18 Şubat 2015

New York Moda Haftası: Beşinci Gün

YAZI: SUZY MENKES

THE ROW: ŞİMDİDE OLMAK
 
Önce, camın ardındaki buz mavisi gökyüzünü ve Manhattan'ın şehir manzarasını gördüm. 
 
Daha sonra da kıyafetler... Şık, ama vücudu kısıtlamadan şekil verilmiş nazik bir biçimde... 
 
 
Göze çarpanlar; beyaz bir takım, diz altına kadar gelen bir etek, bol bir ceket, ve bu kadın dostu görüntünün önemli bir parçası olan düz slipper'lar.  
 
Modernite tarif etmesi çok zor bir kavram, ama The Row ve markanın ardındaki kız kardeşler Ashley ve Mary-Kate moderniteye çok yakınlar: Şirin suratlı modeller, büyük beden yün sweater'ların içinde veya göğüslerine yakın bir şekilde clutch çantalarını taşırken çok doğal bir asalete sahiplerdi. 
 
 
Diğer anahtar kelime ise "saygı". Yırtmaçlı bir etekte veya göğüs dekolteli bir yakada en küçük bir kabalık iması yoktu.  
The Row'un tasarımcısı geçen sene Hermès'e geçtiği için, yeni koleksiyonun bir hayal kırıklığı olması beklenebilirdi. Ancak, bu güzel defile için tam tersi geçerli.  
 
THOM BROWNE: SİYAHA DÖNÜŞ 
 
Thom Browne'un yoğun ve süslemeli siyahlardan oluşan koleksiyonunu görmeden önce , New York'taki Sonbahar / Kış 2015 koleksiyonlarında ne kadar az siyah gördüğümün farkına varmamıştım.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Sezonu aydınlatan renkler, özellikle de 1970'lere özgü turuncu, arasında, Thom Browne'un başarısı kayda değerdi.  
Bütün modelleri, elbette, kara dul görüntüsüne bürünmüşlerdi; yüzler tülle örtülmüş, yelkenli gemiye benzeyen bir şapka, ve mükemmel terziliğe sahip kıyafetler... 
 
Bu medikal senaryoda, podyum ahşap panellerle kaplanmıştı ve beyaz giyinmiş sözde hastane çalışanları hastayla ilgilenirken, modeller bir sıra halinde geçmiş olsuna gelmiş gibiydiler.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Bu "hastane" sahnesi Browne'da alışık olduğumuz bir odak noktası, gerçi bu sefer hastaneden ziyade, siyah yas kıyafetleri yoğun bir şekilde süslenmiş ve ayrıntılandırılmış hastane "ziyaretçilerine" odaklanılmıştı.  
 
Tasarımcı "Romantik bir koleksiyon yaratmak istedim, ve sadece tek bir renk kullandığım için aydınlık katacak dokuların bol ve çeşitli olması gerekiyordu." dedi. Bu kadar dar bir çerçeveye sahipken, kullandığı süslemeler ve işlemeler son derece güçlüydü. Bunlara verilebilecek iki örnekse, bir ceketin yakasındaki ve kol manşetlerindeki koyun yünü ile boyun kısmında kullanılan şifon ve kravat olabilir.  
 
Viktoryen bir hava taşıyan zarif kıyafetlere verilen yoğun detaylar, Browne'un karanlık hayal gücünü en yüksek seviyeye taşımış. Ayrıca koleksiyonu şu soruyu sormamıza da sebep oluyor: Neden bu kadar fazla koleksiyon mecazen olduğu kadar gerçekte de bu kadar "hafif" kalıyor?    
 
CAROLINA HERRERA: DALGA FORMLARI 
 
Carolina Herrera, zarif ve rafine defilesinin ardından sahne arkasında "Dalgalar yaratmak," diyor, gerçekten de suyun hareketleri, kıyafetlerin diline çevirilmiş gibi gözüküyor.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
İster uzun bir elbisenin eteklerinde olsun isterse basit günlük bir kıyafette, deniz köpüğü ve dalga desenlerinde büyüleyici bir yan vardı. Bir kıyafette suyun hafifliği hissi varken, diğerinde ince beyaz çizgi halinde dalgalar görülüyordu. 
 
Carolina'nın stili sezonlara göre pek değişmez, her zaman klasik bir cazibeye sahiptir. Ancak, 2015 kış kıyafetlerinde tekno damlacık baskıları veya dalgalı bir denizin fotoğraf baskıları vardı. Krem, siyah ve beyaz arasındaki denge, biraz da daha sıcak bir renk kullanılarak güzel bir şekilde oluşturulmuştu.  
 
Fotoğraf: Indigital 
 
Herrera'nın ince zevki bir istisnaysa, bu ince zevki dijital keşiflerle modernleştirmesi de yine kendisine özgü... Defile daha sıkı bir düzene sokulabilirdi anca düz ayakkabıları ve 21. yüzyıl baskılarıyla modern görünmeye yetecek kadar keskinliğe sahipti.  
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: CAROLİNA HERRERA , SUZY MENKES , THOM BROWNE , THE ROW , MODA , MODEL , DEFİLE