06 Mayıs 2010

Erdem Moralıoğlu

Dün itibariyle Liberty'de kapsül koleksiyonu satışa çıkan Erdem Moralıoğlu, Vogue Türkiye'nin Mayıs sayısında Zeynep Yapar'ın sorularını yanıtlamıştı. Gelin, bu keyifli söyleşiyi hatırlayalım.

 


Erdem Moralıoğlu tam olarak kimdir?

Babam 30'lu yaşlarında Kanada'ya göç etmiş, aslen Antakyalı. Annem ise İngiliz. Türkiye'de hiç yaşamadım ama babamın ailesini ziyaret etmek için sürekli İstanbul ve Antakya'ya gelirdim. Hatta derginizin ikinci sayısının kapağını da Antakya'da çekmişsiniz, harika!

 

Bir de ikiz kardeşiniz var. Biraz Sara'dan da bahsetsek?

Sara, coğrafya ve doğal tarihle ilgili belgeseller hazırlıyor. Kendine dikkat eder, alışverişi sever ama asla modaya bağımlı, trendleri takip eden tiplerden biri değil. Çektiği fotoğraflar ve yaptığı belgeseller beni çok etkiliyor. Hatta 2011 Kış koleksiyonumun hazırlığında Sara'nın bu çalışmaları benim için ilham vericiydi.

 

Farklı kültürlerden gelen bir ailenin bireyi olmak, yaratıcılık anlamında bir şeyleri değiştiriyor mu?

Londra saat kulesini de kültürünüzün bir parçası olarak görüyorsunuz, Topkapı Sarayı'nı da. Biçim ve renk olarak tasarımlarıma yansıyan kontrastın kaynağı da sanırım bu.

 

Peki nasıl çalışıyorsunuz? Konsantrasyonu nasıl sağlıyorsunuz?

Stüdyomda internet bağlantısı yok. Aksi halde, tasarıma dair bir şeyler yapmak için bilgisayar başına oturduğumda, kendimi eBay'de vintage kitap satın alırken bulabilirim. İşimi yaparken, dikkatimi dağıtabilecek her şeyden uzak durmaya çalışıyorum. 

 

Önce 2005 yılında British Fashion Fringe ödülü, şimdi de 200.000 Sterlinlik moda fonu. Sağlam rakiplerin arasında sıyrıldınız. Detaylarını okuduk. Peki nasıl kutladınız bu son ödülü?

Ödül açıklanır açıklanmaz tüm kızları arayıp stüdyoya toplanmalarını istedim. Tabii onların henüz sonuçtan haberi yoktu. Ne söyleyeceğimi bilmediklerinden heyecan içinde stüdyoya doluştular. Bundan iki yıl önce bana dev bir şampanya hediye edilmişti ve sanki açılmak için doğru zamanın gelmesini beklercesine stüdyomun bir köşesinde duruyordu. Hiç bir şey söylemeden şampanyayı çıkarıp patlattım ve çığlık attım, “Tebrikler arkadaşlar, biz kazandık!”

 

Biraz da yaz koleksiyonundan bahsedelim dilerseniz?

Kyoto Müzesi'nde bulduğum eski kadın fotoğrafları beni çok etkilemişti. 1930'ların Japonya'sında çekilmiş bu fotoğraflarlar, Japonca'da Modan Garus olarak ifade edilen modern kadınları anlatıyor. Geleneklere uymayarak kimonoyu reddeden, western elbiseleri ile poz veren bu kadınlar, bana koleksiyonum için bir çıkış noktası verdi. Cesur renklerde açan çiçek baskılarının süslediği kimono elbiseleri batılı kalıplara soktum.

 

Ya sonrası?

Ben her yeni koleksiyonda yeni bir kitap yazmıyorum. Hepsi aynı kitabın bir sonraki bölümü.

 

- Zeynep Yapar

İlgili Başlıklar