29 Nisan 2017

Cildin Yeni Kalkanı: Yararlı Mikroplar

cilt sağlığı

 Model Frederikke Sofie, yeni Dior Life Collection’ın yüzlerinden biri. Fotoğraf: Theo Wenner

Nina ile ilk kez, Sovyetler Birliği dağılmadan hemen önceki günlerde karşılaşmıştım. O zamanlar, Moskova’da henüz büyük kozmetik markaları birbiri ardına mağaza açmamışlardı tabii. Cildine Paris kremlerinin hiçbiri değmemiş olsa da Nina’nın pürüzsüz ve ışıltılı hali çok etkilemişti beni. Fermente edilmiş süt olan kefiri yüzüne sürdüğünü anlatmıştı, bu yoğurdumsu üründe bulunan lactobacillus bakterileri ve daha birçok canlı mikroorganizma cilde rahatlık veriyor, kızarıklıkları önlüyordu. Bu bilgi o zamanlar beni hem ürpertmiş hem de çok ilgimi çekmişti. Şimdi, otuz yıl sonra, güzellik endüstrisi, bedenimizde bulunan bakteri, virüs ve mantar gibi mikroorganizmalardan oluşan mikrobiyomun cilt bakımındaki önemini keşfetmiş görünüyor.

Dermatologlar ve kozmetik firmaları, şu sıralar, cildimizin doğal bakteri ekosistemini korumamız gerektiği konusunda hemfikir. Bu, sağlıklı ve dengeli bir cilde sahip olmanın baş koşulu gibi görünüyor.

2007’de faaliyete geçen, binlerce bilim insanı tarafından yüz milyonlarca dolarlık araştırmalara imza atan İnsan Mikrobiyom Projesi, genlerimizin yüzde 99.9’unun ortak olduğunu, ancak derimizin mikrobiyal kaplamasının sadece yüzde 10’unun benzerlik gösterdiğini ortaya koydu. Yani, cilt kimliğimizi belirleyen ve benzersiz kılan, üzerimizdeki mikroskopik yaratıklar. Dior Beauty’nin bilimsel direktörü Edouard Mauvais-Jarvis, “15’inci yüzyılda çığır açan keşiflere benziyor bu” diyor. Cilt bakımında bilinen ve doğru kabul edilen her şeyi altüst eden bir gelişmeden söz ediyoruz. Mauvais-Jarvis, Dior Life adıyla piyasaya sürülen, yüzey mikrobiyom destekleyici, pastel tonlu maskeler, kremler ve temizleyicilerden oluşan koleksiyonun ardındaki isim. Bu koleksiyon, Dior’un ilk katkısız bakım serisi aynı zamanda.

cilt bakımı

ELISABETH ARDEN Superstart Skin Renewal Booster, 266TL DIOR Oil-to-Milk Makeup Removing Cleanser, Fiyatı henüz belli değil CLINIQUE Makeup SPF15 with Probiotic Technology, 129 TL

YENİ ÇÖZÜMLER:Son geliştirilen ürünler, cildimizin mikroflorasını koruyarak dış etkenlere karşı kalkan görevini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Bazı araştırmalar, sahip olduğumuz mikrofloranın doğum sırasında annelerimizden bize geçtiğini öne sürüyor. Bu bilim insanlarının savı, söz konusu mikroskopik organizmaların, doğumumuzdan itibaren vücudumuzdaki iyi bakterileri besleyip, patojenik yani kötü bakterilerle savaştığı. Bağışıklık sistemi ile ortaklaşa çalışan bu organizmalar, cildimizin dış etkenlere karşı olan kalkanını güçlendiriyorlar. Manhattan’lı dermatolog Whitney Bowe, “Bu kalkan zarar gördüğünde, cildimizin nem tutuşu azalır” diyor, “Ayrıca alerjen ve tahriş edici maddeler deri içine nüfuz ederek kronik iltihaplanmalara yol açar.” Bowe’un bahsettiği potansiyel cilt yangıları, egzema, rosacea, akneler ve sedef hastalığı.

Cilt temizliğinin günümüzde neredeyse obsesyona varan bir durum olması da işleri kötüleştiriyor gibi görünüyor. Asit içeren losyonlar, peeling maddeleri, antibiyotikler ve antimikrobiyal sabunlar, yüzey bakterilerini yok ederek bağışıklık sistemimizi bozuyorlar.

Cilt temizliğinin günümüzde neredeyse obsesyona varan bir durum olması da işleri kötüleştiriyor gibi görünüyor. Asit içeren losyonlar, peeling maddeleri, antibiyotikler ve antimikrobiyal sabunlar, yüzey bakterilerini yok ederek bağışıklık sistemimizi bozuyorlar. Geçen sene FDA, on dokuz antimikrobiyal kimyasalın kullanımını yasakladı. Çevresel toksinlerin, ultraviyole ışınların, stresin ve sıkı diyetlerin sonucunda, mikrobiyomumuzu, insan türünün varoluşundan beri ilk kez bu denli tehdit altında bırakıyoruz.

Bu sindirim sistemi/cilt/beyin simbiyozu, New Yorklu gastroenterolog Roshini Raj’ı, ağız yoluyla alınan probiyotiklere benzer işlevli topikal bakım serisi geliştirmeye itmiş. 2014’te lanse edilen Tula adındaki on bir üründen oluşan koleksiyon, Raj’ın deyimiyle, “Sindirim sisteminde harikalar yaratan bakteri kültürlerinin cilde uygulanması.” Multi-Spectrum Overnight Skin Rescue Treatment adını verdiği tedavisinde lactobacillus ve bifida fermente lisatları bulunuyor, bunlar, cilt kalkanını güçlendirip bağışıklık sistemine destek oluyorlar.

San Diego’daki University of California profesörlerinden Rob Knight, mikrobiyom araştırmalarıyla ilgili olarak, dört ayrı kozmetik firmasıyla görüşmeleri sürdürdüklerini belirtiyor. Knight ve ekibi, Tanzanya ile Güney Amerika yağmur ormanlarında yaşayan ilkel avcı topluluklarda araştırmalar yaparak, modern dünyadan etkilenmemiş bakteri örnekleri toplamaya çalışıyorlar. Bu mikroorganizmalardan hangilerinin yararlı, hangilerinin zararlı olduğunu tespit ederek cilt bakımında çığır açmayı hedefliyorlar. Ekibin umudu, cilt tahrişlerini ve hatta yaşlanmayı önleyecek sonuçlara ulaşmak. Onlar araştırmalarını yaparken biz de kefir tüketmeye devam edelim.

ETİKETLER: CİLT BAKIMI , SAĞLIK