03 Eylül 2017

Jonathan Anderson'dan Domestik Sanat

YAZI: HANNAH MARTİN

FOTOĞRAF: DANİLO SCARPATİ

17-08/21/ev-1-1503321628.jpg

Jonathan Anderson obsesif biri. Örme giysilerin yapılarına, Isamu Noguchi’ye, Magdalene Odundo’ya karşı takıntısı var. Odundo için, “Son yüzyılın en önemli seramik sanatçısı,” diyor, hatta bugün erken saatlerde, Odundo’nun bir parçasını koleksiyonuna katmış. Hayranlık duyduğu çağdaş sanatçılar da, 17. yüzyıldan kalma bir el işi Fransız battaniye de, Anderson’ı aynı ölçüde heyecanlandırıyor.

Prestijli İspanyol modaevi Loewe’nin yaklaşık dört yıldır kreatif direktörlüğünü yürüten 32 yaşındaki Kuzey İrlandalı moda tasarımcısı, gömlekler, elbiseler ya da fil şeklindeki çantaların ötesine geçerek, hayatın en önemli alanı dediği “ev” ile daha derinden ilgilenmeye başladı.

“Birçok proje için çalışmayı seviyorum ben.” Loewe’nin Milano’daki mağazasının avlusunda Anderson’la sohbet ediyoruz. Markanın İtalya’daki sancak gemisi olan bu mağazada Anderson’ın en yeni projesi, 25 parçalık mobilya koleksiyonu sergileniyor. “Mobilya tasarlamak benim için daima bir fanteziydi.

17-08/21/ev-2.jpg

”Genç tasarımcının oturduğu metal sandalye bu koleksiyonun bir parçası. Loewe modaevi ile uzun yıllar işbirliği yapan İspanyol mimar Javier Carvajal’ın 1950’lerde tasarladığı bir koltuktan yola çıkılarak yaratılmış. “Sandalyenin kol ve ayaklarını metal borumsu bir formdansa köşeli bir forma indirgemek istedim,” diyor. Anderson’ın ev dekorasyonu alanında sunduğu üçüncü fakat en kapsamlı bu koleksiyondaki parçaların çoğu, tasarımcının geniş görsel kütüphanesinden izler taşıyor. Sert köşeli geometrik şekiller ve sandalyeler, banklar ve paravan, İngiliz Arts and Crafts akımından mimar Edward William Godwin’e selam duruyor. Sandalyelerin üzerine konulan kat kat renkli kare parçaların ilhamı ise bir çağdaş sanat ustasından, Felix Gonzalez-Torres’den geliyor. Torres’in, galeri ziyaretçilerinin üzerinden birer yaprak alabileceği, kağıt yığınlarından oluşan heykelleri çok meşhur. “Derinin, en ham halinin nasıl kullanılabileceğini göstermek istedik” diyor.

jonathan anderson

Her sandalye, rengarenk deri kare minderlerle satılıyor; ister değiştirerek kullanın, ister üst üste yığarak tabure yapın (üstte). Anderson’ın el örgü minderleri olan metal sandalyelerinden ikisi

Anderson, “Müzelere gitmek bana zor geliyor,” diye itiraf ediyor. “Ev gezmeyi daha çok seviyorum.” Yalnızca Milano Tasarım Haftası dolayısıyla şehre gelmiş olsa da, kısıtlı vaktinde Villa Necchi Campiglio’yu ziyaret etmeyi başarmış. Burası Piero Portaluppi’nin 1930’larda tasarladığı, sonraları Tomaso Buzzi tarafından yeniden  dekore edilen görkemli bir malikane. “Her şeyin nasıl da yerli yerinde durduğunu görmek insanı etkiliyor” diyor. Hemen sonra, İngiltere Cambridge’deki Kettle’s Yard’ın kendisine olağanüstü ilham veren yerlerden biri olduğunu ekliyor. “Dekorasyonda kullanılan tüm öğeler, ister bir Miro tablosu, ister cam bir küre olsun, aynı sanatsal ağırlığı taşıyor.”

17-08/21/ev-3.jpg

Tasarımcı, mobilya koleksiyonuna hazır giyim koleksiyonlarına benzer bir üslupla yaklaşmış ve başvurduğu onlarca farklı referansı aynı potada eritmeyi başarmış; tabii ince zekası ve espri anlayışını da katarak... “Dekorasyonda her zaman alışılmışın dışında bir öğe bulundurmak gerek” diyor. Onun bu kendine has domestik alanını dolduran parçaların her biri, bir avuç usta zanaatkar tarafından atölyelerde, el emeğiyle imal edilmiş. İncecik hafif seramikler, İspanyol bir sanatçı tarafından yapılmış ve derilerle süslenmiş. Arts and Crafts döneminin meşhur ahşap ustası Robert Thompson’ın torunlarından biri yardımıyla üretilen merdiven, çanak, paravan ve mum, Thompson’ın meşhur “minik fare” imzasını taşıyor. Anderson, Provence işi bir 17. yüzyıl battaniyesinin görüntü ve dokusunu elde etmek için, Hint dokumacılardan oluşan bir grupla çalışarak işin tekniğini öğrenmiş. Bu dekorasyon unsurlarına şaşırtıcı bir tat ve renk katma amacıyla tasarlanmış, çıplak erkek figürlü örgü objeleri de atlamayalım, zira her yerdeler. Genç tasarımcı, bu koleksiyonu görmek için avluya doluşan kalabalığı seyrederek gülümsüyor ve “İşin özü şu,” diyor: “Evimde olmasını istediğim parçaları tasarlamak.”

ETİKETLER: JONATHAN ANDERSON , DEKORASYON