği hep ünlüler, şarkıcılar ve oyuncularla beraber çalıştım. Bu tarz çekimlerin öncesinde heyecanımı yenmek için karşılaşacağım kişilerden ziyade, ortaya konulacak işe odaklandım. Sanırım başarılı da oldum. Fakat geçen sene Carla Bruni'nin yeni albümünün kapak çekimi zorlu bir iş oldu. Çekimden bir gece önce hiç uyumadım. Çünkü her şeyden once o bir ‘first Lady'di. Ve bugüne kadarki Fransız başkanlarının hanımlarının hepsi benim icin önemli birer ikondu. Özellikle Madame Claude Jacqueline Pompidou ve Madame Giscard d'Estaign. Dolayısıyla Bruni ile çalışmak benim için heyecan verici oldu diyebilirim. Ama bu enerjiyi seviyorum. Kendimi halen 20 yaşında hissediyorum.

 

Çalışmaktan en keyif aldığınız fotoğrafçı kim?

Martin Paar diyebilirim. Kendisinin bakış açısı, olayları fotoğraflaması, yarattığı kontrastlı dünya çok hoşuma gidiyor. Moda ve lüks sektörünün zıtlıklarından yola çıkarak görüntüledikleri ve vermeye çalıştığı mesaj şekilleri çok başarılı. Sanırım artık sanata yakın duran fotoğrafçıları daha fazla seviyorum. Ben de yeni yapmaya başladığım projelerde o tarafa doğru kayıyorum.

 

Stilinden ilham aldığınız birileri var mı hiç?

Hiç kimse. Çünkü genelde tanınmış ve ünlü isimlerle çalışıyorum ve onlarla konuşurken onların doğalarından getirdikleri tarzlardan beslenip ortaya bir şeyler çıkmasından keyif alıyorum. Mesela hiç bir zaman internette bir araştırma yapmam. Benim bizzat gidip kumaşlara dokunup, kişilerle konuşup hissetmem gerekiyor

 

Bunca yıldır bu kadar ünlü isimle çalıştınız. Unutamadığınız bir anınız var mı?

Bundan birkac sene önce dört ünlüyle yaptığım bir çekim esnasında yaşadığımız bir macerayı paylaşmak isterim. Bize verilen çekim konseptine göre Gerard Depardieu'nun oğlunu Paris'teki turistik bir mekanda sanki Paris'e turist olarak gelmiş gibi çekmeyi planlamıştık. Ben de kendisine styling için bir bermuda, tişört ve boynunda fotoğraf makinasıyla Eiffel Kulesi'nde bir kare önerdim. Ancak bacaklarındaki yara izlerinden dolayı bermuda giyme fikrine sıcak bakmadığını ve başka bir konsept önermemizi rica etti. Bunun üzerine aklımıza bambaşka bir fikir geldi. Paris'in köprülerinden birinin altında motosikletinin üzerinde kolunda ve komple bacağında alçıyla görüntülemeye karar verdik. Çekim çok başarılı geçti. Ama sonrasında elimizdeki makasla alçıyı açmaya çalışırken makas kırıldı. Etraftan geçenlerden yardım rica ettik, ancak başarılı olamadık. Son çare en yakın hastanenin acil servisine gidelim dedik. Orada da bizden bacak röntgenlerini istediler. Çünkü röntgen olmadan alçıyı açamayacaklarını belirttiler. Durumu anlatıp alçıyı aldırıncaya kadar oldukça bir vakit geçmişti.

 

Favori tasarımcılarınız kimler?

Şu aralar sevdiğim markalar arasında Lanvin, Balenciaga'yı sayabilirim. Tasarımcılardan ise başından beri Dries Van Noten hayranıyım. Kendisinin tasarımlarını Jane Birkin'de çok fazla kullanıyorduk. Ayrıca sezonu geçse bile, öyle işleri var ki, son koleksiyonunu daha önceki herhangi bir tasarımıyla da kombine edebilirsiniz.

 

Bugüne kadarki en keyifli moda anınız neydi peki?

Sanırım Yves Saint Laurent'ın evinde Jane Birkin'in kıyafet deneme seansıydı.

 

-Barış Çakmakçı

ETİKETLER: LANVİN , MONİCA BELLUCCİ , JANE BİRKİN , CHARLOTTE GAİNSBOURG , BALENCİAGA , CATHERİNE DENEUVE , DRİES VAN NOTEN , CARLA BRUNİ , EMMANUELLE BEART , SOPHİE MARCEAU