25 Şubat 2010

Garance Dore

Tıklanma rekorları kıran Garance Dore, Vogue Türkiye'ye blogunu ve değişen hayatını anlattı. Zeynep Yapar'ın kaleminden...

 

Blogunu farklı kılan nedir?

Beni sokak stili blogger'larından ayıran nokta, blogumun kıyafetlerden çok insanları anlatıyor olması. En iyi yaptığım şeylerden biri direk iletişim kurmak. Fotoğraf çekerken bunu tam anlamıyla yapabiliyorum. Bir dakika önce tanıştığım kişinin saçına dokunuyor, kıyafetini düzeltiyorum. Bu samimiyet bloga da yansıyor. Blogumda stil anlatan fotoğraflar kadar portre fotoğraflar da var. Kilit nokta olmadığı sürece giysilerin marka bilgisini de vermiyorum ki, blogumu ziyaret edenler yönlendirme olmadan, beğendikleri stili kendi tarzlarında yorumlayabilsinler.

İnsanlara yanaşıp fotoğraf çekmek için iletişim kurmakta zorlandın mı?

İlk zamanlar tecrübesiz olduğum için daha zordu ama asla çok zor olmadı. Bir kadınım ve yeterince etkileyiciyim. Birine gülümseyerek yaklaştığınızda ilk etapta şaşırıyor olsa da, bakıyor ki karşısında onun gibi biri var, hemen güveniveriyor. Artık insanlara seçenek bile bırakmıyorum. Anlık bir göz kontağı ve “Hadi bir fotoğraf çekelim,” demek yeterli oluyor.

Merak edilen Scott Schuman (The Sartorialist) ve Garance aşkı üzerine…

Paris Moda Haftası'nda ilk tanıştığımızda ‘Sen de güzel fotoğraf çekiyorsun'dan öteye gitmedim. “Tipik Amerikalı işte, Paris'e gelir, Sturbucks'a gider,” diyordum. Ben de tam anlamıyla burnu havada bir Fransız gibi davrandım. Tabii o zamanlar henüz New York'a gitmemiş Amerikan Rüyası'yla tanışmamıştım. Şu an rüyanın tam ortasındayım. Onunla önce çok iyi arkadaştık ama nasıl davranması gerektiğini öyle iyi biliyor ki, beni kendine zorla aşık etti diyebilirim. Şimdi onu bir hafta görmesem özlüyorum ve elimden geldiğince zamanımı onunla New York'ta geçirmeye çalışıyorum.

Blogunun başarısı malum, milyonlar tarafından tıklanıyor. Bu konuda bloggerlara ne önerirsin?

Kendi blogunuzu yaratmaya karar verdiyseniz, sabit fikirli olmayın. Yola “İlla ki moda blogu yapacağım” diye çıkmayın; yaratıcılığınızı sınırlarsınız. Bir blog için yazıyor olmanın en büyük avantajı deneyselliğe açık olması. İçinizden geleni yapın ve edindiğiniz tecrübeler doğrultusunda ilerleyin. Blog, yazar ve okuyucu arasında çok samimi bir ilişki üzerine kurulu. Bu yüzden sadece beğenilsin diye, içinizden gelmeyen popülist bir şeyler yazdığınızda bunun samimi olmadığının anlaşılması uzun sürmez. Tam olarak sizin hoşlandıklarınızı ilgi çekici bulacak bir kesim mutlaka vardır ve bu sayı 10 kişiyle başlar, 1000 kişi olur. Benim blogumda olduğu gibi.

İlgili Başlıklar