09 Haziran 2015

Gösterişli Erkek Giyimi

YAZI: SUZY MENKES

"Cinsiyet farklarını kim takar!" Londra'daki mezuniyet defilelerine hakim olan renkli, çılgın, özgür erkek giyimi tarzını en iyi bu cümle anlatıyor. 
 
Bu cümleyi, Nottingham Trent Üniversitesi'nden Rachel Siggee bir erkek kıyafetinin üzerine yazarak dünyaya duyurdu. Ama erkek giyiminin artık, son zamanlara kadar daha çok kadın kıyafetlerle özdeşleştirilen, çılgın özgürlüğe sahip olması gerektiğini düşünen tek kişi de o değildi.  
 
 
Aslına bakarsanız, erkek giyimi defileleri hem sayısal hem de stil açısından işgal etmiş durumda. Metalik gümüş renginde uzay çağı tarzı erkek kıyafet tasarımıyla Manchester School of Art'tan Hannah Wallace, Graduate Fashion Week'te (Mezunlar Moda Haftası) altın öldülü kazandı. 
 
Örgüden tekstile kadar, erkek giyimi şimdi modanın savaş gücü haline gelmiş vaziyette. 
 
Londra'daki Central Saint Martins'in defilesinde, renkler, desenler ve doku patlaması yaşandı. Cinsiyet rollerine meydan okumak  ana meseleydi. Gabriel Castro tasarımı tatlı pembeden parlak erkek giyimi tasarımlarından tutun da Milligan Beaumont'dan parlak pembe renkte devasa,  çadır gibi süsleme ve desenlere kadar bütün tasarımların amacı buydu. Aynı şekilde Wataru Tominaga ve Angus Lai de aşırı büyük bedenlerde ve desenlerde kıyafetler tasarlamışlardı.  
 
 
O büyük siluetlerin çoğunda 80'ler etkisi hissettim. Ancak, baskı tekniklerinin dijitalleşmesi, lazer kesim, 3D desen kesimleri son 30 yılda, Yohji Yamamoto gibi Japon tasarımcılar bu tekniklerle ilgilenmeye başladıklarından beri, modayı büyük ölçüde değiştirdi.  
Bütün kolej defilelerinde, kıyafetlerin nasıl yapıldığına dair teknolojik bilgiler sunulmadığı için biraz sinirliydim, özellikle de uzman
olarak katıldığım Saint Martins'te.  
 
İşçiliği anlatmak için sadece "örgü" veya "baskı" demek yetmiyor artık. Öğrencilerden Han Kim'in o koca kanatları nasıl yaptığını hala bilmiyorum, ya da o ağır ve büyük kıyafetleri "kıyafet" olarak mı görmeliyiz yoksa sanatsal heykeller olarak mı değerlendirmeliyiz, buna da cevap alamadım. 
 
 
Yine Susan Yan Fang'in de iplikleri kablolara takılmış gibi gözüken bu yüzden de Alexander Calder tasarımlarına benzeren kıyafetlerine dair bilgi edinemedim. 
 
Moda öğrencilerinin, tasarımlarını hayal güçlerinin ötesine kadar genişletmelerini istiyorum, hem gerçek anlamda hem de mecazen. 
 
Erkek giyiminin de artık çılgın, cesur ve yoğun bir tarza kavuşması, modanın kanatlarının daha da genişlediğine işaret zaten.  
 

İlgili Başlıklar