07 Ocak 2011

Esra Dermancıoğlu

Esra Dermancıoğlu küçük yaşlarından beri hep sahnede olmak, performans sergilemek, oyunculuk yapmak istedi. Bu istek, onu eskiden mutsuzluğun kör kuyularında gezdirirdi; şimdi bulutların üzerinde uçuruyor. Fatmagül'ün Suçu Ne? dizisindeki Mukaddes Yenge karakterini canlandırırken, ait olduğu yeri 40 yaşından sonra bulmanın gururunu, biraz da gerginliğini Vogue Türkiye'nin Ocak sayısında paylaştı.

 

Mukaddes rolünü nasıl aldınız?

Avrupa Yakası altıncı sezonun 163'üncü bölümünde konuk oyuncu olmuştum, Gülse (Birsel) sayesinde. Demet Akbağ'ın Sen Harikasın dizisinde konuk oyunculuk, Moral Bozukluğu ve 31 adlı filmde kısa bir rol, workshoplar, cast ajansları, dram oynayamayacağını söyleyip komediye yönelmesini tavsiye eden akıl hocaları... Sürekli tırmalıyordum, ama hala oyunculuk yapamıyordum. Sonunda kendime bir showreel hazırlamaya karar verdim. Showreel dediğim, oyuncunun CV'si. Daha önce oynadığınız rollerden parçalar gösteriyorsunuz. Ama benim gösterecek eski oyunum yoktu. Bir yönetmen arkadaşımla evimde set kurduk. Farklı odalarda, değişik kostümlerle, başka başka karakterleri canlandırdım. O DVD'yi Ay Yapım'a yolladım. Mukaddes rolü için çağırdılar. Defalarca seçmelere girdim ve işi aldım.

 

Herkes bu iş olmaz derken, sizin kendi bildiğiniz için inat etmeniz nedendi peki?

Kendime, potansiyelime çok inandım. Bundan sonra başka bir rol gelsin, ben onu çalışayım. Onu çıkarayım. Çok iştahlıyım oyunculuk konusunda. Oyunculuk yapmayı cesaretiyle açıklayanları hiç mi hiç anlayamıyorum. Bu yaşta baleye başlasam tuhaf, ama oyunculukla yaşın bağlantısını bir türlü oturtamadım kafamda.

 

Oyunculuğu bir meslek olarak seçmeye ne zaman karar verdiniz?

Kendimi bildim bileli hep bir performans merakım vardı. Uzun masalarda sazı eline alandım ben. Oynama, sahnede olma, kendimi gösterme isteğim hep oldu. Duygularım inip çıkıyor, bir enerjim var. Bunu kanalize etmem gereken yer art dealer'lık değil, oyunculuktu.

 

Daha ilk rolünüzle tanınıp, sevildiniz. Bir anlamda rüştünü ispat ettiniz diyebilir miyiz?

Sırtını yaslayıp başarının tadını çıkarmak bildiğim bir his değil. 13 yaşında lisanslı yüzücüydüm. Sırt yüzüyordum ve Türkiye birincisi olmuştum. O zaman da hissetmemiştim başarı duygusunu. Fransızlar seni hiçbir zaman alkışlamazlar. Benim kızım şimdi bir tane yaprak çiziyor. Picasso muamelesi yapıyoruz. Biz ağzımızı açınca kafamıza vururlardı Papillon'da.

 

-Zeynep Güven

ETİKETLER: OCAK 2011 , ESRA DERMANCIOĞLU