24 Ocak 2016

Bakterilerin Kraliçesi: Probiyotik

EDİTÖR: VALERİE DAYAN

Geçtiğimiz günlerde bir sabah, kendimi eve nasıl girdiğini bilmediğim bir probiyotik saşesini yoğurt, kefir, ananas, chia tohumu ve tarçından oluşan smoothie’min içine dökerken, yüzümde çok sağlıklı bir şey yaptığımı düşündüğümde oluşan gurur ifadesi beliriverdi. Ne de olsa artık diyete kinoa ve glutensiz şeyler eklemekle, gerçek bir sağlık savaşçısı olunmuyor, işin derinine inmek lazım. Ve duyduğuma göre, probiyotik iyi değil, çok iyi bir şey. En azından sağlıklı olduğunu düşündüğüm bütün arkadaşlarım öyle diyor. Hatta OpenBiome isimli bir şirket, insanların, aynı kadınların yumurtalarını dondurduğu gibi, bağırsaklarında bulunan iyi bakterileri dondurmasına imkan tanıyor. Kısa bir süre içinde farklı kişilerden duyduğum “Tadına dayanamıyorum ama her akşam bir bardak kefir içiyorum” cümlesinin devamında formalite icabı bağırsak, flora, iyi bakteri, enflamasyon gibi kelimeler ortaya atılıyor. Sindirim sistemimiz, bağırsaklarımız hangi arada bu kadar cool oldu? Kafa karışıklığımı gidermek için yaptığım araştırma sayesinde bakterilerin kraliçesini tanıdım.

 probiyotik

Prof. Dr. Reha Yavuzer, probiyotikleri vücudumuzda yaşayan dostlarımız olarak tanımlıyor. “Sağlıklı olduğumuz zaman sindirim sistemimizde yüz milyardan fazla dost bakteri bulunur. Bu dostlarımız sindirime yardımcı olur, bağışıklık sistemimizi destekler.” Dr. Hüseyin Nazlıkul’un nöralterapi kliniğinden Dr. Tijen Acarkan da probiyotikleri bağırsakların iç yüzeyinde yaşayan, sindirim, emilim, vitamin sentezi gibi görevleri olan ve bağırsak sağlığını koruyan mikroorganizmalar olarak açıklıyor. “Probiyotikler ve onların etkisini artıran prebiyotikler birlikte bağırsak florasını oluşturur. Sağlıklı bir flora, sağlıklı bir bedenin olmazsa olmazları arasında gelir.” Gerçekten de mikroskobik büyüklükteki bu bakteri ordusunun vücuda yapabilecekleri göz önüne alındığında, yoğurt, kefir, turşu, kombucha gibi besinleri veya (doktor tavsiyesi ile olması şartı ile) besin takviyelerini tüketmemek elde değil. Prof. Dr. Yavuzer, probiyotiklerin ince kalmaya yardımcı olduğunu, vücudu toksinlerden arındırma etkisi olduğunu, hormonları dengelediğini anlatıyor. Diyetisyen Güneş Aksüs ise özellikle kadınların kendine en iyi bakması gereken dönem olan hamilelik sırasında probiyotiğin vazgeçilmez olduğunun altını çiziyor. Ancak iyi bakterilerin en ilgi çekici kısmı, cilt güzelliğine de katkısı olması.

Sağlıklı olduğumuz zaman sindirim sistemimizde yüz milyardan fazla dost bakteri bulunur. Bu dostlarımız sindirime yardımcı olur, bağışıklık sistemimizi destekler.

Bu noktada binlerce yıl önce yaşamış olan Kleopatra’ya kredi vermek gerekiyor. Çünkü üç gün beklettiği, ekşimiş, faydalı bakteriler açısından zengin süt ile banyo yapan Kleopatra, tahminen o sıralar ismini bilmese de, probiyotiği güzellik amaçlı kullanan ilk kadınlardan. Prof. Dr. Yavuzer, probiyotiklerin karaciğeri temizlemesinin, cilt güzelliğine olan direkt katkısını anlatıyor: “Geleneksel tıpta karaciğerin deri ve göz sağlığında çok önemli olduğu bilinir. Temiz bir karaciğer, daha genç bir cilt, azalmış sivilce problemi, parlak ve ışıldayan gözlere sahip olmanızı sağlar.”  Antioksidan ve vitaminlerin emilimi de bağırsaklarda düzenlendiğinden, her ne kadar sağlıklı beslensek de, bu besinlerin faydasının yüzümüze optimal bir düzeyde yansıması için probiyotikler yardımı ile iyi çalışan bir bağırsak florası gerekli.

Cildinizin sağlıklı olmasını istiyorsanız öncelikle bağırsaklarınızla ilgilenmelisiniz.

Dr. Levent Türbedar, cildimizin bağırsaklarımızdan nasıl etkilendiğini anlamamız için iki haftalık bir test öneriyor. Bu test ise kontrollü bir beslenme düzeni içerisine girip gluten, şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durduktan sonra, probiyotik tüketmeye başlamaktan ibaret. Dr. Türbedar, “İki haftanın sonunda sindirim sisteminizin rahatladığını, çok daha sağlıklı bir cilde sahip olduğunuzu ve bağışıklığınızın güçlendiğinizi göreceksiniz” diyor ve ekliyor: “Cildinizin sağlıklı olmasını istiyorsanız öncelikle bağırsaklarınızla ilgilenmelisiniz.” 2013 yılında Massachusetts Institute of Technology’de yapılan bir araştırmada da, yedi gün boyunca yoğurtla beslenen dişi farelerin, eskiye oranla daha parlak ve gür tüylere sahip olduğu bulgusu ile, probiyotiğin güzellik üzerindeki olumlu etkisi iyice önem kazandı, hatta kozmetik ürünlerinin içerisinde bile kendine yer buldu. Darphin’in daha parlak ve genç bir cilt sağlayan serisi Exquisage, Clinique’in kızarıklığı önleyen ve güneşten koruyan ince yapılı fondöteni Redness Solution ve Elizabeth Arden’in cildin doğal savunmasını artıran serumu Superstart, gücünü probiyotikten alan ürünlere en yeni örnekler. Bakım ve güzellikle biraz ilgilenen herkes “güzellik içten gelir” sözünü duymuştur. Artık ne yaptığımı bilerek diyetime eklediğim probiyotiklerle yakından tanışmamdan sonra bu cümlede küçük bir değişiklik yapıyorum: Güzellik bağırsaktan gelir.  

ETİKETLER: PROBİYOTİK , BESLENME , SAĞLIK