24 Mayıs 2015

D&G: İkili Vizyon

YAZI: SUZY MENKES

Modanın dinamik ikilisi 80'lerde ilk tanıştıklarında, memleketi Sicilya'dan Milano'ya yeni taşınmış olan Domenico Dolce, Stafeno Gabbana'ya kıyafetlerini açıklamaya koyulmuş."Saçlarımı at kuyruğu yapıp rahip kılığına girdim!" demiş. İşte ikilinin uzun yolculuğu bu anketodla başlıyor.  
 

Domenico ve Stefano, Londra Central Saint Martins'te Sarah Mower'la konuşuyor. 
Fotoğraf: Dolce & Gabbana 
 
Gazeteci Sarah Mower'dan teşvik edici sözler ve ikili tarafından da bol bol kahkaha ve şaka duyduğumuz bir etkinlik deneyimledik. Domenico küçük yaşlarda Palermo'nun ufak bir köyünde yaşadığı zamanlarda terzi babasını taklit ederek ilk takımını dikmeye çalıştığını anlattı. Ayrıca mobil telefonların yaygın olmadığı zamanlarda tasarımcının Giorgio Armani'ye çizimlerini gösterebilmek amacıyla randevu ayarlamak için girdiği o komik telefon numarası bulma koşuşturmacasını gülerek anlattılar.  
 
O ve Stefano bir süre Milano'da Giorgio Correggiari'de çalışmışlar ve en sonunda 1988 yılında kendi isimlerini birleştirip Sicilya temalı kimliklerine vurgulayarak yollarına devam etmişler ancak Stefano, Amerikalı eleştirmenlerin tasarımcıların çizgili takımlarını mafyavari bulduklarını ve ilk korselerini görücüye sunduklarındaysa gazetelerin "Çok kaba! Hafifmeşrep kadınlar için." diye yazılar yayınladıklarını ekliyor. Ama tasarımcıların buna cevabı çok hınzırca olmuş: "Hafifmeşrep olan sizsiniz çünkü fikriniz neyse zikriniz de odur! Korse sadece sütyenin farklı bir biçimi."   
 
"Sicilya, kökleri bulmakla alakalı ki bence kökler insan hayatı için en önemli şey." diyor Stefano. Dominico ise "Stefano'yu Sicilya hakkında düşünmeye ikna ettim. Bu aslında ikili vizyon çünkü aynı şeyle ilgili ikimizin farklı vizyonları var." diyor.  
 
Dolce & Gabbana sonbahar/kış 2014 Alta Modadefilesi, Capri 
Fotoğraf: Dolce & Gabbana 
 
Stefano yaratıcılıkta küreselleşme olduğuna inanmıyor. 
 
"Eğer kimliğini kaybedersen, kişiliğini kaybedersin." diyor. 
 
Ona göre moda aşktır ama stil sonsuza kadar devam eder; tasarım dünyasında en önemli şey stildir çünkü o sizin ruhunuzun derinliklerinden gelir. 
 
Tasarımcılar imaj yaratmak için ilk hazırladıkları reklamları hatırlatarak birbirleriyle dalga geçtiler. Fotoğrafçı Richard Avedon ve Helmut Newton'ı, mankenlerden de Christy Turlington, Cindy Crawford ve Linda Evangelista'yı kullanmışlardı. 
 
Cindy Crawford bahar/yaz 1992 koleksiyonuna modellik yaparken, ikilinin La Dolce Vita koleksiyonundan ünlü korseye modellik yapıyor. 
Fotoğraf: Dolce & Gabbana 
 
Linda'ya teklifi götürdüklerinde diğer model arkadaşlarını da aramış. "Ona 'Linda bizim paramız yok ki' dedik. Linda bize endişelenmememizi söyledi ve en sonunda onlara kıyafetlerle ödeme yaptık." 
 
Hayat yolunda bazen olumsuz şeyler de yaşanmış elbette: Yeni milenyumda ayrıldıklarında ve beraber yaşamayı bıraktıklarında birbirlerine saygı duymayı ve şefkati devam ettirebilmeyi öğrenmişler. 
 
Stefano, "Aile bizim koleksiyonlarımız için çıkış noktası ve her koleksiyon da bizim çocuğumuz." diyerek bunu açıklıyor. 
Bundan başka zor zamanları da olmuş, D&G'nin artık H&M ve Zara'yla rekabet etmeyeceğini açıklayarak Domenico'nun babasından miras aldığı asıl sevdası couture işine dönmeleri bunlardan birisi. 
 
Dolce & Gabbana bahar/yaz 2015 Alta Sartoria defilesi 
Fotoğraf: Dolce & Gabbana 
 
Sonra hayaller gerçek olmuş ve haute couture, kişiye özel yapılan kıyafetler tasarlamaya başlamışlar. 6 yıl önce kurulan ve İtalya'nın Dolce Vita çağının simgesi haline gelmiş Capri ve Venedik gibi şehirlerde düzenlenen Alta Moda couture'ünden bahseden Stefano, onu "Çok özel, çok kişisel kıyafetler." diye tanımlıyor. Şimdiyse, en sonunda, erkek müşteriler için yüksek moda serisi Alta Sartoria çıkıyor. 
 
"Sanki kilise gibiyiz... Bugün en sonunda İtalya'nın en iyi ve başarılı terzileri haline geldik, bu beni gururlandırıyor" diyor Domenico, "Eğer atölyemi ziyaret ederseniz herkesin siyah beyaz giyindiğini görürsünüz, sanki bir din akımı gibi."  
 
İkilinin, konferans başlamadan önce işlerini inceledikleri öğrencilere tavsiyesi ne? 
 
"Başlangıçta, genç olduğunuz, gerçekten çok fazla deneme yapıp kendinizi keşfetmeniz gereken bir zaman var ama bu iyi bir şey çünkü bu zamandan da bir şeyler öğreneceksiniz, her şeyden bir şey öğreneceksiniz." diyor Stefano. "Bu işe başladığınızda kendi güçlü fikirlerinizle insanların istediklerini buluşturmak ve birleştirmek zorunda olduğunuzu fark edeksiniz. Kendi stilinizi yaratmakta en zor olan nokta burası. Belki de 20 yıl kafa patlattıktan sonra bir fikir geliştireceksiniz ve insanların sizi bununla tanıyacağını, hatırlayacağını anlayacaksınız. Ruhunuzun derinlerinden gelen bir şeydir bu."  
 
Stefano (solda) and Domenico (sağda), Central Saint Martins'teki master öğrencilerinin tasarımlarını incelerken.  
Fotoğraf: Dolce & Gabbana 
 
Domenico'ya göre insana yaratıcılık kazandıran şey kökleri. "Herkes, Çinliler, Avrupalılar, Pakistanlılar bir noktada nereden geldikleri gerçeğini yok etmek istiyorlar ama ben geldiğimiz yerin bize asıl gücümüzü kazandıran şey olduğunu düşünüyorum." diyor. "Bu sizin DNA'nız, her kök güzeldir. Kökü yok etmek büyük hatadır. 10 sene önce insanlar küreselleşmenin en önemli şey olduğunu düşünürlerdi, ama asıl önemli olan kimliğiniz. Kimliğinizi kaybederseniz, kişiliğinizi kaybedersiniz, kendinizi kaybedersiniz." diye ekliyor, "Genç kuşağa kayıtsız şartsız inanıyoruz. Birçok genç tasarımcımız var."  
 
Bu konuşmada, anlatılmayan birçok şey vardı: İtalyan vergi otoriteleriyle yaşanan ama şimdi çözülen sorunlar, Dolce ikilisinin eşcinsel çiftlerin aile kurmasına karşı çıkmalarıyla sansasyon yaratan annelere ve bebeklerine ithaf edilmiş yeni moda koleksiyonu...
 
Bazı öğrenciler, tasarımcılara podyumda neden daha farklı görünüşte mankenler kullanmadıklarını sordu ki bu markayla ilgili büyük bir tartışma konusuydu. (Stefano'nun cevabı yoğun İtalyan havası taşıyan kıyafetlerin İtalyan görünümlü mankenler gerektirdiğiydi.) 
 
Ama konuşma bir yandan da dürüstlük içeriyordu. Dinleyicilerin üzerinde yoğun bir izlenim bıraktılar. 
 
"Hikayemizi anlatmalıyız" dedi Stefano, "Bu moda tasarımcısının işinin bir parçasıdır."  
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

İlgili Başlıklar