17 Ocak 2016

Nötr Cinsiyetler Kuşağı

YAZI: SUZY MENKES

Bu ayki Vogue Italia sayısına bu yazıyı hazırlarken, derginin genel yayın yönetmeni arkadaşım Franca Sozzani'nin de nötr cinsiyet konusuna odaklandığını ve Steven Meisel'den Peter Lindbergh'e birçok fotoğrafçının işlerini de bu hikayeye dahil ettiğini bilmiyordum. İşte, Kasım 2015'te yazdıklarım... 

Alacakaranlıkta sokak ortasında iki siluet görülüyor: salınmış saçlar, dizde biten uzun bol sweater'lar, skinny pantolonlar ve sneaker'lar giymişler. Beraber takılan iki erkek mi? Bir kız erkek buluşması mı? Dinamik kadın bir ikili mi? Kim bilebilir? Çünkü Y kuşağının cinsiyetini kıyafetlerinden çıkaramazsınız. 

vogue-italia-suzy-menkes-steven-meisel

Fotoğraf: Steven Meisel 

Önümüzde uzanan modaya verdiğim isim "nötr cinsiyet kuşağı". Artık toplumsal cinsiyeti, vücut dilinden, saç şeklinden veya tavırlardan anlamak çok güç. Romantik, gül desenli bir gömlek bir erkeğe de ait olabilir,  sevgilisine de. Uzun saç? Kısa saç? Kim ayırt edebilir? Zaten, kimin umrunda? 

Cinsiyetler arası ayrım söz konusu olduğunda artık giyim normları ve kuralları ortadan kalktı. Jean Paul Gaultier'in zamanında "Etek Giyen Erkekler" koleksiyonuyla insanları ne kadar şoka uğrattığını hatırlayınca kahkaha atmaktan kendimi alıkoyamıyorum! 80'lerde görücüye çıkardığı o koleksiyon, 20'lerde pantolon giyen kadınların yarattığı yaygaranın aynısını yaratmıştı.  

Değişerek farklı kimlikler benimsemek, moda arenasında çok daha az tartışmaya sebep oluyor artık. Bu tür tartışmalar yaratan önyargılar ve sebepler ortadan kalktı. Kadınlar bir zamanlar kendilerine biçilen cinsiyet rollerine öfkeli bir şekilde karşı çıkar, toplantı odalarına bu algılara meydan okuyan geniş omuzlu ceket-pantolon takımları ve upuzun topuklularla girerken, artık böyle bir giyim şekli söz konusu değil. 

Ofis mutfağında takılanlar ve toplantı salonundaki koltuğa elinde akıllı telefonlarla uzananlar için, bir zamanlar öfkeyle yansıtılan androjenlik önemini yitirdi. Ofis çalışanları artık masa başı işler için özel olarak giyinmiyor. Hatta öyle kıyafetleri olmayabilir bile. 

Akranlarını giydikleri şeye göre yargılamayan bu kuşakta çok yeni ve ferah bir bakış açısı var. Moda editörü olarak bu bakış açısının başka bir tür "normcore" olup olmadığına karar vermeye çalıştım bir süre. "Normcore"dan hiçbir mesajı veya duruşu olmayan standart giyimi kastediyorum.    

vogue-italia-suzy-menkes-steven-meisel

Fotoğraf: Steven Meisel 

Ama ben nötr cinsiyet giyiminin ardında yatan belli bir düşünce ve çaba görebiliyorum. Fransız tasarımcı kolektifi olan Vetemens, "sıradan" kıyafetlerle bir duruş sergilemeyi amaçlıyor, tıpkı onlardan önce Martin Margiela'nın yaptığı gibi. Ayrıca bu insanlar artık, giyen kişinin cesur veya standart diye etiketlenmesine sebep olan kıyafetler giymedikleri için mutsuz da değiller.   

Değişimin en açık göstergesi, giyim zorunluluklarının ve tabularının artık ortadan kalkmış olması. Kravatlar, agresif ve hırslı erkeklerin otoritesinin son kalıntıları olabilir. Bu kravatlara, genç erkeklere nasıl bağlanması gerektiği öğretilen brogue ayakkabılar eşlik ederdi. Şimdi sneaker'ları bağlamayı öğrenmekten kimsenin rahatsız olmaması komik!  

Kadınların etek yerine pantolon giymesi bir zamanlar tabuydu. Artık, pantolonların eskiden eteklerin sahip olduğu kadar çok türü ve şekli var. Oyunun kurallarını tümüyle değiştiren 60'lar ve 70'lerde kurtulunan ilk kadınlık simgelerinden biri de sütyenlerdi, bu seksist objenin bazen dramatik bir şekilde yakıldığını bile görebilirdiniz. O dramaların hepsi bitti, artık kadınlar kendi hayatlarına hangi iç çamaşırı daha uygunsa onu seçiyor. 

vogue-italia-suzy-menkes-steven-meisel

Fotoğraf: Steven Meisel 

"Trans" sözcüğü bugünlerde çok kullanılıyor. Bu kavram, kimlikleri, doğum sertifikalarında yazan cinsiyetle uyuşmayan erkek ve kadınları tanımlamak için kullanılıyor; tıpkı Kardashian ailesinden önceden Bruce Jenner adını taşıyan Caitlyn Marie Jenner gibi. Buna genel olarak"cinsiyet değiştirmek" deniyor. Ama Jenner'ın trans kadın olmak için verdiği radikal karar, modern giyim tarzlarından yansıyan toplumsal kadınlık cinsiyetinden çok daha farklı.  

Görünümde nötr cinsiyeti yansıtmayı seçmenin aykırı bir duruşu yok. Daha çok, giyinenin isteklerine uygun olan modern bir moda anlayışının kucaklanması anlamına geliyor.  

Örneğin, erkeklerin frak ceketlerden, işlemeli yeleklerden, havalı kadife ayakkabılardan daha ciddi takımlar uğruna vazgeçtikleri çağlardan beri desenli kıyafetler feminen olarak algılanıyordu. Sadece çizgi veya ekose gibi belirli desenler maskülen olarak kabul ediliyordu. Hatta zamanında, pastel pembe veya lila gibi renklerin erkeksi olmadıkları düşünülüyordu.   

Dijital baskıların ve tasarımların etkisiyle bu sabit fikirler büyük ölçüde değişime uğradı. Şimdi bir erkek için, kocaman hayvan veya manzara desenleriyle dolu bir sweatshirt giymek son derece normal. Son zamanlarda çiçek desenleri, şifon ve dantel gibi kumaşlar da erkek giyiminde görülmeye başladı.  

Maskülenlikle feminenliği karıştıran tasarımcılardan en çok bilineni Gucci'den Alessandro Michele. Kendi karakterine ve koleksiyonlarına bakınca, cinselliği bir cinsiyet mikserine atıp karıştırmış gibi hissedebilirsiniz. Uzun dalgalı saçlarının sakalıyla yarattığı kontrast bile, cinsiyet karışımına dair etkili bir mesaj gönderiyor.  

vogue-italia-suzy-menkes-steven-meisel

Fotoğraf: Steven Meisel 

Bütün bunlar neden bu kadar yeni geliyor? Mick Jagger da neredeyse yarım yüzyıl önce 1969 yılında Rolling Stones'la çıktığı konserlerde romantik beyaz fırfırlı gömleği ve Michele'ninkine benzer uzun saçlarıyla seyirciye selam veriyordu. Aynı yıl New York'ta düzenlenen Woodstock festivaline romantik bir erkek/dişi atmosferi hakimdi. 

Çünkü bugün, geçmişteki bu dışavurumların aksine, bugün cinsiyetleri bulanıklaştırmak aykırı bir duruş değil, sadece bir yaşam tarzı. Bunun yanında sebeplerden birisi de bu stillerin gençler ve 20'li yaşlardaki kuşak tarafından giyilmesi. Bu gençler mezun olup çalıştıkları yerlerde yükseldikten ve ebeveyn olmaya başladıktan sonra daha resmi kıyafetlere geçip durulacaklar mı? Harajuku'daki Japon gençlerinin yerini her sene başka gençler alıyor, çünkü önceki gençler bir noktadan sonra olgunlaşıp "yetişkin" modasının ciddiyetine geçiş yapıyorlar. 

vogue-italia-suzy-menkes-steven-meisel

Fotoğraf: Steven Meisel 

Peki bu nötr cinsiyet tarzı, artık cinsel aktivite normal bir şey olduğu için kasım kasım kasılmaya gerek duymayan erkekler ve şirin görünme gerekliliği hissetmeyen kızlar tarafından mı tercih ediliyor? Cinsel birlikteliklerin garanti olduğu bir zamanda flört etmek için özel bir şekilde giyinmeye gerek duyulmuyor olabilir mi? Ama öyle olsaydı, vücut hatlarını ve genital bölgeyi özellikle vurgulayan çılgın, fırıl fırıl etekler veya pantolonlar da olmazdı; cüretkar göğüs dekolteleri veya düşük bel pantolonlar da. 

Modada seks için flörtleşmelerin yok olması mı? Üzerine bahse gireceğim bir iddia değil.  

Vogue Italia, Ocak 2016, Model: Julia Garner, Fotoğraflar: Steven Meisel 

Bu yazı ilk kez Vogue Italia'nın Ocak 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: SUZY MENKES , ALESSANDRO MİCHELE , JULİA GARNER