07 Ekim 2010

Francesco di Giorgi

Malum, İtalyan moda uzmanları genç yeteneklerin peşinde kafa avcılığı yapıyor. Francesco di Giorgi da bu arenada gelecek vaat eden isimlerden biri. Şimdiden emin adımlarla ilerliyor yolunda. Adını XV. yüzyılda Siena'da yaşamış olan bir mimardan alan Francesco'nun tasarımları da biraz teatral biraz ironik.

 

Bize kısaca özetler misin, Francesco di Giorgi kimdir?

Sürekli değişen, modern olanı araba, yeniliklere açık biriyim. 23 yıl önce Sicilya'da küçük bir kasabada, Mazara del Vallo'da doğdum. Annemlerin butiğinde ayakkabılar ve çantalar arasında büyüdüm. Liseden sonra Milano'ya taşınıp moda tasarım eğitimi aldım. Okul bittikten sonra Dolce&Gabbana'nın kadın giyim bölümünde çalıştım. İtalyan Moda Derneği'nin yarışması Next Generation'ı kazandıktan sonra da kendi defilemi yapma fırsatı buldum.


Bu koleksiyonun hikayesi neydi peki?

Hayatımın çok enteresan bir döneminde doğdu koleksiyon. Tüm korkularımı yendiğim bir andı ve sanırım duygusal gerilimlerimi bu koleksiyonla boşalttım. Olduğuyla yetinmeyen ve kendisiyle çıkmaza düşüp, yeni birine dönüşmek için savaş veren güçlü bir kadın silüeti yarattım.

 

Kendi stilini nasıl tanımlıyorsun?

Stilim geçmişimin bir parçası aslında. Sicilya'da geçen çocukluğumun ardından Milano'ya gelmemle birlikte çok farklı duygusal reaksiyonlar gösterdim. Önüme gelen her şeyi kontrol etme yoluydu bu bir şekilde. Bazen abarttığım zamanlar da oldu. Bu yüzden de koleksiyondaki kahramanlarım savaşçı ruhlu bir stile sahip.

 

İlham kaynakların neler ya da kimler?

Şu an Francesco Scognamillo ile birlikte çalışıyorum. Orada biraz daha vakit geçirip tecrübe kazanmak hoşuma gidiyor. Çünkü benden çok daha uzun süredir bu sektörün içinde ve öğrenecek çok şey var. Birkaç sene sonra da kendi markama yönelmeyi istiyorum.

 

Kimleri giyidirmek isterdin?

Yine güçlü karakterlere sahip kadınları tabii. Mesela Anna Dello Russo.

 

Gerçekleştirmek istediğin hayallerin neler?

O kadar çok ki. Büyük bir markaya dönüşüp Paris Couture Haftası'nda koleksiyon sunmak diyelim şimdilik.

 

İstanbul'da hiç bulundun mu?

Evet, çocukken annemlerle birlikte gelmiştik. Üç gün kaldık ve halen hatırladığım keyifli anılarım var. Mesela annemler halı pazarlığı yaparken içtiğim elmalı çayın tadını halen hatırlıyorum.

 

-Barış Çakmakçı

İlgili Başlıklar