MODA

30 Mayıs 2017

Cristóbal Balenciaga: Efsane ve Mirası

YAZI: SUZY MENKES

 17-05/28/cris1-1495993352.jpg

Şeftali rengi, ipek organze gece elbisesi “La Tulipe”’in röntgeni, Balenciaga for EISA, İspanya, 1965. Fotoğraf Kredisi: Nick Veasey, 2016


Özenle yontulmuş bir heykel gibi görünen lal rengi elbisenin altında ne var? Çemberlerin ve kemiklerin hayaletimsi röntgeni, Christian Dior’un “hepimizin ustası” olarak adlandırdığı, İspanyol tasarımcı Cristóbal Balenciaga’nın sanatının bugüne kadarki en dramatik sunumu. İlk elbisenin hemen yanında dümdüz inen ve kusursuz şeklinin sırrı sıra sıra dizili, ufak ağırlıklarda gizli bir diğer elbise duruyor.

17-05/28/cris2.jpg
İpek tafta Cristóbal Balenciaga gece elbisesi, ön ve arka görünüm, Paris, 1954. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Londra’daki Victoria and Albert Museum’un “Balenciaga: Shaping Fashion” sergisi, adli fotoğrafçı becerilerini modaya uygulayan röntgen sanatçısı Nick Veasey ile heykelimsi tasarımların altında yatanı açığa çıkarıyor.

17-05/28/cris4-1495993508.JPG
Demna Gvasalia for Balenciaga ceket, Sonbahar/Kış 2016. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Ancak küratör Cassie Davies-Strodder için, London College of Fashion öğrencilerinin elinden çıkan Cristóbal’in dikiş kalıplarının kopyaları üzerinde çalışarak edindikleri teknik bilgi sergiyi hayata geçirmek için yeterli değil.


Küratörlüğünü Palais Galliera’nın yaptığı, Paris’teki Musée Bourdelle’de sergilenen şiirsel ve simsiyah “Balenciaga, l’oeuvre au noir” sergisinin etkisi, Balenciaga’nın İngiliz yorumunda yok.

17-05/28/cris5.jpg
"Balenciaga: Shaping Fashion" yerleştirmesi. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Ancak sorumluluk yalnızca, İspanyol tasarımcının işlerini didaktikliğe varan bir entellektüel yorumla sunan Londra’daki kürasyonda değil.

17-05/28/cris6.JPG
1960’lardan Balenciaga arşivinden bir elbise, skeç, ve moodboard. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London 

Sorun V&A’in kendisinde – sergiye ayrılan, aynı zamanda müzenin kalıcı moda sergisinin işlerini de barındıran küçük ve sıkışık zemin katı, ardından bir anda en üst kata açılan alan göz korkutuyor.

17-05/28/cris7.jpg
"Balenciaga: Shaping Fashion", üst kat. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Müzenin sonbahar sezonuna opera üzerine bir sergiyle başlayacak, Haziran sonu açılan ek bölümüyle modaya biraz yer açılacağını umalım. 2015 tarihli Alexander McQueen retrospektifi “Savage Beauty” mesajının netliğini açık, büyük bir alanda olmasına borçluydu

17-05/28/cris8-1495993876.jpg"Balenciaga: Shaping Fashion" yerleştirmesi. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Şov, Chicago History Museum’dan ödünç alınmış, üç pofuduk kata sahip çimen yeşili bir elbiseyle açılıyor – sergideki diğer çoğu tasarım V&A arşivinden gelme.

Küratör Cassie Davies-Strodder yeşil elbiseyle ilgili, “Vücudu kısıtlamak yerine soyutlaştıran, Balenciaga’nın fikirlerinin özünü yansıtan bu elbise 1961 yılından. O kadar modern ve tuhaf bir tasarım ki ziyaretçiler 90’lar başı “Comme des Garçons” sanıyor.” diyor.


17-05/29/cris9-1496075899.JPGKüratör Cassie Davies-Strodder serginin üst katındaki Comme des Garçons elbiseyi düzenliyor. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Sergiye hakim etkileşim ve karşılaştırma fikri, başta zarif kıyafetler ve gösterişli şapkalara gönül vermiş ünlü Cristóbal hayranları ardında gizleniyor. Film yıldızı Ava Gardner, şatafatlı ve çoğu zaman kraliyet ailesi mensubu Balenciaga takipçilerinden yalnızca biri. Modellerin “belli yaşa gelmiş” kadınların önünde Balenciaga’nın zamanın yeni tasarımlarını sergilediği sunumların kısa videoları büyüleyici. Videolar arasında tasarımcıyı çalışırken gösteren, işine aşık couturier yanına odaklanan filmler de oldukça etkileyici.

Ancak bilgi parçacıkları ve detayların, yerlere uzanan eteklere sahip, asil bir Balenciaga abiyesi ile üst katta canlanacağına dair umutlar hemen yok oluyor. Daha büyük alana sahip üst katta Balenciaga’dan ilham alan geçmiş ve günümüz tasarımcılarının işleri küratörün hikayesinin ikinci bölümünü yaratıyor.

Üst kat, uzun süre Balenciaga’da kalıplarla çalıştıktan sonra kendi Uzay Çağı modernizmini yaratan André Courrèges, yine usta ile çalışma şansı bulmuş Emanuel Ungaro’nun elbiselerinin yanı sıra, Balenciaga markasını 21. yüzyıla uyarlayan Nicolas Ghesquière ve Demna Gvasalia tasarımlarına ev sahipliği yapıyor.

 17-05/29/cris10-1496076869.jpgNicolas Ghesquière for Balenciaga pelerin, elbise ve bot, Paris, Sonbahar/Kış 2006. Fotoğraf Kredisi: Victoria and Albert Museum, London

Oscar de la Renta ve Hubert de Givenchy, çıraklığını yaptıkları ismin ayak izlerini takip edenler arasında. 1968’de giyime hazır akımı ile modaevini kapatan orijinal Balenciaga’sı ile günümüzün Molly Goddard gibi isimlerini eşleştirmek küratör için zor olmuş olmalı. Ana hikayeye ek görevi gören Givenchy, Ghesquière ve diğerlerine odaklanan eşleştirmeler, güçlü görseller eşliğinde Lesley Ellis Miller’ın sergi ile aynı adı taşıyan kitabında biraraya gelmiş.

Davies-Strodder, “Balenciaga çoğu açıdan bir vizyoner ancak aynı zamanda gelenekselci bir yanı da var. Giyime hazıra asla geçmeyecek kadar geleneksel ama yarattığı şekiller ve kullandığı malzemelerle vizyoner. Bence ilginç bir tezat.” diyor. 
17-05/29/cris11.jpgElise Daniels, Balenciaga takımıyla Le Marais, Paris’te sokak sanatçılarıyla, 1948. Fotoğraf Kredisi: Richard Avedon, The Richard Avedon Foundation

Asıl tezat şu: Tarzları Balenciaga ile belli belirsiz bir etkileşimde olan tasarımcılara bu kadar alan tanımak yerine neden serginin ana odağı olan İspanyol moda devine yer verilmemiş? Chanel ve Dior’a kıyasla insanlar tarafından daha az bilinen hem de İngiltere’deki ilk Balenciaga sergisi olma özelliğine sahip bir müze için küratör doğru bir yol izlememiş.

Bilgilendiricilik açısından mükemmel bir şov, kıyafetleri kategorilere ayırmak ve her dönemin ruhu, yaşam tarzını anlatmak iyi bir fikir. İngiliz moda öğrencilerine kıyafetleri “tuvallerine” böldürmek teoride orijinal bir tasarı olsa da uygulanabilir değil. Çocukken dikiş dikmeyi öğrenen Cristóbal Balenciaga, Kuzey İspanya’daki Getaria’da terzilik yapan annesine yardım ederdi. 12 yaşında kasabadaki terzilerden birine çırak oldu, 1937’de Paris’te kendi atölyesini açtığında halihazırda 30 yıllık deneyime sahipti. Onu çalışırken gösteren filmleri izlemek zanaatkarlık üzerine bir ders niteliğinde.

17-05/29/model-wearing-balenciaga-orange-coat-as-i-magnin-buyers-inspect-a-dinner-outfit-in-the-background-paris-france-1954-mark-shaw-mptvimagescom.jpgMagnin alıcıları sergilenen turuncu Balenciaga paltoyu incelerken, Paris, 1954. Fotoğraf Kredisi: Mark Shaw

Dünyanın dört bir yanında Balenciaga’nın 100. yaşını kutlayan sergiler mevcut. Paris versiyonunun arka planında, elbiselerin formunu yankılayan heykeller ve elbiseler dışındaki her şeyin siyah olması tasarımların gücünü türlü doku ve gölgelerle gözler önüne seriyordu bu nedenle etkileyiciydi. Palais Galliera’nın işiyle hayranlık uyandıran küratörü Olivier Saillard, moda hakkındaki ansiklopedik bilgileriyle eşleşen ölçüde görsel hayal gücüne sahip. Ve heykellere adanmış bir müzede Balenciaga ve tasarımları için asil bir eş bulmuş. Dantel, ipek, parlak kumaşlar, silüetlerle yarışan dokulu etkiler, volümler ve drapeler siyah yerleştirmelere ince derinlikler katıyor. Elbette bir de Cristóbal’in renk evrimi var – grafik efektli geometrik çizgilerden oluşan desenler veya siyah dantele kondurulmuş tatlı, pembe bir kurdele. Palais Galliera ve Musée Bourdelle işbirliğiyle yayınlanan “Balenciaga, l’oeuvre au noir” kitabı ise rahat, sade ve sanatsal.

17-05/29/crist-bal-balenciaga-at-work-paris-1968-photograph-henri-cartier-bresson-henri-cartier-bresson-magnum-photos.jpgCristóbal Balenciaga çalışırken, Paris, 1968. Fotoğraf Kredisi: Henri Cartier-Bresson, Magnum Photos

İki şovun da bize soruları var: Ziyaretçileri görsellik ve bilgi ile mi etkilemek mi daha iyi yoksa Cristóbal’in 100 yıl önce couture kariyerine başladığından bu yana tanınmaz ölçüde değişen bir dünyayı daha iyi anlatmak için koleksiyonu parçalarına ayırıp, anlamaya çalışmak mı?

Belki de cevap her ikisindedir. Yine de belirtmeliyim, Paris’teki Balenciaga şovu göz yaşartıcı derecede güçlüydü. Her ne kadar tasarımcının işlerinin röntgenini görmek ilgi çekici olsa da, ben Christian Dior’a katılıyorum: “Haute couture bir orkestraysa orkestra şefi Balenciaga, biz diğerleri onun müzisyenleriyiz ve onun yönlendirmesini izleriz.”

Çeviren: Su Sonia Herring

ETİKETLER: CRİSTOBAL BALENCİAGA , BALENCİAGA , PARİS , LONDRA , VİCTORİA & ALBERT MUSEUM