10 Mart 2015

Paris Moda Haftası: Altıncı Gün

YAZI: SUZY MENKES

GIVENCHY: MEKSİKA'NIN VİKTORYENİ 
 
Givenchy'de Riccardo Tisci, hayatının defilesini düzenledi! Güçlü ve nazik, zengin ve cesur, Tisci'nin moda evindeki 10 yılının mükemmel bir özetiydi! Defilede ona katılanlar modanın ebedi çifti Kim ve Kanye, Katy Perry, Jessica Chastain ve diğer birçok ünlüydü. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ama ilk defa, tüm gözler ön sırada oturanlarda değil, Riccardo'nun podyumundaydı! İstisnai bir ustalıkla hazırlanmış koleksiyon 3 temel öğeden oluşuyordu: Paris mükemmeliyeti, İngilizlerin tutucu Viktoryenliği ve ürkütücü ama büyüleyici takılarıyla Meksika'nın sokak çeteleri. "Meksika'daki kızlar çok sevdiğim bir şekilde hem Latin kimliklerini koruyorlar hem de çok tarz giyiniyorlar," diyor İtalyan Tisci. "Sokak stiline takmış durumdayım, benim estetik anlayışıma çok uygun. Ayrıca her zaman Viktoryen tarzından da etkilenmişimdir. Diğer birçok tasarımcı Viktoryen tarzını yansıtmışlardı, ama ben kendi yolumu bulabildim."  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Sonuç olarak ortaya küçük siyah elbiselerin altında yatan bir cinsellik ile küpe, hızma gibi takıların verdiği korkutucu görüntünün bir kombinasyonu çıkmış.  
 
Tisci, terziliğiyle, o kadar vücudu saran kıyafetler yaratmıştı ki "Couture bana çok şey öğretti." sözünü kanıtlar gibiydi. Ama kıyafetlerin hepsi, o pantolon takımı veya kırmızı kadife elbise gibi kalıp gibi oturan türden değildi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Defilede aynı zamanda kan kırmızısının farklı tonlarında pelüş kürkler ve Art Nouveau tarzında tavus kuşu desenleri de vardı. Ayaklarda, bir parça çorabın görülmesinin bile şok edici bir şey olduğu Viktoryen dönem tarzında kısa çizmeler vardı,  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Givenchy'de geçirdiği süre boyunca, Tisci kendi payına düşen şok ediciliği yarattı. Sweatshirtlerin veya spor giyimin olduğu sokak tarzını, klasik bir couture evine taşıyabildi. Bu tür devrimsel bir hareketi de keskin bir güzellik izledi. Moda aleminde iyi bir parfüm gibi uzun süre akıllarda kalacak bir defile izledik. 
 
JOHN GALLIANO: ART DECO ETKİLERİ
 
Bu modaevinin etrafında dönen dramatik olaylara rağmen Bill Gaytten'in sabrını ve soğukkanlılığını koruyabilmesine şapka çıkarırım, üstelik yine Bill Gaytten tasarımı o şapkalardan birini! John Galliano modaya Maison Margiela markası altında yavaş yavaş dönerken, eski ortağı Gaytten her zaman yaptığını yapmaya devam ediyor: güzel kesilmiş ve drapelendirilmiş modern kıyafetler 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu sezon gördüğüm mini elbiselerin üzerine giyilen uzun palto örneklerin en ikna edici olanını John Galliano markasında gördüm. Kısa, siyah bir elbisenin üzerine giyilmiş büyük mor bir paltoydu.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Gaytten'in üstesinden gelinemez tekniği, farklı biçimlerdeki kesimlerinden ileri geliyor. Kısa etekler ve diz boyunda çizmeler belirsiz bir 60'lar hissi veriyor. Ancak bazı üstün süsleme tekniklerinin yanısıra, Gaytten bir temayı ele alıp onu işlemeyi de yıllar içinde çok iyi öğrenmiş. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcı bazı Art Deco motiflerine ve kumaşlarına baktığını söyledi, ama onun yaratıcılığı bu öğeleri alıp modern ve canlı bir hale getirecek yaratıcılığıyla yoğurması. Kısa bir elbisedeki yoğun yeşillikler içindeki soyut çiçek desenlerini çok sevdim. Ancak diğer dijital baskı desenler de son derece sofistikeydi. Gaytten aynı zamanda bizi şaşırtan bazı öğeler de kullanmıştı: şık elbiselerin üzerine işlenmiş o acayip balık motifi gibi. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
LMVH, Galliano adı altında bu kadar güvenilir bir koleksiyon tasarlayan bu korkusuz tasarımcıya sahip olduğu için çok şanslı.  
 
CHLOÉ: HÂLA 70'LERDE
 
Maksi paltolar, Chloé defilesinde yerleri süpürdüler. 70'lerden daha birçok mutlu hippi kıyafeti mevcuttu, tülbent bezi kaftanlardan, renkli Meksika şallarına dek.  
 
Tasarımcı Clare Waight Keller elbette bit pazarından parçalar kullanmıyordu ya da Yves Saint Laurent yıllarından kalma lüks hippi tarzını canlandırmaya çalışmıyordu. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Onun yerine kısa gecelik tarzı çikolata kahverengisindeki ipek elbise ya da uzun mor şifon elbise gibi kıyafetler hafif, asil ve su götürmez bir şekilde güzeldi. Clare bu çağın, Chloé kadının çağı olduğuna inanıyor, bunca yıldan sonra hala özgür bir ruhla ve kuşaktan kuşağa aktarılan o özgürlük tavrıyla.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ancak Chloé'de gördüğüm sorun şuydu: Bu kurallar, iyi dikim yün bir ceket veya başlıbaşına bir ceket veya bir pantolon takımı giydiğini hiç görmediğim dijital kuşak için de hala geçerli mi?  Bomber ceketler ve kot pantolonlar nerede! Birkaç tane kısa kot şort vardı, ekoseli bir yelekle eşleştirileni özellikle çok havalı gözüküyordu. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu kıyafetler 2015 sonbaharında St. Barts'ta veya şık koyun yünü paltoların altına giyilmek için tasarlanmış olmalı. Belirgin ama akıcı kesimlere bayıldım. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ama bir moda editörü olarak kendime sormalıyım: Bu kıyafetler hangi müşteri için tasarlanmıştı? Tasasız genç insanlar için olmasa gerek, çünkü onların bu kıyafetleri alacak kadar parası yok, birçoğu iş bulmak için didiniyor. Zengin ve genç anneler için belki de? Tabii bu annelerin mutlaka bir şoförü olmalı çünkü o koca uzun paltoyla çocukları arabaya bindirmek üstün gayret gerektirir. Moda hem doğru görünen hem de o çağ için doğru hissettirendir. Bu Chloé defilesinde gerçekten iyi parçalar vardı ancak bütünsel mesaj biraz belirsizdi. 
 
CÉLINE: YIKIM ALANI 
 
Cesur bir elbisenin üstünde büyük, uçuşan keçe çiçekler, zebra çizgileri, birbirine uymayan korseler ve sutyenler... Bunlar gerçekten de her çalışkan dinamik modern kadının hayallerini süsleyen  Céline'in koleksiyonuna ait olabilir mi? 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Turuncu-beyaz fayanslı podyumda, ellerinde tüylü toplar taşıyan veya bluzlarında garip hayvan çizimleri olan kıyafetlerle yürüyen mankenler iki tür etki yarattı: Şok ve heyecan. 21. yüzyılın önemli tasarımcılarından Phoebe Philo kendisine gerçekten zorlu bir yol seçmiş ve bu mücadelesini görmek heyecan yarattı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcı, podyum arkasında"Sevdiğim türden cazibe üzerine çalışıp onu nasıl pratik hale getirebileceğimi düşündüm," diyor. 
"Tabii sorulacak çok soru var," diye devam ediyor "Ne kadarı aşırı olur? Ne kadarı yetersiz kalır? Ne yaparsam özgün olur? Özgün hissettirmediği zaman, işe yaramadığını düşünüyordum. O yüzden gidebildiğim kadar ileri gidip sonra biraz geriye çekiliyordum. Tam olarak bir ileri-geri, ileri-geri hareketiydi."  
 
Bir tasarımcının, tasarım süreci hakkında konuştuğunu duymak çok nadirdir. Phoebe, ciddiyet sahibi bir şıklık yarattığı terzilik yeteneklerini biraz değiştirerek, tek kollu kıyafetler de tasarlamış. Hala çok şık parçalar da vardı, özellikle de keskin hatları olan ve koca bir çantanın eşlik ettiği o tulum. Céline kadını her zaman amaçlı olmuştur.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Ancak, defilenin genel havası başlı başına bir farklılık yaratmıştı. Phoebe daha önce de böyle gariplikler yaratmıştı, o çok ünlü olan tüylü slipper'lar onun icadıydı. Daha önce de Afrika'dan vahşi desenler almıştı. Ama kıyafetler hiçbir zaman bu kadar "bitmemiş" gibi durmuyordu. 
 
Yaratılan bazı etkiler çok güzeldi: saten bir bluzun üstündeki bir iş gününü yumuşatacak hayvan çizimleri hoştu. Tam da kadınların iş hayatına feminenlik katmak istediklerinde giyebilecekleri kıyafetler vardı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Fakat müşteriler bu kadar, Phoebe'nin sözleriyle, "kopuk" bir şey için hazırlar mı? Bu tür bir bozup yeniden yapma meselesi hakkında müşterilerin hem seçici hem de dikkatli olacaklarını söyleyebilirim. Tasarımcının şık kıyafetlerine yönelecekleri kesin. Ama sahne arkasında "Lüks olan her şey bir süre sonra doğal bir biçimde harikaymış gibi görünmeye başlar." diyor. 
 
Phoebe'nin kendisini sürekli sorguluyor olması, işini sürekli geliştiriyor ve riskler, hatta büyük riskler, alıyor olması, onun güçlü yanı ve aynı zamanda bir Céline defilesinin neden hiçbir zaman kaçırılmaması gerektiğinin kanıtı. 
 
KENZO: ROBOTSU MODERNİTE 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Tasarımcılar Humberto Leon ve Carol Lim markayı köklerine döndürmüş: Kurucu Kenzo Takada'nın Japon DNA'larına ve onun seyahat tutkusuna. 
 
Ancak tasarımlarını öyle bir ruhla hazırlamışlar ki, yosun yeşili katmanlı dış giyim kıyafetleri bile 21. yüzyıla ait görünmeyi başarmış 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu sezon Kenzo çok ilginçti çünkü hikaye koleksiyonu daha sağlam kılmıştı, sanki ilkel topraklardan gelmiş gibi. 
 
Kıyafetler büyüklüklerinden dolayı 80'lerden gibi gözüküyordu, ancak siluetlerin güvenli duruşundan dolayı tekrar bu çağda buluyoruz kendimizi. Kenzo'nun kanında retronun küçük bir damlası bile yok. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
İkili, defile notlarında "Onların evi, yabanda. Dostluk, törenler ve korunmadan doğan beraberliği keşfediyoruz." demiş. 
 
Bu yüzden kıyafetler vücudu saran cinstendi; büyük şallar, başı tamamen kapatan kapüşonlar... Koyu mavi kürklü bir paltoyla giyilen uzun çizmeler, tasarımcıların "korunmaya" yaptıkları başka bir göndermeydi. Kırsala ait başka tür bir yeşil renk, yakalarda, manşetlerde ve çizmelerin patchwork'lerinde kullanılmıştı. 
 
Fotoğraf: Indigital 
 
İkili, Kenzo'yu genç, güncel müşteriler için çekici kılmayı başarırken aynı zamanda geçmişten özgün koleksiyonlarla bağlarını derinleştirebilmişler. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: GİVENCHY , SUZY MENKES , CELİNE , CHLOE , KENZO , DEFİLE , MODA , MODEL , ÜNLÜ STİLİ