02 Nisan 2010

Gül Gürdamar

‘Marka olacağız iddiası yoktu. Bunu sevdik, yaptık, tuttu. Tasarımcı Gül Gürdamar'ın dört yaşındaki markası Eternal Child'ın hikayesi Vogue Türkiye'nin Nisan sayısında. Zeynep Yapar'ın kaleminden…

 

Markanın ilk koleksiyonu neydi?

Sadece iki farklı model üzerine tasarladığım farklı baskılarla, yaklaşık 15 parçalık bir tişört koleksiyonu hazırlamıştık. Koleksiyonda iki tane de triko vardı. Onlar da tesadüf üzerine. Fuara gitmeden koleksiyonu gösterdiğim bir arkadaşım ‘Şu ikisi ne güzel triko olur' dedi. Gidip hemen bir trikocu bulduk, dokuttuk. Hatta hiç bilmiyoruz işi, yanlış iplikle dokundular. Kabus oldu.

 

Nasıl toparladınız?

İşin üretim aşaması ile ilgili bir şey bilmiyorduk, ama marketi tanımak için önceden gidip fuar gördük, havayı bir kokladık. Hatta ben gördüklerimi beğenmeyip, ‘Bunların daha iyisini yaparım' bile dedim. Tabii işler öyle kolay olmuyor. O beğenmedikleriniz bir bakıyorsunuz binlerce satıyor. Hangi pazarda kim neyi giyiyor, işin dinamiklerini öğrenmek zaman aldı.

 

Eternal Child tasarımları nasıl çıkıyor?

Ben tasarlıyorum ama tamamen kendi kafamdan, gözüme hoş görünen işler yapıyorum. Modayla ilgiliyim ama trend koklamayı falan bilmiyordum ilk başta. Meğer başladığımız yıl 80'ler ve XXL elbiseler yükselen bir trendmiş. Ürünler satılmaya başlandıktan sonra Women Wears Daily'de haberimiz çıktı. Pazarı hiç bilmediğimiz için kimseyi taklit etmedik, özgün bir şey oldu. Trendi kovalamadık, içine düştük.

 

Bu sezon koleksiyon nasıl?

Her sezon yeni bir kahraman yaratıp, onu giydiriyorum. Yaz sezonun ilhamı Art Deco akımından. Grafik desenler ve yatay-dikey çizgileri, kırmızı, çimen yeşili gibi baskın ve lacivert-beyaz gibi denizci tonlarıyla vurguladım. Tişörtleri Mucha tarzında illüstrasyonlar süslüyor. İnce baharlık trikolarda ‘cheese hole' (peynir deliği) dediğimiz yırtık efektler kullandım. Enerjisi yüksek bir koleksiyon oldu.

 

Peki bilmeyenlere dipnot düşelim, markanın ürünleri nerede satılıyor?

Paris'e Tokyo'ya yolunuz düşmüyorsa, Beymen'de.

 

Triko zorlukları oluyor mu?

Triko çok kalıp kaldırmıyor. Malzeme ile istediğin fikri geliştiremediğinde, U dönüşüyle tasarımı başka bir havaya sokmak gerekli. Bu da zor olduğundan, tasarımda bu alana çok girilmiyor. Triko, üretici ile beraber çalışmak istiyor. Örneğin Çin'de üretim çok ucuz ama ürünün yapım aşamasında her daim orda olmak imkânsız. Biz triko ipliğinin en iyisini İtalya'dan getirip, burada işliyoruz.

 

Takip ettiğiniz markalar?

Sonia Rykiel ve Missoni. Maison Martin Margiela ve Alman markası Lala Berlin'in trikolarını da çok beğeniyorum. Grafik anlamda da Dries Van Noten ve Christopher Kane, Erdem, Mary Katrantzou gibi İngiliz tasarımcılarını başarılı buluyorum.

 


İlgili Başlıklar