30 Mart 2010

Domenico Dolce & Stefano Gabbana

Dolce&Gabbana, 25 yıl sonra köklerine dönüşünü Vogue Türkiye'nin Nisan 2010'da yayınlanan ikinci sayısında anlatmıştı. Birbirlerine olan aşkları yedi sene önce bitse de, modaya olan aşkları baki. Öyle ki, dijital çağın getirdiklerine de seyirci kalmıyorlar. Onlar için her şeyden önce moda var.


2010-2011 Sonbahar/Kış defilesi sırasında modeller podyumda yürürken ekranda giysi provalarınız ve tasarımları şekillendirme aşamalarınızın yer aldığı duygusal bir video vardı. Şovda vurguladığınız 'köklere dönüş' temasından bahseder misiniz?

Stefano Gabbana: O şov, bir önceki sene başladığımız yolculuğun devamı niteliğindeydi. Özümüze dönmek, her türlü eklentiden ayrılmış saf Dolce&Gabbana stilini vurgulamak istedik.

Domenico Dolce: Koleksiyonumuzu Sicilya, terzilik ve geleneklere olan bağlılık teması üzerine kurduk. Bir önceki sezon vurgu Sicilya ve Sicilyalı olmaktı. Sonraki sezon Dolce&Gabbana terziliği üzerine odaklandık.

 

SF: Şovu yalnız bodysuit üzerine giyilen bir ceketle açtık, öyle de kapadık. İfade etmek istediğimiz şuydu, bir kadın terziye gider ve elde dikilmiş bir ceketi dener. Ceketi denediğinde üzerinde yalnız bir bodysuit ya da korse vardır. Eylül 2009'dan beri defile öncesi günceleri hazırlamaya başlamıştık. Hazırladığımız bu videoları Youtube'a koyduk. Defileler öncesinde yaşadığımız heyecanın, telaşın filmi... Hatta kamera arkasının da kamera arkası diyebiliriz.

DD: Aslında yayınladığımız bu videolarla insanları şaşırttık, binlerce kişi tıkladı. Amacımız tutkumuzu paylaşmak, bir defilenin ardında çalışan ne çok kişi olduğunu göstermek, işin aslında ne kadar karmaşık olduğunu ifade edebilmekti. Defileyi ön sıralarda ya da internetten izleyenler, işin halka açık kısmını yani koleksiyonu, podyumu görüyorlar. Ancak tüm bu gösteriş başlamadan üç dakika önce arkada neler oluyor, onu da herkes görsün istedik.

 

Defilelerinizde şaşırtmak alışkanlığa dönüşüyor. Dolce&Gabbana 2010 İlkbahar/Yaz koleksiyon sunumunda da, defilenin ön sıralarında bloggerlar'ı ağırladınız. Hatta kurulan sistem sayesinde anında bloglarına haber geçebilme olanağı sundunuz. İnternetin gelecekte moda dünyası üzerinde oynayacağı rol için neler düşünüyorsunuz?

SG: Yaptığımız demokratik bir seçimdi. Herkese ve her türlü haber kaynağına yer vermek istedik. Yeni teknolojileri göz ardı etmeden yaşamak gerekiyor. Biz buna inancımızı ortaya net bir şekilde koyduk. Bu açıdan bloggerlar'a verdiğimiz önem gün gibi ortada. Aslında işin başında bu konuya herkes daha ihtiyatlı yaklaşıyordu, şimdilerde ise birçokları bunun moda dünyasının değişen dinamikleri olduğunun farkında. Bu, tüm moda çevrelerinde tarafsızlığa olan bakış açısını yeniden sorgulayan bir değişiklik. Bazıları moda dünyasındaki ayrıcalıkları konusunda doğal olarak tutucular, özellikle söz konusu olan defilelerin ön sıralarındaki koltuklar ise?

DD: Bu mesele küresel bir fenomene dönüştü. Biz internet ve basını birbirinin rakibi olarak görmüyoruz. İkisi de aynı sistemin farklı parçaları . İnternet bugün, her kesimden insanın hayatında önemli bir rol oynuyor ve bunu göz ardı etmek aptallık olur.


SG: İnterneti yalnızca bir bilgi aracı değil, stratejik bir iletişim aracı olarak görüyoruz. Bu yüzden bloggerların en ön sırada oturmalarına karar verdik. Mesajımızı net vermek istedik. Bir şeye ya inanırsın, ya inanmazsın. Ama eğer inanıyorsan da cesur olmak, risk almak, kuralları bozmak zorundasın.

DD: Dolce&Gabbana ve D&G şovlarını canlı olarak iPhone aracılığı ile paylaşan da ilk biz olduk. Daha büyük kitleler şovları canlı olarak izleyebilsin istedik, buna rağmen belirli sayıda insan bunu izleyebiliyordu. Sonra da Swide isimli bir internet dergisi hazırlayıp bu alandaki varlığımızı daha da genişlettik.

 

SG: Sık kullandığım bir Twitter hesabım var. Dolce&Gabbana'nın web sitesi, Facebook ve Youtube hesaplarını saymıyorum bile. Biz bu dünyanın bir parçasıyız, bunu göstermekten de kaçınmıyoruz.

 

-Zeynep Yapar

Dolce&Gabbana defileleri için tıklayın 

ETİKETLER: DOLCE& , GABBANA