11 Temmuz 2015

Cesur Galliano

YAZI: SUZY MENKES

Maison Margiela'da John Galliano'nun koleksiyonu beş parasız ama becerikli bir sanatçının bulduğu objelerle oluşturduğu bir koleksiyona benziyordu. 

Elbette  mütevazı bir çuvalı alarak onu süsleyip drapelendirip bir haute couture ceketine dönüştürmek sanatçıdan beklemediğim türden bir şey değil. Sonuçta Galliano, Christian Dior'dayken couture dünyasına Fransızca "aylak" veya "dilenci" anlamına gelen "clochard" sözcüğünü kazandırmıştı.   

15-07/11/_mar0447.jpg

Fotoğraf: Indigital

Geri dönüşüm konseptiyse şu an çalıştığı markaya ve kurucusu Martin Margiela'ya çok uygun düşen bir konsept. 

Öte yandan John Galliano'nun tıpkı bu marka için Londra'da sergilediği ilk koleksiyonu gibi defilesini sade bir arka planda oluşturması, göz yoran bir dekorasyon seçmemesi ortaya çok ferah bir defile çıkarmış.  

Ancak modanın acımasız sahne ışıkları altında her şeye baştan başlamak zordur, özellikle de  bir üniversite öğrencisinin mezuniyet projesi için yapacağı türden hazır dantelle oluşturulmuş o gelinlik tasarımıyla.   

 

15-07/11/_mar0341.jpg

Fotoğraf: Indigital

Defile süresince çalan "I Heard it Through the Grapevine" (Dedikodu Gazetesinden Duydum) şarkısının ne mesaj gönderilmesi amaçlanmıştı? Galliano'nun dönüşünü bağıra çağıra duyurmadığı ama dedikodu gazetelerinde yavaş yavaş yayılmasına izin verdiği mesajı mı? Ancak kıyafetlere, gözlerdeki morluğa benzeyen dumanlı makyaja veya  saçlardan yanaklara kadar uzayan siyah lekelere bakılacak olursa kendisinin utangaç bir insan olmadığı son derece açık.  

Program notlarında "Kazara ve bilinçsiz oluşan ihtişam" yazıyordu. Notlarda sıkı dokunmuş kumaşlarla ilgili "Çin ipeği şeritleri İngiliz tüvitiyle buluşuyor," ve "Madagaskar rafyası, boyalı neopren kumaşı süslüyor," yazıyordu.   

15-07/11/_mar0661-1436598658.jpg

Fotoğraf: Indigital

Bu koleksiyon Maison Margiela koleksiyonundan ziyade John Galliano'nun kişisel moda duruşunu yansıtmış. Kıyafetlerin bazıları, özellikle de kırkyama tığ işi karelerden oluşan etek, gerçekten çarpıcı ve giyilebilirdi.  

Kumaşların arkada tıpkı yontulmuş bir sırt çantası gibi toplandığı mont olmak üzere bütün büyük montlar cesur ve güzeldi. 

Topuklara eklenmiş pleksi kanatları bir kenara koysak bile Galliano'nun hâlâ çok yaratıcı olan zihninde giyilebilir, hazır giyime de aktarılabilecek birçok yeni fikir olduğu kesin.  

15-07/11/00190h_426x639.jpg

Fotoğraf: Indigital

Ancak Margiela defilesi, Paris'in bu kısaltılmış couture sezonunda can alıcı soruyu sormamıza sebep oluyor. 21. yüzyılda couture ne anlama gelmeli? Klasik koleksiyon fotoğrafçılarının ilgilerini çekmek için klişe haline gelmiş abartılı kıyafetlerin tasarlandığı bir deney sahası mı? 

Yüksek modaya harcayacak vakitleri ve paraları olan insanları bulmak zor değil, bu aşikar. Couture haftasına bir de Karl Lagerfeld'in Fendi kürklerinin, defilelerini İtalya'da yapan Valentino ve Dolce&Gabbana'nın eklenmesi çokça para harcayan bir sürü insan olduğunu kanıtlıyor.  

Umarım hayal gücü güçlü bir müşteri Margiela'nın en iyi zanaatkar parçalarından birini satın alır ve bu kıyafetin üzerinde, couture'ün mümkün kılması gerektiği şekilde John'la yakından çalışır.  

Maison Martin Margiela Sonbahar/Kış 2015 Couture Koleksiyonu

Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: JOHN GALLİANO , MAİSON MARTİN MARGİELA