07 Mart 2015

Paris Moda Haftası: Üçüncü Gün

YAZI: SUZY MENKES

PACO RABANNE: USTASINDAN UZAKTA 
 
"Dur! Sağa dönülmez!" Bu sözler podyumda yaratılan şehir senaryosunda 3D dijital baskılar olarak karşımıza çıktılar ve Paco Rabanne'nin defilesinin geri kalanında bir daha görmedik. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Yoksa bu modaevinin kurucusunun 1960'lardaki moda kurallarına artık uymak istemeyen Kreatif Direktör Julien Dossena'nın verdiği gizli mesaj mıydı? Çünkü Paco Rabanne, Rabanne'nin babasının kasap önlüğünden esinlenilmiş metal file ile yarım yüzyıldır ününü sürdürüyor. Yoksa Dossena fütürizmi bir kenara bırakarak sade şehir kıyafetleri mi tasarlamak istiyor? 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Her ne karar verdiyse sonuçta iyi görünümlü kıyafetler ortaya çıkmış, üstelik bir zamanlar ona verilen ünvanla "deli Paco"nun tarzını da tamamıyla saf dışı bırakmamış.  
 
Dossena metalik file yaparken plastik diskler kullanmış, bu yüzden de kıyafetler hafif ve dinamik gözükmüş, özellikle de pantolonların üzerine giyilmek için bu teknikle tasarlanan üstler çok güzeldi. Kıyafetlerin geri kalanında vücut oranlarıyla oynanmış, örneğin yüksek belli pantolonun üstünden aşağı doğru genişleyen bir tünik. Siyah renk kullanımı, şehirli ve sportif kıyafetler, tasarımcının  Balenciaga'da çalıştığı zamanlarda akıl hocası olan Nicolas Ghesquière'in tarzına odaklanıldığının göstergesiydi.  
 
Dossena derin bir nefes almalı, bütün "Dur!" işaretlerini görmezden gelmeli ve kendi moda yolunda özgürce ilerlemeye devam etmeli.
 
LANVIN: FAS ANILARI 
 
Beaux-Arts'ın çatısında Lanvin defilesi için adına kadeh kaldırılan Kreatif Direktör Alber Elbaz zengin dokuların, püsküllü iplerin ve "Berber" çizgilerinin ardındaki sırrı açıklıyor. Doğduğu topraklara geri dönmüş. "Daha önce Fas'a hiç gitmemiştim, 2014 de Lanvin'in 125. yıldönümüydü bu sefer ben de kendi doğumgünümü kutlamak istedim. Tabii, Fas'tan ilham alıp Fas'tan ilham alınmamış gibi göstermenin bir yolunu bulmalıydım." diyor Elbaz.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Alber Elbaz, Paris'te Palais Galliera'da düzenlenen Lanvin sergisine gönderme yapıyordu, Alber'in geçen 14 yıldaki işlerine yer verilmeyecek bu sergide. Alın size tasarımcının kendi egemenliğini güçlü ama beklenmedik bir şekilde göstermesi için bir sebep daha. Alber'in ve markanın kurucusu Jeanne Lanvin'in ortak noktasıysa kadınlara duydukları saygı. Geçmiş koleksiyonları bu konuda yeterince etkili olduysa da, bu seferki yeni bir konuya parmak basıyor: etnik etkilerin arasında boğulmamak. Ya da Alber'in deyişiyle "Nasıl tasarlayabilirim ki çöl kıyafeti gibi gözükmesin?" 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Cevap küçük öğeleri alıp, örneğin ipek bir ipliği, onları modern şehir kıyafetleri olarak işlemek. Alber bu zorluğu "Kaftan'ı alıp günlük giyime uygun hale getirmek" diye tanımlıyor. Koleksiyonda çoğunlukla kıyafetlerin kenarlarına el işlemeleri yapılmış. Ciddi anlamda Kuzey Afrika etkisinin hissedildiği ilk kıyafet, yakası ve ön kısmına battaniye kenarlarında görülene benzer püsküller işlenmiş kırmızı paltoydu. Bazen efektler daha gizli saklıydı, bir paltonun beline işlenmiş iplikler gibi; Bazen de daha barizdi, çöl binicileri tarafından giyilen deri koşum takımı gibi. Köylü gömleği gibi gözüken bir kıyafetin izini de Yves Saint Laurent'in de - Alber orada da çalışmıştı- geldiği yer olan Mağrip bölgesine kadar sürmek mümkün.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcının defile boyunca gözler önüne serdiği hünerlerine hayran kaldım. Alkışlardan ve kutlamadan sonra elime geçen program notlarında Alber, birbirlerine zıt düşen Avrupa-Kuzey Afrika ilhamlarını anlatıyordu: "Gösterişli ve sıkı; kuru ve sıcak; opak ve şeffaf; maskülen ve feminen," diye yazmıştı açıklamaya. Bunlara bir de belki de Beaux-Arts'ın çinili yerlerinden esinlenmiş olabileceği renkler eklemiş: nar kırmızısı, toprak kahverengisi, şarap bordosu ve güneşte kurumuş açık bir toprak rengi.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Geçmişine dönen bu sanatçı zihnin yarattığı füzyonu anlatmaya kelimeler yetmez. Unutulmaz bir moda şöleniydi.  
 
RICK OWENS: ERİMİŞ ALTIN 
 
Rick Owens'ın asaleti beni her zaman etkilemiştir. İstediği kadar, seçtiği defile mekanı beni çılgına çevirirse çevirsin, defile ne kadar geç başlarsa başlasın, boğuk müzik beni dişlerimi sıkmama sebep olacak noktaya getirirse getirsin, Owens'ın tasarladığı, vücudu nazikçe saran bir kumaş parçası görür görmez vuruluyorum.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Sonbahar/Kış 2015 koleksiyonu özellikle zarif bir koleksiyon olmuş, eğer "zarif" sanki eritilmiş gümüş, bronz ve altına batırılmış gibi duran kıyafetler için kullanılacak doğru sözcükse... Bu metal kaplama, kıyafetlerde değil mankenlerin ışıldayan makyajlı suratlarında görülüyordu daha çok. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Kumaşların dökümü sadece bir tarafa doğruydu, bir rüzgar esmiş de kıyafetin her parçası o tarafa savrulmuş gibi. Arada sırada şaşırtıcı şeyler de görüldü, kıyafetin ön kısmında sarkan püsküller gibi. Kıyafetler, sarınmanın ve drapenin tek giyinme şekli olduğu ortaçağ zamanlarına döndürdü bizi. Ama verilen etki son derece moderndi, işte bu da Rick Owens'ın istisnai yeteneği sayesinde! 
 
BALMAIN: IŞILDAYAN FARKLILIK 
 
Farklı farklı renkler ortaya çıkıyordu, her yer parıl parıl ışıldıyordu, müzik güm güm çalıyordu ve yeni sarışın Kim Kardashian Balmain koleksiyonunu izlerken kendinden geçiyordu. 
 
Kim Kardashian West 
 
İpek pileler verilmiş, şelale gibi aşağı inen pantolonlar, kabarık hafifliğiyle kürk, ve göğüsten geçen Lurex çizgileri... Olivier Rousteing bu 3D tarzı ihtişam orkestrasının sadece şefi olmakla da kalmıyor.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bir zamanların ağırbaşlı Balmain markasını, cesur (ve zengin) kadınlar için baştan yarattı. Balmain'in son yöneticisi Alain Hivelin tarafından bizzat seçilmiş olan Rousteing, Kim ve Kanye gelmeden önce sahne arkasında çok daha derin duygularla bu koleksiyonu hazırladığını anlattı. Parisli modaevlerinin arasında karma bir ırka sahip tek tasarımcı olarak daha çeşitli bir görüntü yaratmayı denemiş. Bu sezon, o ispanyol paça pantolonlarla 1970'lerden esinlenmiş, ancak egzotikliğe ve çeşitliliğe de yönelmiş. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu defileden yükselen özgüven çok farklıydı! Kıyafetler de pırıl pırıl parlıyordu. 70'lerden, kalça ve eteklerdeki püsküller esin alınmıştı. Ancak yatay pilelerden, yarı şeffaf dantellere kadar her şey çok tutkuluydu.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Rousteing, çılgın hippilerden ziyade işyerinde kadınların gördüğü ayrımcılığı delip geçen başarılı bir kadın figürü yaratarak çok ileri mi gitti? Tasarımcının cesur terziliğini ve zanaatkarlığını sevdim. Kıyafetlerin herkes için olmadığı açık. Ama Balmain'in cesur yüreği bu moda dünyasına lazım.  
 
ROLAND MOURET: KENDİSİNE DÜRÜST 
 
Defile programı notlarında, Roland Mouret çok duyarlı bir şey yazmış: "Kendime karşı dürüst olmaya çalıştım, Kıyafetlerin kendilerinin bir anlatım, hayatımın ve seyahatlerimin bir öyküsü olmasını istedim. Nihayetinde ben en çok kıyafeti değil, giydirdiğim kadınları severim."  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Günlük kıyafetlerde, dokusal mesaj çok karmaşıktı, geometrik patchwork (kırkyama) ile oluşturulan kilim etkisi, kültür öğelerini çok farklı ve sofistike bir şekilde yorumlamış. Örgü işlerinde, eskiden balıkçıların eşlerinin, kocalarının kıyafetlerini ayırt edebilmeleri için örgülerin üzerine işlediği farklı dikiş "işaretleri"nden esinlenilmiş. Bu tür sanatsal boyutlar olmasaydı, tekrar eden kısa eteklerden dolayı günlük giyim kısmı son derece aynı gözükebilirdi.   
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcı, 10 sene önce onu yıldız yapan "galaksi" elbisesine bir kez daha gönderme yapmadı, keşke bunu yapma gerekliliğini duysaydı. O elbisesi, sinemaya bir göndermeyi, feminist modern bir duruşu ve ihtişamı temsil ediyor. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Her zamanki gibi, Mouret'in imzası haline gelmiş renklerle dolu bir koleksiyon gördüm: açık kırmızıdan şarap rengine kırmızılar, hafif sarı dokunuşuna sahip koyu tonlar. Ama bittiğinde tasarımcıdan daha fazla şey görme isteği doğdu içimde.  
 
CARVEN: FRANSIZ KİMLİĞİNE İLK DARBE 
 
Paris'teki defilelerin altında yatan dram, görkemleri geçmişte kalan moda evlerini canlı tutmakla alakalıydı. Büyük giyim gruplarının en iyi moda evlerini bünyelerine alıp onlara finans sağladıklarını görüyoruz, umarım bu yöntem işe yarar. Ancak ya geçmişte bir kadın tarafından kurulan ve vizyonu da bu kadının kendisinden beslenen küçük bir modaevi ne olacak? Nasıl ilerleyecek? 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Önceki Kreatif Direktör Guillaume Henry'nin mini sunumunu izlediğim zamanı hatırlıyorum, sunum sunucunun torunu olacak yaştaki lise kızlarıyla ilgiliydi. Kıyafetler, yeni taze bir hava taşıyorlardı, mütevazıydı ama hafiften bir çekiciliği vardı, ve son derece Fransızdı. Her şeyden öte, Guillaume Henry'nin yarattığı koleksiyonlarda bir masumiyet hissi vardı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Yeni tasarımcı ikili Alexis Matrial ve Adrien Caillaudaud'un temel bir dayanakları varsa bile program notlarında belirtilmemişti. İzleyiciler arasında Beyonce'nin kardeli Solange ve sosyetik isim Olivia Palermo gibi ünlüler vardı, bu yüzden de fotoğrafçılar her zamanki gibi çılgına dönmüştü ve izleyicilerin geri kalanı da buna her zamanki gibi omuz silkiyordu. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Daha sonra da kıyafetler geldi: Tatlı, parlak renkler, sıradan ve Fransız gözükmeyen kıyafetler, sadece giyilebilirlerdi. Defile kısa etekler ve skinny pantolonlarla başladı, onlara fırfırlı dantel bluzler ve örgü kazaklar eşlik etti. Daha sonra dokunsal kıyafetlere geçildi, çiçek desenli saten brokar gibi. Renkler, mavi, kırmızı ve turuncunun tonlarıydı.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Hepsi bu kadardı. Kış 2015 sezonu için bir paltoya ihtiyacınız varsa işte size özür niteliğinde bir iki tane. Daha uzun bir etek boyu veya cesur bir hareket istiyorsanız, bu defilede bulamazsınız. Eğer bu tasarımcı ikili Carven'de "fena değil!"den öte bir şey yapmak istiyorsa, bir konseptleri olmalı, ve ondan da öte açık ve tam bir şekilde mesajlarını iletmeliler. 
 
MANISH ARORA: ORTAÇAĞ POPU 
 
Bir Hollywood senaryosu hayal edin: Game of Thrones'a bir giriş bölümü çekiliyor, halüsinojenik renklere sahip bir dünyada bir kadın, kemik gibi eşyalarla süslenmiş kıyafetlere sahip erkekler hayal ediyor. Ama kostümleri kim tasarlayacak? Tabii ki de Hintli moda tasarımcısı Manish Arora! 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Sahneye çıkan kadınlar savaşçılar, canlı renklere sahip, kemiklerle ve o garip kurt deseniyle süslenmiş kıyafetler giymişler. Ve en sonunda, defilenin hikayesi ortaya çıkıyor: diziye dikkat çekmek için kıyafetlere "Winter is coming" yazısı işlenmiş. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Hint el işlemelerini kullanan Manish'in en iyi koleksiyonuydu bu. Eğer desenleri ve rengi seviyorsanız bütün bu sinematik çılgınlığın arasında giyilebilecek kıyafetler de bulabilirsiniz. Manish'in koleksiyonu, şu ana kadar Paris koleksiyonlarında eksikliğini gördüğümüz çok belirgin bir kimliğe sahip. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: BALMAİN , LANVİN , SUZY MENKES , MANİSH ARORA , RİCK OWENS , CARVEN , ROLAND MOURET , DEFİLE , MODA