04 Aralık 2014

Bellissima!

YAZI: SUZY MENKES

Roma'daki Maxxi müzesinde "Bellissima: İtalya ve Lüks Moda" sergisi.
 
Roma'daki Maxxi müzesinde "Bellissima: İtalya ve Lüks Moda" sergisi.
 
Suzy, Carla Fendi ile beraber.  
 
Miuccia Prada ve Stefano Tonchi sergiyi hayranlıkla gezerken. 
Fotoğraf hakkı: Musacchio, Ianniello Napolitano, MAXXI vakfı. 
 
Maxxi Müzesi Bellissima sergisinde kırmızı Valentino elbise. 
 
Rosita Missoni ve Miuccia Prada Bellissima sergisinde.  
 
Soldan Sağa: Miuccia Prada, küratorler Stefano Tonchi, Maria Luisa Frisa ve Anna Mattirolo. 
Fotoğraf hakkı: Musacchio, Ianniello Napolitano, MAXXI vakfı. 
 
Laudomia Pucci, 60'lı yıllarda babası Emilio Pucci tarafından tasarlanan turkuaz rengi bir elbisenin önünde poz veriyor. 
 
Laudomia Pucci 
 
Yüksekli alçaklı sergi alanının öbür ucunda, Anna Zegna annesinin dolabından miras kalan Mila Schön kıyafeti içinde duruyordu.   
 
Anna Zegna, açılış galasında annesinin dolabından miras Mila Schön kıyafeti içinde. 
 
Ancak "Bellissima, İtalya ve Lüks Moda 1945-68" sergisindeki diğer isimlerin çoğu tanınmayan isimlerdi (Sergi 2 Aralık-3 Mayıs arasında). Sergi, İtalya'da sinema, sanat ve modanın küllerinden yeniden inşa edilmesi gerektiği savaş sonrası dönemi kapsıyor.  
 
"Tiber'deki Hollywood" döneminin film yıldızları Ava Gardner, Anita Ekberg veya Lana Turner, büyük ihtimalle onları giydiren tasarımcılardan daha iyi biliniyorlardı.  
 
Roma'daki çağdaş sanat müzesinde böylesi merak uyandırıcı bir sergi açarak ve bilinmeyeni ortaya çıkararak elde edilen sonuç, Maxxi Vakfı Başkanı Giovanna Melandri'nin modayı sanatla buluşturma hayalini gerçekleştirdi. 
 
Savaş sonrası dönem hakkında, Melandri "O dönemde modernite vardı çünkü sanat ve moda arasında verimli bir ilişki söz konusuydu." diyor.  
 
Açılış etkinliğinde, sonradan ünlenen Carla Fendi, Gucci'nin şimdiki tasarımcısı Frida Giannini ve Rosita ile Angela Missoni gibi gösterişli isimlerin katılımı fazlaydı.  
 
Londra'daki Victoria & Albert müzesinin geçen yılki sergisi şu anki İtalyan moda endüstrisine odaklanırken Bellissima daha çok İtalyan modasının ilk adımlarıyla ilgili. (Elbette, Ferragamo'nun asil ve süslü ayakkabıları da tabloyu tamamlamak için sergide yer alıyordu.) 
 
Bu zekice ve görsel olarak albenili sergi üç küratörün ellerinden çıktı: Maria Luisa Frisa, Anna Mattirolo ve Stefano Tonchi. Paris'in görkemli haute-couture yıllarının gölgesinde büyüyen İtalyan modasının anlaşılmasını sağlamakta başarılıydılar.  
 
Yani, Balenciaga asil siluetler oluşturmakla, Christian Dior annesinin geçmişinden kalan kafesli korselere sahip elbiseler tasarlamakla meşgulken İtalya bambaşka bir modernite oluşturmaya başlamıştı. Stefano Tonchi, bana Roberto Capucci'nin tasarladığı bir montta tıpkı Lucio Fontana'nın sanatında rastlanan minimalist havayı gösterdi; ve tasarımlarını daha önce hiç görmediğim Germana Marucelli'nin 1962 tasarımı, Paolo Scheggi tarafından elle boyanmış şantuk elbiseyi de gösterdi. Bu elbise, 90'ların Prada'sı deseler inanırdım, ancak bunu yemekte Miuccia'ya söyleyecek cesareti bulamadım. 
 
60'lı yıllardan zikzaklı vizon Fendi kürkü, Karl Lagerfeld'in ilk tasarımlarının bütün karakteristik özelliklerini taşıyor.  
 
Sergi, uzun ve yüksekli alçaklı bir platformun üzerindeydi ve "sanatsal"dan "egzotik"e kadar 8 kategoriye ayrılmıştı. "Siyah-beyaz" kategorisinde 60'lı yıllardan zikzak vizon bir Fendi kürkü gördüm ve bunun, genç ve ünsüz Karl Lagerfeld tarafından tasarlandığına dair iddiaya girebilirdim. 
 
Bu bölümler, aksesuarlarla zenginleştirilmişti, özellikle de serginin sponsoru Bulgari'nin çarpıcı ve renkli mücevherleriyle. 1967 tasarımı, çok çağdaş gözüken, yakut, zümrüt, safir ve elmaslarla bezeli altın bir kolyede gözüm kaldı. Ayrıca, Coppola ve Toppo'ya ait gümüş kaplama alüminyum üstüne kristalden yapılma çılgın mücevher koleksiyonunun büyüsüne kapıldım. Carla Fendi'nin taktığı ve 60'lı yıllara çok uyan gümüş disk mücevhere de bayıldım.  
 
Yakut, zümrüt ve elmastan oluşan 60'lı yıllara ait Bulgari kolye. 
 
Filmlerden ve moda defilelerinden klipler gösteren minik ekranlar hem eğlenceli hem de moderndi. Sorello Botti'den hareketli elbiselerle, Simonetta'dan kokteyl elbiseleriyle ve Valentino'nun tarzının doğuşuyla sizi Roma'nın Cinecitta yıllarına götürüyorlardı.  
 
Alberto Burri'nin 1961 tasarımı kırmızı plastik güllerinin kırmızı bir Valentino elbisesinin üzerindeki aplike güllerin ilham kaynağı olduğunu görmek hoşuma gitti, aynı zamanda tasarımcılar Irene Galitzine ve Renato Balestra'nın ellerinden çıkan neredeyse aynı iki çim yeşili elbiseyi görmek görsel bir şok yaşattı. Elbiselerde kullanılan canlı renkler, Carla Accardi'nn 1950 yılına ait soyut bir kompozisyonundan alınmıştı.  
 
Galitzine, tıpkı Pucci gibi, yeni bir şeyin başlangıcıydı: günlük çekicilikleriyle rahat kıyafetler. Bu tarz, Galitzine'nin bol paçalı pantolonlarını ve Karl Lagerfeld'in tasarımcısı olduğu Tiziani ve Pino Lancetti'nin mini elbiselerini kapsıyor. 
 
Irene Galitzine'nin Neiman Marcus Sonbahar/Kış'60 için tasarladığı rahat bol kesim pantolon. 
Fotoğraf hakkı: Galitzine - Archivio Storico 
 
Daha sonra 60'lardan daha tanıdık kıyafetler gördüm: geometrik mini elbiseler. Tonchi, Paolo Scheggi'nin 1969 tasarımı kırmızı ve mavi küpleriyle Roberto Capucci'nin ondan 2 yıl önce tasarladığı kırmızı, siyah, beyaz plastik elbiselerini sergide yanyana koymalarını açıklıyor. 
 
Umarım moda aşıkları Roma'daki Maxxi'yi gidilecek yerler listelerine alırlar, aslında bu sergi başka ülkelerde de gösterilmeyi hak ediyor. Çünkü, Tonchi'nin de dediği gibi 20. yüzyıl modasına nasıl gelindiğine dair olan yapbozda kayıp parçalar var. 
 
Çeviri: Kardelen Berfin Kobyaoğlu

ETİKETLER: SUZY MENKES , BELLİSSİMA , İTALYAN MODASI , SERGİ