19 Mayıs 2010

Kevin Tekinel

Deer Dana'nın yaratıcılarından Kevin Tekinel geçen hafta İstanbul'daydı. Aslen New York'ta yaşıyor. Sinema mezunu, ama modaya tutkun. Tişört tasarlıyor, çekim yapıyor, seyahat ediyor. Kevin Tekinel patlamaya hazır bomba gibi, yerinde hiç durmuyor.

 

Kevin bu aralar neler yapıyor?

Bu aralar birkaç proje üstüne çalışıyorum. Bir yanda moda ve reklam çekimleriyle uğraşırken, diğer taraftan da ortağımla tişört markamız Deer Dana'yı geliştirmeye çalışıyoruz. Bir de belgesel projem var, sene sonuna dogru gerçekleşmesini umuyorum. Geçen hafta da İstanbul'daydım, çok özlemişim!

 

Deer Dana fikri nereden çıktı?

Sinema eğitimi almama rağmen her zaman modaya bir ilgim vardı. New York'taki yakın arkadaşlarımdan Dana Veraldi, üniversitedeyken yaptığı çizimleri arkadaşlarımıza hediye etmek üzere tişörtlere basmaya başlamıştı. Ben de bir gün ona katılmaya başladım ve beraber Deer Dana adı altında yeni modeller yaptık. Agyness Deyn o sıralarda arkadaşımız Jackson Polis'le DJ'lik yapmaya başlamıştı. Beraber çaldıklarında giyebilmesi için bir tişört verdik. Time dergisi Agyness'i bizim tişörtümüzle yayınladı. Ondan sonra da tişörtlere olan ilgi arttı ve zamanla Paris'te Colette ve İstanbul'da Blender gibi mağazalardan teklifler gelmeye başladı.

 

Bir parçaya baktığımızda "Bu Deer Dana'dır kesin" diyeceğimiz detaylar neler?

Genelde beyaz tişört üzerine siyah baskı olan, karikatüre kaçan portreler var. Mesela Barack Obama ya da arkadaşım Leigh Lezark'ın köpeği Eddie. Kim olursa olsun, birebir tanıdığımız ya da hiç tanışmadığımız, bizi bir şekilde etkileyen insanlar (ya da hayvanlar).

 

Bir de blog var. Neler olup bitiyor orada?

Blog genel olarak video ve resim ağırlıklı. İlgimizi çeken ya da bizi herhangi bir şekilde etkileyen kareleri düzeltmeden veya hiçbir açıklamada bulunmadan, olduğu gibi koyuyoruz. Herkes istediği gibi yorumlayabilsin diye.

 

Senin için moda nedir?

Ben modacı değilim, ama modaya büyük bir saygım ve ilgim var. Modayı filmlerle açıklayabilsem şöyle olurdu: Robert Altman'ın Pret-a-Porter'si, Loïc Prigent'in belgeselleri ve Fellini'den Juliet of the Spirits (Ruhların Jülyet'i).

 

İlham kaynakların neler? Nelerden besleniyorsun?

Sinema, yaptığım her işte büyük bir ilham kaynağı. Her şeyi sinema karelerinde bulmak mümkün diye düşünüyorum. Bazen de ilham almak için arkadaşım Jordan Hancock'un bloguna bakıyorum. Bir takım imajlari belirli bir sıraya sokuyor ve bir konseptin etrafında bir araya getiriyor. Hepimizin kolektif hafizasına göndermeleri var. Çok basit ama etkileyici.

 

Bu aralar neler okuyorsun peki?

Şu anda Paul Auster'dan Invisible ve Edmund White'tan City Boy (Şehir Çocuğu).

 

-Barış Çakmakçı

İlgili Başlıklar